Prisoner of War
Prisoner of War, Türk hukuk dilinde savaş tutsağı karşılığıyla kullanılan İngilizce bir hukuk terimidir.
Prisoner of War, Türk hukuk dilinde savaş tutsağı karşılığıyla kullanılan İngilizce bir hukuk terimidir. Terim, özellikle uluslararası insancıl hukuk alanındaki metinlerde hak, yükümlülük, yetki, usul veya kurum adını teknik biçimde ifade etmek için kullanılır.
Uygulamada bu kavram; kanun çevirilerinde, mahkeme kararlarında, sözleşmelerde, uluslararası belgelerde ve akademik hukuk metinlerinde anlam kaymasına yol açmadan kullanılmalıdır. İngilizce metindeki bağlama göre terim kimi zaman dar bir teknik anlama, kimi zaman da daha geniş bir hukuki kuruma işaret edebilir.
Karşılaştırmalı hukuk ve hukuk İngilizcesi bakımından Prisoner of War teriminin doğru anlaşılması, yalnızca kelime karşılığını bilmekle sınırlı değildir; kavramın kullanıldığı hukuk dalı, yargılama aşaması, belge türü ve taraflara doğurduğu sonuç birlikte değerlendirilmelidir.
Prisoner of War terimi, uluslararası insancıl hukuk bağlamında savaş tutsağı kavramını karşılamak için kullanılır. Resmi çeviri, sözleşme, karar ve dilekçe metinlerinde terimin bağlama uygun seçilmesi önemlidir.
Prisoner of War İngilizce hukuk terminolojisinde yerleşik bir ifadedir. Terimin anlamı, genel İngilizcedeki sözcük değerinden çok hukuk metinlerindeki teknik kullanımına göre belirlenir.
Bu terimle birlikte bakılabilecek başlıklar
İlgili ve tamamlayıcı başlıklar.

Kısa Tanım
Prisoner of War, uluslararası nitelikteki bir silahlı çatışma sırasında karşı tarafın eline geçen ve uluslararası insancıl hukuk uyarınca savaş esiri statüsünden yararlanan kişidir. Bu statü, kişinin bir suç işlediği veya cezaya mahkûm edildiği anlamına gelmez. Savaş esirliği, esas itibarıyla kişinin çatışmaya yeniden katılmasını önlemeye yönelik geçici ve koruyucu bir hukuki statüdür.
Savaş esirlerinin korunmasına ilişkin temel düzenleme, 12 Ağustos 1949 tarihli Savaş Esirlerine Yapılacak Muameleye İlişkin Üçüncü Cenevre Sözleşmesidir. 1977 tarihli I No.lu Ek Protokol de savaşçı ve savaş esiri kavramlarını tamamlayan hükümler içerir.
Savaş Esirliği Bir Ceza Değildir
Savaş esirinin tutulması, ceza soruşturması sonucunda verilen bir tutuklama veya mahkûmiyet kararı değildir. Hukuka uygun biçimde çatışmalara katılmış bir savaşçı, yalnızca düşman kuvvetlerine karşı savaştığı için cezalandırılamaz. Esir tutulmasının amacı, kişinin serbest bırakılması hâlinde yeniden çatışmaya katılmasını engellemektir.
Buna karşılık savaş esiri; savaş suçu, insanlığa karşı suç, soykırım veya çatışmayla ilgisi bulunmayan adi bir suç işlemişse yargılanabilir. Başka bir ifadeyle savaş esiri statüsü, hukuka uygun savaş fiilleri bakımından koruma sağlar; savaş suçları bakımından cezasızlık sağlamaz.
Savaş Esiri Statüsü Hangi Çatışmalarda Uygulanır?
Teknik anlamıyla savaş esiri statüsü yalnızca uluslararası silahlı çatışmalarda, yani kural olarak iki veya daha fazla devlet arasındaki silahlı çatışmalarda uygulanır. Savaş ilanının bulunması şart değildir. Devletler arasındaki fiilî silahlı çatışmanın başlaması, Cenevre Sözleşmelerinin uygulanması için yeterli olabilir.
Devlet ile ülke içindeki silahlı örgütler arasında veya devlet dışı silahlı grupların kendi aralarındaki uluslararası nitelikte olmayan silahlı çatışmalarda ise Üçüncü Cenevre Sözleşmesi anlamında savaş esiri statüsü bulunmaz. Bununla birlikte bu kişilerin hukuki korumadan tamamen yoksun olduğu söylenemez. Cenevre Sözleşmelerinin ortak 3. maddesi, teamülî uluslararası insancıl hukuk ve uygulanabildiği ölçüde insan hakları hukuku; öldürme, işkence, rehin alma, aşağılayıcı muamele ve adil olmayan yargılamayı yasaklamaya devam eder.