Ters Kelepçe Hangi Hallerde Takılır?

Günümüzde kolluk uygulamaları içinde en çok tartışılan konulardan biri, kamuoyunda “ters kelepçe” olarak adlandırılan uygulamadır. Özellikle gözaltı, yakalama, sevk ve nakil işlemlerinde bu tedbirin hangi şartlarda uygulanabileceği, hangi hallerde ölçüsüz sayılacağı ve hukuka uygunluk sınırlarının nerede başladığı sıkça sorulmaktadır. Bu yazıda, ters kelepçenin mevzuattaki dayanakları, uygulanma koşulları, sınırlayıcı ilkeler ve hukuka aykırılık iddialarına karşı başvurulabilecek yollar ayrıntılı biçimde ele alınacaktır.
1. Ters kelepçe nedir, hukukta nasıl değerlendirilir?
“Ters kelepçe” ifadesi, mevzuatta çoğu zaman teknik bir tanım olarak yer almaz. Hukukî bakımdan bu uygulama, kelepçe kullanımı ve daha geniş anlamda zor kullanma araçları kapsamında değerlendirilir. Bu nedenle tartışmanın odağı, “ters” ibaresinden ziyade, kelepçenin hangi somut şartlarda, hangi amaçla, ne ölçüde ve ne kadar süreyle kullanıldığıdır.
Bu çerçevede kolluğun elindeki yetki, sınırsız bir takdir yetkisi değildir. Tam tersine, uygulamanın hukuka uygun sayılabilmesi için somut olayda kişinin kaçma riski bulunması, kendisi veya başkaları için tehlike oluşturması, direniş göstermesi, daha hafif tedbirlerin yetersiz kalması, uygulamanın ölçülü ve gerekli olması gibi unsurlar birlikte değerlendirilir.
Başka bir ifadeyle, ters kelepçe bir cezalandırma aracı değildir; yalnızca güvenlik ve kontrol amacıyla başvurulabilecek bir tedbirdir.
2. Kelepçe hangi kanunî dayanakla uygulanabilir?
Kelepçe kullanımına ilişkin temel dayanaklardan biri Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 93. maddesidir. Bu madde, yakalanan veya tutuklanan kişilerin nakli sırasında, kaçma ihtimali ya da kişinin kendisi veya başkaları bakımından hayat ve beden bütünlüğü açısından tehlike oluşturmasına ilişkin belirtiler varsa kelepçe takılabileceğini kabul eder.
CEZA MUHAKEMESİ KANUNU – Yakalanan veya tutuklanan kişilerin nakli
Yakalanan veya tutuklanarak bir yerden diğer bir yere nakledilen kişilere, kaçacaklarına ya da kendisi veya başkalarının hayat ve beden bütünlükleri bakımından tehlike arz ettiğine ilişkin belirtilerin varlığı hâllerinde kelepçe takılabilir.
Bu hükümden çıkan sonuç şudur:
Kelepçe, özellikle nakil aşamasında gündeme gelir ve ancak kaçma veya tehlike belirtisi varsa kullanılabilir. Dolayısıyla otomatik, rutin ya da herkes için aynı şekilde uygulanabilecek bir tedbir değildir.
3. Ters kelepçe hangi hallerde takılabilir?
Hukukî ve uygulamaya dönük değerlendirme yapıldığında ters kelepçenin takılabileceği başlıca haller şunlardır:
a) Kaçma riski varsa
Kişinin kaçmaya teşebbüs etmesi, kaçma yönünde somut davranışlar sergilemesi, kolluk kontrolünden kurtulmaya çalışması veya nakil sırasında kaçma ihtimalinin ciddi şekilde ortaya çıkması hâlinde kelepçe uygulanabilir. Bu durumda amaç, kişinin fiilen kaçmasını önlemektir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, “kaçabilir” şeklindeki soyut bir kanaatin yeterli olmamasıdır. Kaçma riski, somut davranışlarla desteklenmelidir. Örneğin kolluktan uzaklaşmaya çalışma, ortamı zorlayarak terk etme girişimi, sevk sırasında direniş, kaçış hazırlığına ilişkin somut emareler gibi olgular önem taşır.
b) Kişi kendisi veya başkaları için tehlike oluşturuyorsa
CMK m. 93’ün ikinci önemli ölçütü, kişinin hayat ve beden bütünlüğü bakımından tehlike arz etmesidir. Bu tehlike sadece kolluğa yönelik saldırı anlamına gelmez; kişinin kendisine zarar verme ihtimali de bu kapsamda değerlendirilebilir.
Örneğin saldırgan davranışlar, fiziksel mukavemet, kendine zarar verme eğilimi, başkasına saldırma ihtimali, taşıma sırasında kontrolsüz hareketler gibi durumlarda güvenlik amacıyla kelepçe kullanılması mümkün olabilir.
c) Direniş kırılmak isteniyorsa ve başka araçlar yetersiz kalmışsa
PVSK kapsamındaki zor kullanma yetkisi, direnişin mahiyetine ve derecesine göre uygulanır. Kolluk önce daha hafif yöntemleri denemeli, bunlar sonuç vermediği takdirde maddî güç araçlarına başvurmalıdır. Kelepçe de bu araçlardan biridir.
Bu nedenle, kişi sözlü uyarıya uyuyor, fiziksel direnç göstermiyor ve kontrol altında tutulabiliyorsa kelepçe uygulanması ölçüsüz sayılabilir. Buna karşılık aktif direnç varsa ve bu direnç başka suretle bastırılamıyorsa kelepçe uygulanması hukuka uygun kabul edilebilir.
POLİS VAZİFE VE SALAHİYET KANUNU – Zor ve silah kullanma
Polis;
a) Meşru savunma hakkının kullanılması kapsamında,
b) Bedenî kuvvet ve maddî güç kullanarak etkisiz hale getiremediği direniş karşısında, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde,
c) Hakkında tutuklama, gözaltına alma, zorla getirme kararı veya yakalama emri verilmiş olan kişilerin ya da suçüstü halinde şüphelinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve sağlayacak ölçüde,
d) Kendisine veya başkalarına, işyerlerine, konutlara, kamu binalarına, okullara, yurtlara, ibadethanelere, araçlara ve kişilerin tek tek veya toplu halde bulunduğu açık veya kapalı alanlara molotof, patlayıcı, yanıcı, yakıcı, boğucu, yaralayıcı ve benzeri silahlarla saldıran veya saldırıya teşebbüs edenlere karşı, saldırıyı etkisiz kılmak amacıyla ve etkisiz kılacak ölçüde, silah kullanmaya yetkilidir.
PVSK m. 16 doğrudan “ters kelepçe” ifadesini kullanmasa da, kolluğun maddî güç ve zor kullanma yetkisinin hukukî temelini oluşturur. Kelepçe uygulaması da bu çerçevede değerlendirilir.
d) Yakalama, gözaltı, tutuklama veya nakil işlemlerinde güvenlik ihtiyacı varsa
Kelepçe uygulamasının en tipik alanı, kişinin yakalanmasının ardından adliyeye, cezaevine, hastaneye veya başka bir kuruma sevk edilmesidir. Bu aşamada kaçma ihtimali, görevliyi itme veya yaralama riski, toplu hareket içinde kontrol kaybı, çevre güvenliği açısından tehlike bulunuyorsa kelepçe kullanılabilir. Ancak bu, her sevkte otomatik kelepçe takılacağı anlamına gelmez. Somut risk aranır.
4. Ters kelepçe otomatik bir uygulama değildir
Hukuka uygunluk bakımından en önemli ilke ölçülülük ilkesidir. Bu ilke, kolluğun kullandığı aracın amaca elverişli, gerekli ve dengeli olmasını gerektirir. Ters kelepçe, amaca ulaşmak için zorunlu değilse veya daha hafif yöntemlerle aynı sonuç alınabiliyorsa tercih edilmemelidir.
Bir başka ifadeyle kişi işbirliği yapıyorsa, kaçma girişiminde bulunmuyorsa, fiziksel direnç göstermiyorsa, sevk sırasında güvenlik riski somut değilse, ters kelepçe uygulaması hukuken tartışmalı hâle gelir.
Bu nedenle kamu görevlisinin “takdir yetkisi” vardır; ancak bu yetki sınırsız değildir. Her işlem, olayın koşullarına göre değerlendirilir.
5. Çocuklara ters kelepçe takılabilir mi?
Çocuklar bakımından hukukî rejim çok daha sıkıdır. Genel kural, çocuklara zincir, kelepçe ve benzeri aletlerin takılamamasıdır. Ancak zorunlu hâllerde, kaçmayı önlemek veya kendisinin ya da başkalarının hayat ve beden bütünlüğüne yönelik tehlikeyi bertaraf etmek için gerekli önlemler alınabilir.
ÇOCUK KORUMA KANUNUNUN UYGULANMASINA İLİŞKİN USÛL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİK – Çocuğun nakli
Çocuklara zincir, kelepçe ve benzeri aletler takılamaz. Ancak; zorunlu hâllerde çocuğun kaçmasını, kendisinin veya başkalarının hayat veya beden bütünlükleri bakımından doğabilecek tehlikeleri önlemek için kolluk tarafından gerekli önlem alınabilir.
Bu düzenleme, çocuklarda kelepçenin ancak istisnaî ve zorunlu durumlarda gündeme gelebileceğini göstermektedir. Dolayısıyla çocuklara yönelik otomatik ters kelepçe uygulaması hukukî bakımdan daha da sıkı denetime tabidir.
6. Hangi hallerde hukuka aykırılık doğar?
Ters kelepçe uygulamasının hukuka aykırı sayılabileceği başlıca durumlar şunlardır:
a) Somut risk olmaksızın uygulanması
Kaçma, saldırı veya tehlike belirtisi olmadığı hâlde kelepçe kullanılması ölçüsüz olabilir.
b) Direniş olmaksızın otomatik uygulanması
Kişi pasif durumda ise, kolluğa mukavemet etmiyorsa ve sevk işlemi risksiz ilerliyorsa kelepçe gereksiz görülebilir.
c) Tedbirin gereğinden uzun sürdürülmesi
İlk anda gerekli olan kelepçe, risk ortadan kalkmasına rağmen sürdürülürse hukuka aykırılık gündeme gelebilir.
d) Kişinin fiziksel durumuna uygun olmayan kullanım
Sağlık durumu, yaş, yaralanma, engellilik veya benzeri hususlar gözetilmeden kelepçe kullanılması, özellikle aşırı kuvvet kullanımı şüphesi doğurabilir.
e) Çocuklarda zorunluluk dışı kullanım
Çocuklara ilişkin istisnaî rejim göz ardı edilerek kelepçe uygulanması açık şekilde tartışma doğurur.
7. Hukuka aykırı ters kelepçe uygulamasına karşı ne yapılabilir?
Eğer ters kelepçenin ölçüsüz, keyfî veya yaralama doğuracak şekilde uygulandığı düşünülüyorsa, olayın özelliklerine göre şu yollar gündeme gelebilir:
- İdari başvuru ve şikâyet,
- Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusu,
- Kolluk hakkında disiplin süreci talebi,
- Maddi ve manevi tazminat istemi,
- Gerekirse delil tespiti ve rapor temini.
Bu aşamada en önemli husus, iddianın soyut kalmaması ve somut delillerle desteklenmesidir. Özellikle darp izi, doktor raporu, kamera kaydı, tanık beyanı, sevk tutanağı, olay yeri bilgisi gibi unsurlar büyük önem taşır.
8. Uygulamada dikkat edilmesi gereken ölçütler
Kolluğun hukukî sorumluluk doğurmaması için uygulamada şu ölçütlere dikkat etmesi gerekir:
- Somut tehlike değerlendirmesi yapılmalı Her kişi için aynı standart uygulanmamalıdır.
- En hafif araçtan başlanmalı Önce sözlü uyarı, ardından bedeni kontrol, zorunluluk varsa kelepçe.
- Tedbir amaca uygun olmalı Amaç güvenlik ise, güvenlik için gerekli olan kadar kullanılmalıdır.
- Tedbir sona erdirilmelidir Risk ortadan kalkınca kelepçe gereksiz şekilde sürdürülmemelidir.
- Özel gruplar gözetilmelidir Çocuklar, yaşlılar, hastalar ve yaralılar bakımından ayrı değerlendirme gerekir.
9. Son değerlendirme
“Ters kelepçe ne zaman takılır?” sorusunun cevabı, tek kelimeyle zorunluluk ve ölçülülüktür. Kolluk, her koşulda değil; ancak somut risk, kaçma ihtimali, saldırganlık, direniş veya güvenlik tehlikesi varsa kelepçe uygulayabilir. Bunun dışında yapılan her uygulama, hukuka aykırılık, şikâyet ve tazminat sorumluluğu doğurabilir.
Özellikle belirtmek gerekir ki, mevzuat ters kelepçeyi ayrı ve bağımsız bir kategori olarak değil, kelepçe ve zor kullanma yetkisi içinde değerlendirir. Bu sebeple değerlendirme, her olayın somut şartlarına göre yapılmalıdır.

💬Yorumlar ve Katkılar0 katkı
✎ Yorum / katkı ekle