Tanık
Tanık, uyuşmazlık konusu vakıa hakkında doğrudan veya dolaylı bilgi sahibi olan ve bu bilgisini mahkeme önünde açıklayan kişidir.
Tanık, uyuşmazlık konusu vakıa hakkında doğrudan veya dolaylı bilgi sahibi olan ve bu bilgisini mahkeme önünde açıklayan kişidir. Tanığın görevi hukuki yorum yapmak değil, algıladığı olayları doğru ve eksiksiz biçimde aktarmaktır.
Tanık beyanı, özellikle yazılı belgenin bulunmadığı veya olayın fiili yönünün aydınlatılması gereken hallerde önem taşır. Bununla birlikte tanığın anlatımı, diğer delillerle birlikte değerlendirilir; tek başına her zaman kesin ve tartışmasız sonuç doğurmaz.
Hukuk ve ceza yargılamasında olayın oluş biçimi, tarafların davranışları, ödeme, teslim, sözleşme görüşmeleri veya zarar olgusu gibi konularda kullanılır. Tanığın dinlenmesi, çağrılması ve beyanının değerlendirilmesi usul kurallarına tabidir.
Tanık Türkçe kökenlidir; tanımak ve tanıklık etmek fiilleriyle aynı anlam çevresindedir. Hukuk dilinde mahkeme önünde bilgi veren üçüncü kişiyi ifade eder.
Bu terimle birlikte bakılabilecek başlıklar
İlgili ve tamamlayıcı başlıklar.

Tanık, en genel anlamıyla, uyuşmazlık konusu olay hakkında mahkemenin doğruya ulaşmasına yardımcı olmak üzere beyan veren kişidir. Türk hukukunda tanıklık, hem ceza muhakemesinde hem de hukuk yargılamasında delil sisteminin önemli bir parçasıdır. Tanığın beyanı, çoğu zaman maddi vakıaların aydınlatılmasında belirleyici olur; ancak tanık beyanı tek başına her zaman kesin delil niteliğinde değildir. Hakim, tanık anlatımını diğer delillerle birlikte değerlendirir.
Ceza yargılamasında tanıkla ilgili temel düzenleme 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK)’dadır. Özellikle tanık çağrılması, tanıklıktan çekinme, yemin, dinlenme usulü, kimliğin korunması ve yalan tanıklık gibi konular CMK’da düzenlenir. Hukuk yargılamasında ise temel düzenleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’dır. HMK’da tanık gösterme şekli, tanığın dinlenme usulü, tanığın kimliğinin tespiti, disiplin yaptırımları ve tanık ücretleri gibi hususlar yer alır. Yalan tanıklığın ceza hukuku boyutu ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK)’da ayrıca düzenlenmiştir.
Tanık, hukuk düzeninde yalnızca “olayı bilen kişi” değildir; aynı zamanda maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına katkı sunma yükümlülüğü bulunan bir muhakeme süjesidir. Bu nedenle tanıklık, hem kamusal yönü olan hem de bazı durumlarda kişisel hak ve menfaatlerle çatışabilen bir delil aracıdır.
1) Tanığın hukuki anlamı
Tanık, taraflardan biri olmayan; fakat uyuşmazlığa konu olay, olgu veya davranış hakkında bilgi sahibi olduğu için mahkeme önünde dinlenen kişidir. Tanık:
Tanık beyanının değeri, tanığın olayla ilişkisine, olay anındaki algısına, tutarlılığına, taraflarla yakınlığına ve diğer delillerle uyumuna göre değerlendirilir. Bu sebeple tanık, otomatik olarak doğru kabul edilmez; beyanının inandırıcılığı ayrıca tartışılır.
2) Ceza yargılamasında tanık
Ceza muhakemesinde tanık, çoğu zaman suçun nasıl işlendiğini, failin kim olduğunu, olayın ne şekilde gerçekleştiğini ve suçtan doğan sonuçları açıklığa kavuşturur. Ancak ceza yargılamasında tanığın korunması da önemlidir. Bu nedenle:
Özellikle çocuk tanıklar, hassas tanıklar ve ağır tehlike altında bulunan tanıklar bakımından koruyucu usuller uygulanabilir.
3) Hukuk yargılamasında tanık
Hukuk mahkemelerinde tanık, tarafların iddia ve savunmalarını destekleyen bir delildir. Örneğin:
gibi alanlarda tanık deliline sıkça başvurulur.
Hukuk yargılamasında tanık delili, özellikle yazılı belgenin bulunmadığı veya olayların fiilen gerçekleşme biçiminin tartışmalı olduğu durumlarda büyük önem taşır. Bununla birlikte, bazı hukuki işlemlerde tanıkla ispat sınırlamaları bulunabilir; bu nedenle tanık delili her durumda serbestçe ve sınırsız kullanılmaz.
4) Tanığın görev ve yükümlülükleri
Tanığın temel yükümlülükleri şunlardır:
Bu yükümlülüklerin ihlali halinde disiplin para cezası, zorla getirme, disiplin hapsi veya ceza sorumluluğu doğabilir.
5) Tanığın hakları
Tanığın yalnızca yükümlülükleri değil, önemli hakları da vardır:
Bu haklar, tanığın adil ve güvenli biçimde dinlenmesini sağlar.
6) Tanıklıktan çekinme
Tanıklıktan çekinme, tanığın belirli ilişkiler veya meslekî sır nedeniyle tanıklık yapmaktan kaçınabilmesidir. Özellikle aile bağları bulunan kişiler, bazı yakınlarına karşı tanıklık yapmama hakkına sahip olabilir. Benzer şekilde avukatlık, hekimlik, diş hekimliği, eczacılık, ebeliğe ve bazı başka meslekî ilişkilere bağlı sırlar da korunur.
Bu kurumun amacı:
7) Yemin
Tanık, kanunun öngördüğü durumda yemin eder. Ancak çocuklar veya yeminin anlamını kavrayamayacak durumda olan kişiler yeminsiz dinlenebilir. Yemin, tanığın anlatımının ciddiyetini artıran usuli bir güvencedir; fakat tek başına beyanın doğruluğunu garanti etmez. Hakim yine de tüm delilleri birlikte değerlendirir.
8) Yalan tanıklık
Tanığın bilerek ve gerçeğe aykırı beyan vermesi, şartları oluştuğunda yalan tanıklık suçu doğurabilir. Bu, adaletin sağlıklı işlemesini doğrudan etkilediği için ciddi bir suçtur. Yalan tanıklık, sadece kişisel bir yanlış beyan değil; yargılamanın maddi gerçeğe ulaşmasını engelleyen kamusal bir ihlaldir.
Bununla birlikte, bazı hallerde cezada indirim ya da cezasızlık söz konusu olabilir. Özellikle kişinin kendisini veya yakınlarını koruma saikiyle gerçeğe aykırı beyan vermesi ya da karar verilmeden önce gerçeği açıklaması, ceza hukukunda özel sonuçlar doğurabilir.
9) Tanığın beyanının delil değeri
Tanık beyanı, tek başına yeterli olabileceği durumlar bulunmakla birlikte çoğunlukla diğer delillerle desteklenir. Hakim, tanığın:
değerlendirir. Özellikle menfaat ilişkisi bulunan, husumet taşıyan ya da olaydan dolaylı haberdar olan tanıkların beyanı daha dikkatli incelenir.
10) Tanığın güvenilirliğini etkileyen unsurlar
Tanığın güvenilirliğini etkileyen başlıca unsurlar:
Bu nedenle tanık beyanı her zaman “olduğu gibi” kabul edilmez; mahkeme tarafından süzgeçten geçirilir.
11) Uygulamadaki temel ayrım: ceza ve hukuk yargılaması
Tanık kurumu her iki yargılama türünde de vardır; ancak işleyiş farklıdır:
Dolayısıyla tanık hakkında konuşurken, hangi yargı kolunda olduğuna göre farklı kuralların uygulanacağını mutlaka belirlemek gerekir.
CEZA MUHAKEMESİ KANUNU - Tanıklıktan çekinme ve tanığın dinlenmesine ilişkin temel hükümler
CEZA MUHAKEMESİ KANUNU
Madde 43 – Tanıkların çağrılması
(1) Tanıklar çağrı kâğıdı ile çağrılır. Çağrı kâğıdında gelmemenin sonuçları bildirilir. Tutuklu işlerde tanıklar için zorla getirme kararı verilebilir. Karar yazısında bu yoldan getirilmenin nedenleri gösterilir ve bunlara çağrı kâğıdı ile gelen tanıklar hakkındaki işlem uygulanır.
(2) Bu çağrı telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, çağrı kâğıdına bağlanan sonuçlar, bu durumda uygulanmaz.
(3) Mahkeme, duruşmanın devamı sırasında hemen dinlenilmesi gerekli görülen tanıkların belirteceği gün ve saatte hazır bulundurulmasını görevlilere yazılı olarak emredebilir.
(4) Cumhurbaşkanı kendi takdiri ile tanıklıktan çekinebilir. Tanıklık yapmayı istemesi halinde beyanı konutunda alınabilir ya da yazılı olarak gönderebilir.
(5) Bu madde hükümleri, kişinin ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme önünde tanık olarak dinlenmesi halinde uygulanabilir.
Madde 44 – Çağrıya uymayan tanıklar
(1) Usulüne uygun olarak çağrılıp da mazeretini bildirmeksizin gelmeyen tanıklar zorla getirilir ve gelmemelerinin sebep olduğu giderler takdir edilerek, kamu alacaklarının tahsili usulüne göre ödettirilir. Zorla getirilen tanık evvelce gelmemesini haklı gösterecek sebepleri sonradan bildirirse aleyhine hükmedilen giderler kaldırılır. (Ek cümle:8/7/2021-7331/11 md.) Zorla getirme kararı; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi iletişim bilgilerinin dosyada bulunması hâlinde bu araçlardan yararlanılmak suretiyle de tanığa bildirilir.
(2) Fiilî hizmette bulunan askerler hakkındaki zorla getirme kararı askerî makamlar aracılığıyla infaz olunur.
Madde 45 – Tanıklıktan çekinme
(1) Aşağıdaki kimseler tanıklıktan çekinebilir: a) Şüpheli veya sanığın nişanlısı. b) Evlilik bağı kalmasa bile şüpheli veya sanığın eşi. c) Şüpheli veya sanığın kan hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyu. d) Şüpheli veya sanığın üçüncü derece dahil kan veya ikinci derece dahil kayın hısımları. e) Şüpheli veya sanıkla aralarında evlâtlık bağı bulunanlar.
(2) Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle tanıklıktan çekinmenin önemini anlayabilecek durumda olmayanlar, kanunî temsilcilerinin rızalarıyla tanık olarak dinlenebilirler. Kanunî temsilci şüpheli veya sanık ise, bu kişilerin çekinmeleri konusunda karar veremez.
(3) Tanıklıktan çekinebilecek olan kimselere, dinlenmeden önce tanıklıktan çekinebilecekleri bildirilir. Bu kimseler, dinlenirken de her zaman tanıklıktan çekinebilirler.
Madde 46 – Meslek ve sürekli uğraşıları sebebiyle tanıklıktan çekinme
(1) Meslekleri ve sürekli uğraşıları sebebiyle tanıklıktan çekinebilecekler ile çekinme konu ve koşulları şunlardır: a) Avukatlar veya stajyerleri veya yardımcılarının, bu sıfatları dolayısıyla veya yüklendikleri yargı görevi sebebiyle öğrendikleri bilgiler. b) Hekimler, diş hekimleri, eczacılar, ebeler ve bunların yardımcıları ve diğer bütün tıp meslek veya sanatları mensuplarının, bu sıfatları dolayısıyla hastaları ve bunların yakınları hakkında öğrendikleri bilgiler. c) Malî işlerde görevlendirilmiş müşavirler ve noterlerin bu sıfatları dolayısıyla hizmet verdikleri kişiler hakkında öğrendikleri bilgiler.
(2) Yukarıdaki fıkranın (a) bendinde belirtilenler dışında kalan kişiler, ilgilinin rızasının varlığı halinde, tanıklıktan çekinemez.
Madde 47 – Devlet sırrı niteliğindeki bilgilerle ilgili tanıklık
(1) Bir suç olgusuna ilişkin bilgiler, Devlet sırrı olarak mahkemeye karşı gizli tutulamaz. Açıklanması, Devletin dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine zarar verebilecek; anayasal düzeni ve dış ilişkilerinde tehlike yaratabilecek nitelikteki bilgiler, Devlet sırrı sayılır.
(2) Tanıklık konusu bilgilerin Devlet sırrı niteliğini taşıması halinde; tanık, sadece mahkeme hâkimi veya heyeti tarafından zâbıt kâtibi dahi olmaksızın dinlenir. Hâkim veya mahkeme başkanı, daha sonra, bu tanık açıklamalarından, sadece yüklenen suçu açıklığa kavuşturabilecek nitelikte olan bilgileri tutanağa kaydettirir.
(3) Bu madde hükmü, hapis cezasının alt sınırı beş yıl veya daha fazla olan suçlarla ilgili olarak uygulanır.
(4) Cumhurbaşkanının tanıklığı söz konusu olduğunda sırrın niteliğini ve mahkemeye bildirilmesi hususunu kendisi takdir eder.
Madde 48 – Kendisi veya yakınları aleyhine tanıklıktan çekinme
(1) Tanık, kendisini veya 45 inci maddenin birinci fıkrasında gösterilen kişileri ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olan sorulara cevap vermekten çekinebilir. Tanığa cevap vermekten çekinebileceği önceden bildirilir.
Madde 49 – Tanıklıktan çekinme sebebinin bildirilmesi
(1) Mahkeme başkanı veya hâkim veya Cumhuriyet savcısı tarafından gerekli görüldüğünde 45, 46 ve 48 inci maddelerde gösterilen hâllerde tanık, tanıklıktan çekinmesinin dayanağını oluşturan olguları bildirir ve bu hususta gerektiğinde kendisine yemin verdirilir.
Madde 50 – Yemin verilmeyen tanıklar
(1) Aşağıdaki kimseler yeminsiz dinlenir: a) Dinlenme sırasında onbeş yaşını doldurmamış olanlar. b) Ayırt etme gücüne sahip olmamaları nedeniyle yeminin niteliği ve önemini kavrayamayanlar. c) Soruşturma veya kovuşturma konusu suçlara iştirakten veya bu suçlar nedeniyle suçluyu kayırmaktan ya da suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmekten şüpheli, sanık veya hükümlü olanlar.
Madde 51 – Tanıklıktan çekinebilecek kimsenin çekinmemesi
(1) 45 inci madde gereğince tanıklıktan çekinebileceklere yemin verip vermemek hâkim veya mahkemenin takdirine bağlıdır. Ancak, tanık yemin etmekten çekinebilir. Bu hususun kendisine bildirilmesi gereklidir.
Madde 52 – Tanıkların dinlenmesi
(1) Her tanık, ayrı ayrı ve sonraki tanıklar yanında bulunmaksızın dinlenir.
(2) Tanıklar, kovuşturma evresine kadar ancak gecikmesinde sakınca bulunan veya kimliğin belirlenmesine ilişkin hâllerde birbirleri ile ve şüpheli ile yüzleştirilebilirler.
(3) Tanıkların dinlenmesi sırasındaki görüntü veya sesler kayda alınabilir. Ancak; a) Mağdur çocukların, b) Duruşmaya getirilmesi mümkün olmayan ve tanıklığı maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunlu olan kişilerin, Tanıklığında bu kayıt zorunludur.
(4) Üçüncü fıkra hükmünün uygulanması suretiyle elde edilen ses ve görüntü kayıtları, sadece ceza muhakemesinde kullanılır.
Madde 53 – Tanığa görevinin önemini anlatma
(1) Tanığa; a) Dinlenmeden önce, gerçeği söylemesinin önemi, b) Gerçeği söylememesi halinde yalan tanıklık suçundan dolayı cezalandırılacağı, c) Doğruyu söyleyeceği hususunda yemin edeceği, d) Duruşmada mahkeme başkanı veya hâkimin açık izni olmadan mahkeme salonunu terk edemeyeceği, Anlatılır.
Madde 54 – Tanıklara yemin verilmesi
(1) Tanıklar, tanıklıktan önce ayrı ayrı yemin ederler. Gerektiğinde veya bir kimsenin tanık sıfatıyla dinlenilmesinin uygun olup olmadığında tereddüt varsa yemin, tanıklığından sonraya bırakılabilir.
(2) Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcıları da tanıklara yemin verirler.
Madde 55 – Yeminin biçimi
(1) Tanığa verilecek yemin, tanıklıktan önce "Bildiğimi dosdoğru söyleyeceğime namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim." ve 54 üncü maddeye göre tanıklıktan sonra verilmesi hâlinde "Bildiğimi dosdoğru söylediğime namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim." biçiminde olur.
(2) Yemin edilirken herkes ayağa kalkar.
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU - Tanık deliline ilişkin temel hükümler
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU
Madde 240 – Tanık gösterme şekli
(1) Davada taraf olmayan kişiler tanık olarak gösterilebilir.
(2) Tanık gösteren taraf, tanık dinletmek istediği vakıayı ve dinlenilmesi istenen tanıkların adı ve soyadı ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunar. Bu listede gösterilmemiş olan kimseler tanık olarak dinlenemez ve ikinci bir liste verilemez.
(3) Tanık listesinde adres gösterilmemiş veya gösterilen adreste tanık bulunamamışsa, tarafa adres göstermesi için, işin niteliğine uygun kesin süre verilir. Bu süre içinde adres gösterilmez veya gösterilen yeni adres de doğru değilse, bu tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılır.
Madde 241 – Tanıklardan bir kısmının dinlenilmesiyle yetinilmesi
(1) Mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verebilir.
Madde 242 – Tanıklığın izne bağlı olduğu hâller
(1) Kamu görevlileri, görevlerinden ayrılmış olsalar bile, görevleri gereğince sır olarak saklamak zorunda oldukları hususlar hakkında, sırrın ait olduğu resmî makamın yazılı izni olmadıkça tanık olarak dinlenemezler. Bu izin, milletvekilleri hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar hakkında Cumhurbaşkanı ve diğerleri hakkında bağlı oldukları bakan veya kuruluşun amiri tarafından verilir.
(2) Tanıklık kamu yararına aykırı bulunmadıkça izin verilmesinden kaçınılamaz.
(3) Bu izin, mahkeme kararı üzerine yazı ile istenir ve izin verilince tanık davet edilerek dinlenir.
Madde 243 – Tanığın davet edilmesi
(1) Tanık davetiye ile çağrılır. Ancak, davetiye gönderilmeden taraflarca hazır bulundurulan tanık da dinlenir. Şu kadar ki, tanık listesi için kesin süre verildiği ve dinlenme gününün belirlendiği hâllerde, liste verilmemiş olsa dahi taraf, o duruşmada hazır bulundurursa tanıklar dinlenir.
(2) Davetiyenin duruşma gününden en az bir hafta önce tebliğ edilmiş olması gerekir. Acele hâllerde tanığın daha önce gelmesine karar verilebilir.
(3) Tanığı davet, gerektiğinde telefon, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, davete rağmen gelmemeye bağlanan sonuçlar, bu durumda uygulanmaz.
Madde 244 – Davetiyenin içeriği
(1) Tanıklara gönderilecek davetiyede; a) Tanığın adı, soyadı ve açık adresi, b) Tarafların ad ve soyadları, c) Tanıklık yapacağı konu, ç) Hazır bulunması gereken yer, gün ve saat, d) Gelmemesinin veya gelmesine rağmen tanıklıktan ya da yemin etmekten çekinmesinin hukuki ve cezai sonuçları, e) Adalet Bakanlığınca hazırlanan tarife gereğince ücret ödeneceği, yazılır.
Madde 245 – Çağrıya uyma zorunluluğu
(1) Kanunda gösterilen hükümler saklı kalmak üzere, tanıklık için çağrılan herkes gelmek zorundadır. Usulüne uygun olarak çağrıldığı hâlde mazeret bildirmeksizin gelmeyen tanık zorla getirtilir, gelmemesinin sebep olduğu giderlere ve beşyüz Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına hükmolunur. Zorla getirtilen tanık, evvelce gelmemesini haklı gösterecek sebepleri sonradan bildirirse, aleyhine hükmedilen giderler ve disiplin para cezası kaldırılır.
Madde 246 – Tanığa soru kâğıdı gönderilmesi
(1) Hâkim gerekli görülen hâllerde, sözlü olarak dinlenmesi yerine, belirlenecek süre içinde cevaplarını yazılı olarak bildirmesi için tanığa soru kâğıdı gönderilmesine karar verebilir. Bu şekilde işlem yapılması, tanığın vereceği cevabın hükme yeterli olup olmadığı hususunu hâkimin takdir etmesine engel olamaz. Hâkim, verilen yazılı cevapların yetersiz olması hâlinde, tanığı dinlemek üzere davet edebilir.
Madde 247 – Tanıklıktan çekinme hakkı
(1) Kanunda açıkça belirtilmiş olan hâllerde, tanık olarak çağrılmış bulunan kimse, tanıklık yapmaktan çekinebilir.
(2) Kişisel nedenlerle tanıklıktan çekinme sebeplerinin varlığı hâlinde, hâkim tanık olarak çağrılmış kimsenin çekinme hakkı bulunduğunu önceden hatırlatır.
Madde 248 – Kişisel nedenlerle tanıklıktan çekinme
(1) Aşağıdaki kimseler tanıklıktan çekinebilirler: a) İki taraftan birinin nişanlısı. b) Evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi iki taraftan birinin eşi. c) Kendisi veya eşinin altsoy veya üstsoyu. ç) Taraflardan biri ile arasında evlatlık bağı bulunanlar. d) Üçüncü derece de dâhil olmak üzere kan veya kendisini oluşturan evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi kayın hısımları. e) Koruyucu aile ve onların çocukları ile koruma altına alınan çocuk.
Madde 249 – Sır nedeniyle tanıklıktan çekinme
(1) Kanun gereği sır olarak korunması gereken bilgiler hakkında tanıklığına başvurulacak kimseler, bu hususlar hakkında tanıklıktan çekinebilirler. Ancak, 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu hükmü saklı kalmak üzere sır sahibi tarafından sırrın açıklanmasına izin verildiği takdirde, bu kimseler tanıklıktan çekinemezler.
Madde 250 – Menfaat ihlali tehlikesi nedeniyle tanıklıktan çekinme
(1) Aşağıdaki hâllerde tanıklıktan çekinilebilir: a) Tanığın beyanı kendisine veya 248 inci maddede yazılı kimselerden birine doğrudan doğruya maddi bir zarar verecekse. b) Tanığın beyanı kendisinin veya 248 inci maddede yazılı kimselerden birinin şeref veya itibarını ihlal edecek ya da ceza soruşturmasına veya kovuşturmasına sebep olacaksa. c) Tanığın beyanı, meslek veya sanatına ait olan sırların ortaya çıkmasına sebebiyet verecekse.
Madde 253 – Çekinmenin kabul edilmemesinin sonucu
(1) Tanık, kanuni bir sebep göstermeden tanıklıktan çekinir, yemin etmez veya göstermiş olduğu sebep mahkemece kabul edilmemesine rağmen tanıklık yapmaktan çekinirse beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar disiplin para cezasına ve bu yüzden doğan giderleri ödemesine hükmedilerek, yeniden dinlenilmek üzere yargılama başka güne bırakılır.
(2) Tanık kendisine sorulan sorulara cevap vermez veya yemin etmemekte direnirse o mahkemece iki haftayı geçmemek üzere disiplin hapsine mahkûm edilir.
Madde 254 – Tanığın kimliğinin tespiti
(1) Dinleme sırasında öncelikle tanıktan adı, soyadı, doğum tarihi, mesleği, adresi, taraflarla akrabalığının veya başka bir yakınlığının bulunup bulunmadığı, tanıklığına duyulacak güveni etkileyebilecek bir durumu olup olmadığı sorulur.
Madde 255 – Tanıklara itiraz
(1) Tanığın davada yararı bulunmak gibi tanıklığının doğruluğu konusunda kuşkuyu gerektiren sebepler varsa, bunu iki taraftan biri iddia ve ispat edebilir.
Madde 257 – Yeminsiz dinlenecekler
(1) Aşağıdaki kimseler yeminsiz dinlenir: a) Dinlendiği sırada onbeş yaşını bitirmemiş olanlar. b) Yeminin niteliğini ve önemini kavrayamayacak derecede ayırt etme gücüne sahip olmayanlar.
Madde 258 – Yeminin zamanı ve şekli
(1) Yemin, tanığın dinlenilmesinden önce eda edilir.
(2) Yemin eda edilirken, hâkim de dâhil olmak üzere hazır bulunan herkes ayağa kalkar.
(3) Hâkim tanığa, “Tanık sıfatıyla sorulacak sorulara vereceğiniz cevapların gerçeğe aykırı olmayacağına ve bilginizden hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin ediyor musunuz?” diye sorar. Tanık da cevaben, “Sorulacak sorulara, hiçbir şey saklamadan doğru cevap vereceğime namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum.” demekle yemin eda edilmiş sayılır.
Madde 261
(3) Hâkim, tanık sözünü bitirdikten sonra, ifade ettiği hususların açıklanması veya tamamlanması amacıyla başka sorular da sorabilir.
(4) Toplu mahkemede başkan, hâkimlerden her birinin tanığa doğrudan doğruya soru sormasına izin verir.
(5) Tanığın sözleri tutanağa yazılarak önünde okunur ve tutanağın altı kendisine imza ettirilir.
Madde 262 – Yasak davranışlar
(1) Tarafların, tanığın sözünü kesmeleri, söz veya hareketle onu övmeleri veya tahkir etmeleri yasaktır. Buna aykırı davranan taraf veya vekili, hâkimin uyarısına rağmen davranışını devam ettirecek olursa, 79 veya 151 inci maddeler uyarınca işlem yapılır.
Madde 263 – Tercüman ve bilirkişi kullanılması
(1) Tanık Türkçe bilmezse tercümanla dinlenir.
(2) Tanık, sağır ve dilsiz olup okuma ve yazmayı biliyorsa, sorular kendisine yazılı olarak bildirilir ve cevapları yazdırılır; okuma ve yazma bilmediği takdirde, hâkim, kendisini işaret dilinden anlayan bilirkişi yardımıyla dinler.
Madde 264 – Yalan yere veya menfaat temin ederek tanıklık edilmesi ve sonuçları
(1) Hâkim, tanığın tanıklığı esnasında yalan söylediği veya menfaat temin ederek tanıklık ettiği hakkında yeterli delil veya emare elde ederse bir tutanak düzenler ve bu tutanağı derhâl Cumhuriyet başsavcılığına gönderir.
(2) Hâkim, tanığın ve suçta ortakları varsa onların tutuklanmasına da karar verebilir ve kovuşturma yapılmak üzere Cumhuriyet başsavcılığına sevk eder.
Madde 265 – Tanığa ödenecek ücret ve giderler
(1) Mahkeme tarafından çağrılan tanığa, her yıl Adalet Bakanlığınca hazırlanan tarifeye göre, kaybettiği zaman ile orantılı bir ücret verilir. Tanık hazır olmak için seyahat etmek zorunda kalmışsa yol giderleri ile tanıklığa çağrıldığı yerdeki konaklama ve beslenme giderleri de karşılanır.
(2) Birinci fıkra hükmüne göre ödenmesi gereken ücret ve giderler, hiçbir vergi, resim ve harca tabi değildir.