İçeriğe geç

Şüpheli Malın Peşinde: Eski Mahkûmun Servetinden Suç Eşyası ve Aklama Rejimine

Suç eşyası, açıklanamayan malvarlığı ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması hukukunun dönüşümünü simgeleyen Bir Zamanlar Suçtu Seri 12 görseli
Ankahukuk Sitesi Ekleyen Ankahukuk Sitesi Eklendi 29 Ağustos 2026 Görüntülenme 10 Okuma süresi 18 dk.

Tarayıcınızın Türkçe seslendirme özelliği kullanılır.

SUÇTAN GELEN MALIN YÜZ YILLIK HİKÂYESİ

1926 tarihli ceza kanunu bazen malın kendisinden önce kişiye bakıyordu: belirli suçlardan mahkûm olmuş birinin üzerinde “hâliyle mütenasip olmayan” para veya eşya bulunması ve bunun meşru kaynağını açıklayamaması ceza sorumluluğu doğurabiliyordu. Bugünün TCK’sı ise ağırlığı kişinin geçmiş statüsünden, somut malvarlığı değerinin suç kökenine ve failin bu değer üzerinde ne yaptığına taşımıştır.

Suçtan gelen mala ceza hukukunun nasıl baktığı, bir kanunun yalnızca maddelerinin değil, şüpheyi nerede başlattığının da tarihidir.

765 sayılı Türk Ceza Kanununda birbirinden oldukça farklı dört model yan yana bulunabiliyordu. Bir hüküm, belirli suçlardan mahkûm olmuş kişinin ekonomik durumuyla açıklanamayacak para veya eşyayı meşru yoldan elde ettiğini gösterememesine bakıyordu. Bir başka hüküm, kuşkulu satıcı veya olağan dışı fiyat karşısında eşyanın kaynağını araştırmadan işlem yapılmasını yaptırıma bağlıyordu. Başka bir hüküm, malın gayrimeşru kökeninin sonradan öğrenilmesine rağmen yetkili makama bildirilmemesine yöneliyordu. M.512 ise suçtan gelen eşyanın bilinerek kabul edilmesi, saklanması, satın alınması ve belirli aracılık davranışları etrafında kurulmuştu. [Mülga 765 sayılı TCK]

Bugün aynı alanı TCK m.165, 166 ve 282 üzerinden okuyoruz; fakat bu hükümleri eski m.512 ve 578–580’in yalnız yeni numaraları saymak ciddi bir tarih hatası olur.

Bu yazının yöntem kuralı

Mülga m.578 ve 579’un günümüzde birebir karşılığı yoktur. M.580 ile TCK m.166 arasında güçlü bir davranış modeli devamlılığı vardır; normatif özdeşlik yoktur. Eski m.512, güncel m.165’in daha güçlü tarihsel köklerinden biridir. TCK m.282 ise bunların basit devamı değil, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanmasına ilişkin ayrı ve modern bir suç alanıdır.

M.578: Önce maldan değil, kişinin geçmişinden şüphelenmek

Mülga TCK m.578’in kurduğu model bugünün hukukçusuna özellikle yabancı görünür. Hüküm, herkese uygulanabilen genel bir “servetini açıkla” yükümlülüğü değildi. Kanunda sayılan belirli suçlardan daha önce mahkûm olmuş kişilerin üzerinde kendi hâlleriyle orantılı görünmeyen para veya eşya bulunması ve bunların meşru biçimde elde edildiğinin açıklanamaması gibi özel koşulları birlikte arıyordu. [Mülga TCK m.578]

Dolayısıyla maddenin başlangıç noktası belirli bir öncül suçtan elde edildiği ispatlanmış mal değildi. Önce failin kanunda sayılan geçmiş mahkûmiyetlerinden biri bulunuyor, ardından malvarlığı ile kişinin hâli arasındaki uyumsuzluk önem kazanıyor ve meşru edinimin açıklanamaması tarihsel normun özel sorumluluk modelinin parçası hâline geliyordu.

Bu nedenle “m.578 açıklanamayan serveti suç sayıyordu” cümlesi tek başına kullanılırsa yanıltıcıdır. Daha doğru ifade şudur: belirli suçlardan mahkûm olmuş kişinin, hâliyle orantısız para veya eşyayı meşru biçimde elde ettiğini açıklayamaması, eski kanunun kendi cürüm–kabahat sistematiği içinde özel bir ceza hukuku kabahati olarak düzenlenmişti.

Bugünün hukukçusunu rahatsız eden soru: İspat yükü kimin üzerindeydi?

M.578’in tarihsel yapısı yalnız suç eşyası hükümlerinden değil, günümüz ceza muhakemesi ilkelerinden de farklı bir zihniyet taşır.

Kişinin malın meşru kaynağını açıklayamamasına ceza normu içinde sonuç bağlanması, bugünkü masumiyet karinesi, susma hakkı ve suçun unsurlarını ispat yükünün iddia makamında bulunması ilkeleri bakımından dikkat çekicidir. Buradan “ispat yükü tamamen sanığa aitti” gibi mutlak bir sonuç çıkarmak doğru olmaz; failin kanunda aranan statüsünün ve diğer unsurların yine ortaya konulması gerekir. Ancak norm, malın meşru edinimini açıklama yükünü sanık bakımından ağırlaştıran belirgin bir yapı kuruyordu.

İşte modern TCK m.165 ve 282 ile m.578 arasındaki temel farklardan biri buradadır. Güncel suçlarda hareket noktası, yalnız failin geçmiş mahkûmiyeti ve servetini açıklayamaması değildir; somut eşyanın veya malvarlığı değerinin suçtan kaynaklanması ve failin kanunda tanımlanan hareketlerle bu değerle ilişki kurması önem taşır.

M.578 bugün TCK m.165 veya m.282’de yaşamıyor

Bu sebeple iki kolay eşleştirme de reddedilmelidir:

“Eski m.578’in bugünkü karşılığı m.165’tir.”

ve

“M.578 zamanla kara para aklama suçuna dönüştü.”

Her ikisi de yanlıştır.

TCK m.165, bir suçun işlenmesiyle elde edilmiş eşya veya diğer malvarlığı değerinin, öncül suçun işlenmesine iştirak etmeyen kişi tarafından kanunda sayılan hareketlerle dolaşıma sokulmasını veya edinilmesini düzenler. TCK m.282 ise belirli bir öncül suç yapısı içinde suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanmasına ilişkin özel koşullara sahiptir. M.578’in failin geçmiş mahkûmiyeti ve açıklayamadığı malvarlığı üzerine kurulu modeli güncel TCK’da aynı biçimde yaşamamaktadır. [5237 sayılı TCK güncel metni]

M.579: Ceza hukukunun “bu fiyat normal değil; kaynağını araştır” dediği dönem

Mülga m.579 başka bir mantıkla kurulmuştu.

Satıcının durumu, talep edilen fiyat veya işlemin diğer koşulları eşyanın suç ürünü olabileceğini güçlü biçimde düşündürdüğünde, kişinin kaynağı araştırmadan malı satın alması veya maddede sayılan başka edinim biçimleriyle kabul etmesi yaptırıma bağlanabiliyordu. Burada kesin bilgiden ziyade, kuşkulu koşullarda suç kökeninin anlaşılabilir hâle gelmesi ve buna rağmen araştırma yapılmaması önem taşıyan tarihsel bir modeldi. [Mülga TCK m.579]

Bir malın piyasa değerinin olağan dışı altında sunulması, satıcının davranışları veya işlem koşullarındaki başka anormallikler karşısında eski ceza hukuku alıcıya kayıtsız kalma imkânı tanımıyordu.

Fakat buradan modern hukuk için şu sonuç çıkarılamaz:

“Bugün de ucuz malın kaynağını araştırmamak tek başına TCK m.165 suçudur.”

Güncel m.165’in kanunî yapısı farklıdır. Olağan dışı fiyat veya kuşkulu işlem koşulları, somut olayda failin malın suçtan geldiğine ilişkin bilgi ve kastının ispatında delil değeri taşıyabilir; fakat eski m.579’daki bağımsız araştırma yükümlülüğünün günümüzde aynen sürdüğü anlamına gelmez.

M.579 modern “müşterini tanı” sisteminin atası değildir

Eski m.579’u bugün finansal kuruluşların tabi olduğu kimlik tespiti, şüpheli işlem bildirimi veya modern suç gelirleriyle mücadele yükümlülüklerinin tarihsel atası gibi sunmak cazip olabilir.

Bu benzetme hukukî olarak fazla ileri gider.

Modern sistem belirli yükümlü grupları, finansal işlemleri, kayıt ve bildirim mekanizmalarını ve ayrı idarî/cezaî sonuçları olan kurumsal bir uyum alanına dayanır. M.579 ise genel ceza kanununda kuşkulu eşya işlemlerine yönelik özel bir ceza hukuku kabahatiydi.

Aradaki benzerlik kurumsal veya mevzuat devamlılığı değil, suçtan elde edilen değerlerin ekonomik dolaşımını zorlaştırma yönündeki uzak bir hukuk politikası benzerliğidir.

M.580: Mal elindeyken gerçeği sonradan öğrenmek

Mülga m.580’de zaman sıralaması değişir.

Kişi malı edinirken suç kökenini bilmeyebilir. Para veya eşya onun eline geçer. Daha sonra bunun gayrimeşru kökenden geldiğini öğrenir. Buna rağmen yetkili makama bildirimde bulunmaz.

İşte TCK m.166 ile en güçlü tarihsel bağ burada görülür.

Güncel m.166, bir hukukî ilişkiye dayanarak elde edilen eşyanın aslında suç işlemek suretiyle veya suç dolayısıyla elde edildiğini sonradan öğrenen kişinin, suçu takibe yetkili makamlara vakit geçirmeksizin bildirimde bulunmamasını cezalandırır. [TCK m.166]

Bu yüzden m.580 → m.166 hattı için “aynı suçun yeni numarası” demek yerine güçlü davranış modeli devamlılığı demek daha doğrudur.

Ortak çekirdek açıktır: mal kişinin eline geçer, suç kökeni edinimden sonra öğrenilir ve bildirim yapılmaz.

Fakat yeni m.166 açıkça hukukî ilişkiye dayalı edinim arar; bildirimin suçu takibe yetkili makamlara yapılmasını ve “vakit geçirmeksizin” gerçekleştirilmesini düzenler. Eski m.580’in kanunî dili, sistematik yeri ve yaptırım yapısı farklıdır. Eski metindeki bildirim zamanına ilişkin ifade ile güncel m.166’daki “vakit geçirmeksizin” ölçütü de otomatik olarak aynı anlamda kabul edilmemelidir.

Asıl suç eşyası damarı: M.512’den m.165’e

Bugünkü m.165’in tarihsel kökünü ararken asıl güçlü bağlantı m.578’de değil, mülga m.512’dedir.

Eski m.512, öncül suçun işlenmesine katılmaksızın suçtan elde edilen para veya başka eşyayı bilerek kabul etme, saklama, satın alma ve bunların kabulü, saklanması veya satılmasına ilişkin belirli aracılık hareketlerini yaptırıma bağlıyordu. [Mülga TCK m.512]

Burada güncel suç eşyası düzenlemesine çok daha tanıdık bir yapı vardır:

Öncül suçun dışında kalan bir kişi vardır.

Bir suçun işlenmesiyle elde edilen mal vardır.

Fail bu malın ekonomik dolaşımına belirli bir hareketle katılmaktadır.

Ancak m.512 ile m.165 de özdeş değildir. Eski m.512’nin saklama ve aracılık davranışları güncel m.165’te aynı kelimelerle korunmamış; buna karşılık m.165 özellikle 2009 değişikliği sonrasında satma ve devretme hareketlerini açıkça düzenleyerek farklı bir hareket alanı kurmuştur.

2004 tarihli ilk m.165: Hareketler bakımından daha dar bir metin

5237 sayılı TCK’nın kabul edilen ilk m.165’i, özellikle sayılan seçimlik hareketler bakımından eski m.512’ye göre daha dar bir metinle kurulmuştu. Bir suçun işlenmesiyle elde edilen eşyayı satın alan veya kabul eden kişi cezalandırılıyordu. [5237 sayılı TCK’nın kabul metni]

Bu nedenle 2005’te:

“M.512 aynen m.165 oldu.”

demek mümkün değildi.

Normatif damar devam ediyordu; fakat suç konusu ve hareket yapısı yeniden kurulmuştu.

2009: 5918 sayılı Kanun m.165’in yapısını yeniden düzenliyor

26 Haziran 2009’da kabul edilen 5918 sayılı Kanunla TCK m.165’in suç konusu, fail çevresi ve seçimlik hareketleri yeniden düzenlendi. [5918 sayılı Kanun]

Değişikliğin birkaç sonucu özellikle önemlidir:

Suç konusu yalnız “eşya” ile sınırlı kalmadı; “eşya veya diğer malvarlığı değeri” ifadesi benimsendi.

Failin öncül suçun işlenmesine iştirak etmemiş olması açık biçimde düzenlendi.

Seçimlik hareketler satma, devretme, satın alma veya kabul etme olarak kuruldu.

Yaptırım da yeniden belirlendi.

Bu nedenle güncel m.165’i yalnız “çalıntı eşya satın alma” suçu gibi okumak eksiktir. Kanun bir suçun işlenmesiyle elde edilen diğer malvarlığı değerlerini de kapsama almıştır.

TCK m.165’in bugünkü temel yapısı

Güncel m.165 bakımından dört nokta birbirinden ayrılmalıdır.

Birincisi, ortada bir suçun işlenmesiyle elde edilmiş eşya veya diğer malvarlığı değeri bulunmalıdır.

İkincisi, fail öncül suçun işlenmesine iştirak etmemiş olmalıdır.

Üçüncüsü, fail satma, devretme, satın alma veya kabul etme seçimlik hareketlerinden birini gerçekleştirmelidir.

Dördüncüsü, failin malvarlığı değerinin suçtan elde edildiğine ilişkin kast ve bilgi düzeyi somut olayın delilleriyle değerlendirilmelidir. [TCK m.165 güncel metni]

Bu yüzden “çok ucuzdu” tek başına suçun bütün unsurlarını kurmaz. Fiyat, eşyanın niteliği, satıcının davranışı ve işlem koşulları bilgi ve kast bakımından delil olabilir; fakat eski m.579’un araştırma yükümlülüğü güncel m.165’in yerine geçirilmemelidir.

Suç eşyası ve malvarlığı değerlerinin aklanması aynı suç değildir

TCK m.165 ile m.282 aynı ekonomik değerin etrafında tartışılabilse de aynı suç değildir.

M.165’in odağında, bir suçun işlenmesiyle elde edilen eşya veya diğer malvarlığı değerinin öncül suça iştirak etmeyen kişi tarafından kanunda sayılan biçimlerde satılması, devredilmesi, satın alınması veya kabul edilmesi vardır.

TCK m.282/1 ise suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin gayrimeşru kaynağını gizlemek veya meşru bir yolla elde edildiği izlenimini vermek amacıyla çeşitli işlemlere tabi tutulması ya da yurt dışına çıkarılması etrafında kuruludur. Burada yalnız suç kökenli bir değerin bulunması yeterli değildir; kanundaki özel amaç ve hareket yapısı da aranır. [TCK m.282]

M.282/1’de öncül suç eşiği

5918 sayılı Kanunla yapılan düzenleme sonrasında m.282/1 bakımından öncül suç için alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suç ölçütü önem taşır. [5918 sayılı Kanun m.5]

Bu eşik, her suçtan elde edilen malvarlığı değerinin otomatik olarak m.282 kapsamında aklama suçunun konusu sayılamayacağını gösterir.

Bu da m.165 ile m.282 arasındaki farkı keskinleştirir: m.165 bir suçun işlenmesiyle elde edilen eşya veya diğer malvarlığı değerine yönelirken, m.282 kendi öncül suç ve aklama yapısı içindeki ek koşulları arar.

2009’da m.282’ye getirilen özel ikinci fıkra

5918 sayılı Kanunla m.282’nin ikinci fıkrasında, aklama suçuna iştirak etmeyen kişinin suçtan kaynaklanan malvarlığı değerini bu niteliğini bilerek satın alması, kabul etmesi, bulundurması veya kullanmasına ilişkin özel bir suç düzenlemesi getirildi. [5918 sayılı Kanun m.5]

Bu hüküm m.165’e son derece yakındır; fakat aynı değildir.

M.165’te satma, devretme, satın alma ve kabul etme; m.282/2’de ise satın alma, kabul etme, bulundurma ve kullanma hareketleri vardır.

M.165’in konusu bir suçun işlenmesiyle elde edilmiş eşya veya diğer malvarlığı değeridir. M.282/2 bakımından ise değerin aklama suçunun konusunu oluşturacak nitelikte olması ve failin bu özelliği bilmesi gerekir.

Aynı maddi olayda hangi hükmün uygulanacağı her zaman kolay değildir. Malvarlığı değerinin kaynağı, öncül suçun niteliği, failin hangi suça iştirak edip etmediği, bilgi düzeyi, varsa gizleme veya meşru görünüm verme amacı ve gerçekleştirdiği hareket ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

M.165 ile m.282/2 yan yana

Ölçüt TCK m.165 TCK m.282/2
Suç konusu Bir suçun işlenmesiyle elde edilen eşya veya diğer malvarlığı değeri Aklama suçunun konusunu oluşturan suçtan kaynaklanan malvarlığı değeri
Fail Öncül suça iştirak etmeyen kişi Aklama suçuna iştirak etmeyen kişi
Hareketler Satma, devretme, satın alma, kabul etme Satın alma, kabul etme, bulundurma, kullanma
Bilgi/kast Suçtan elde edilme bağlantısına ilişkin kast ve bilgi somut olayda değerlendirilir Değerin aklama suçunun konusunu oluşturduğunu bilme açık önem taşır
Özel amaç Kaynağı gizleme veya meşru gösterme amacı ayrıca aranmaz İkinci fıkra, birinci fıkradaki özel amaçtan farklı, bilgi temelli özel bir yapı kurar
Öncül suç bağlantısı Bir suçun işlenmesiyle elde edilme bağlantısı M.282’nin öncül suç ve aklama rejimindeki ek koşulları

Bu yakınlık iki hükmün özdeşliğini değil, modern ceza hukukunun suç kökenli malvarlığı değerinin ekonomik dolaşımına birden fazla normla müdahale ettiğini gösterir.

Ucuz telefon ile şirketler arasında dolaştırılan suç geliri aynı problem değildir

Bir internet ilanında piyasa değerinin çok altında satılan telefonla karşılaşan kişinin durumu ile suç gelirinin şirketler, hesaplar ve görünürde meşru işlemler arasında dolaştırılarak kaynağının gizlenmesi aynı ceza hukuku problemi değildir.

İlk örnekte malın suçtan geldiğine ilişkin bilgi, m.165’in seçimlik hareketleri ve somut deliller tartışılabilir.

İkinci örnekte ise m.282/1’in özel amacı, öncül suç eşiği ve gerçekleştirilen işlemler gündeme gelir.

Ucuzluk tek başına m.165’i otomatik olarak oluşturmadığı gibi, karmaşık bir işlem zinciri de her durumda aklama suçunun bütün unsurlarının gerçekleştiği anlamına gelmez. Ceza sorumluluğu somut olayın kanunî unsurları üzerinden kurulmalıdır.

Yaklaşık yüz yılda değişen soru

Bu hükümleri birlikte okuduğumuzda ceza hukukunun suçtan gelen mala yönelik sorusunun giderek değiştiği görülür.

M.578:

“Kanunda sayılan belirli suçlardan mahkûm birisin; hâlinle açıklanamayan bu malın meşru kaynağını gösterebiliyor musun?”

M.579:

“Satıcı, fiyat ve işlem koşulları bu kadar kuşkuluyken malın kaynağını araştırdın mı?”

M.580:

“Malı aldıktan sonra gayrimeşru kökenini öğrendiğin hâlde bildirdin mi?”

M.512:

“Bunun suçtan geldiğini bilerek ekonomik dolaşımına katıldın mı?”

Yeni hukukta bu modellerin hepsi aynı şekilde yaşamaz.

M.578’in statü ve açıklanamayan malvarlığı merkezli ceza hukuku kabahati sona erer.

M.579’un bağımsız araştırma yükümlülüğüne dayanan ceza hukuku kabahati ortadan kalkar.

M.580’in çekirdeği m.166’da farklı unsurlarla yaşamaya devam eder.

M.512’nin suç eşyası hattı m.165’te yeniden kurulur ve 5918 sayılı Kanunla farklı yönde genişletilir.

Bunların yanında m.282, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanmasına ilişkin ayrı bir modern suç alanı olarak gelişir.

Modern hukukta kişinin geçmişi tamamen önemsiz mi oldu?

Hayır.

M.578 ile modern TCK arasındaki dönüşümü anlatırken “artık kişinin geçmişi hiçbir şekilde önemli değildir” demek de fazla ileri gider. Önceki mahkûmiyet; tekerrür, güvenlik tedbirleri, cezanın bireyselleştirilmesi veya somut olayın delil değerlendirmesi gibi başka alanlarda sonuç doğurabilir.

Fakat m.165 ve m.282 suçlarının kanunî yapısının kurulmasında esas belirleyici, failin geçmiş statüsünden ziyade somut eşya veya malvarlığı değerinin suçtan kaynaklanması ve failin bu değer üzerinde kanunda tanımlanan hareketi gerçekleştirmesidir.

Değişen şey tam da budur.

Dört eski normun bugünkü kaderi

Eski düzenleme Davranış modeli Bugünkü kaderi
765 TCK m.512 Suçtan gelen para veya eşyayı bilerek kabul etme, saklama, satın alma ve belirli aracılık fiilleri TCK m.165 ile güçlü tarihsel damar. Ancak hareketler ve suç konusu farklı biçimde yeniden kurulmuş, 2009’da m.165 genişletilmiştir.
765 TCK m.578 Belirli suçlardan mahkûm kişinin hâliyle orantısız malı meşru biçimde edinmiş olduğunu açıklayamaması Doğrudan karşılığı yok. Statü temelli eski ceza hukuku kabahati aynı biçimde yaşamamaktadır.
765 TCK m.579 Kuşkulu işlem koşullarında eşyanın kaynağını araştırmadan edinme Birebir güncel suç yok. Kuşkulu koşullar bilgi ve kastın ispatında önem taşıyabilir.
765 TCK m.580 Malı aldıktan sonra suç/gayrimeşru kökeni öğrenip yetkili makama bildirmeme TCK m.166 ile güçlü davranış modeli devamlılığı. Unsurlar özdeş değildir.
Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin kaynağını gizleme veya meşru görünüm verme TCK m.282’de ayrı modern aklama rejimi. M.578–580’in basit devamı değildir.

Bu konu neden “Bir Zamanlar Suçtu” dosyasının merkezinde?

Çünkü aynı tarih çizgisinde dört farklı norm kaderi görüyoruz.

Bir ceza hukuku kabahati sona eriyor: m.578.

Bir araştırma yükümlülüğüne dayalı kabahat ortadan kalkıyor: m.579.

Bir davranış çekirdeği yeni kanunda yaşamaya devam ediyor: m.580 → m.166.

Bir suç eşyası normu farklı sistematikte yeniden kuruluyor ve genişliyor: m.512 → m.165 → 5918 değişikliği.

Ve bütün bunların yanında modern ekonomik suç politikası ayrı bir alan yaratıyor: m.282’de suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama.

Bu nedenle bu tarihin sonucu “eski suç eşyası hükümleri bugün aklama suçu oldu” değildir.

Tam tersine, aynı mala hukuk düzeninin farklı dönemlerde farklı sebeplerle müdahale ettiğini gösterir.

Ceza hukukunun sorusu değişmiştir.
Bir zamanlar kanun, belirli geçmişe sahip kişiye “Bu mal senin hâlinle nasıl bağdaşıyor?” diye sorabiliyordu. Bugün suç eşyası ve aklama suçlarında esas soru çok daha belirgin biçimde “Bu değer hangi suçtan kaynaklandı; sen bunu biliyor muydun ve onun üzerinde hangi hareketi gerçekleştirdin?” ekseninde kurulmaktadır. Yaklaşık yüz yıllık dönüşüm, kişisel statüden somut fiile ve suç kökenli malvarlığı ilişkisine doğru bu mesafede görünür hâle gelir.

Başlıca normatif dayanaklar

Bu içeriğe tepkin ne? En fazla 4 tepki seçebilirsin.

Topluluk

Yorumlar ve Katkılar0 katkı

Yorum / katkı ekle

Katkı ekle

E-posta adresiniz yayınlanmaz.

Katkı türü

İlk katkıyı sen bırak. Düşünce, katkı, düzeltme veya ek kaynak ekleyebilirsin.
Menü