Adli Tatil Rehberi

Adli tatil, her yıl 20 Temmuz’da başlayan ve 31 Ağustos’ta sona eren yargısal çalışma arasını ifade eder. Yeni adli yıl 1 Eylül’de başlar. Bu dönem, yargının tamamen kapandığı bir süre değil; kanunda sayılan işler ve nöbetçi merciler bakımından faaliyetlerin devam ettiği sınırlı çalışma dönemidir. (6100 sayılı HMK m. 102)
Ceza muhakemesi ve idari yargı bakımından da genel çalışma arasının tarihleri aynıdır: 20 Temmuz–31 Ağustos. (5271 sayılı CMK m. 331) 4 (2577 sayılı İYUK m. 61)
Adli tatilin etkisi, yargı koluna ve işin niteliğine göre üç ayrı başlıkta değerlendirilmelidir:
- İşin/davanın tatilde görülüp görülemeyeceği,
- Kanuni sürenin uzayıp uzamayacağı,
- Dilekçe, tebligat, dosya gönderimi ve icra işlemlerinin yürütülüp yürütülemeyeceği.
2. Hukuk yargısında adli tatil
A. Kural: Adli tatilde yargılama faaliyeti sınırlıdır
Hukuk yargısında adli tatilde yalnızca HMK’da tahdidi sayılan dava ve işler görülür. Bunun dışındaki işler bakımından kural, duruşma ve yargısal faaliyetin ertelenmesidir. (6100 sayılı HMK m. 103/1) 2
Ancak dava veya iş adli tatilde görülmeyen türden olsa bile, dava açılması, karşı dava, kanun yolu başvurusu, cevap dilekçesi, yenileme dilekçesi, tebligat ve dosya transferi gibi usul işlemleri yapılabilir. (6100 sayılı HMK m. 103/3)
Dolayısıyla “adli tatilde dava açılamaz” veya “istinaf/temyiz başvurusu yapılamaz” şeklindeki yaklaşım yanlıştır.
B. Adli tatilde görülecek hukuk dava ve işleri
Aşağıdaki işler adli tatilde görülür:
1. Geçici hukuki korumalar
- İhtiyati tedbir,
- İhtiyati haciz,
- Delil tespiti,
- Deniz raporlarının alınması,
- Dispeççi atanması,
- Bu taleplere karşı itirazlar ve diğer başvurular.
Bu kapsamda talebin kabulü, reddi, teminatın belirlenmesi, itirazın incelenmesi, tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılması gibi işlemler adli tatilde de yapılabilir. (6100 sayılı HMK m. 103/1-a) 2
2. Aile hukukuna ilişkin işler
Tedbir nafakası, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası, kişisel ilişkinin düzenlenmesiyle bağlantılı velayet talepleri, kayyımlık ve vesayet makamının görev alanındaki işler adli tatil rejimindedir. (6100 sayılı HMK m. 103/1-b)
3. Nüfus kayıtlarının düzeltilmesi
Nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin dava ve işler adli tatilde görülür. (6100 sayılı HMK m. 103/1-c)
4. İşçinin açtığı iş davaları
Hizmet akdi veya iş sözleşmesinden doğan ve işçi tarafından açılan davalar adli tatilde görülür. (6100 sayılı HMK m. 103/1-ç)
Burada davacı sıfatı önemlidir. İşveren tarafından işçiye karşı açılan menfi tespit, istirdat, cezai şart, rekabet yasağı veya benzeri bir dava, salt iş ilişkisinden kaynaklanması nedeniyle otomatik olarak bu istisnaya girmez. HMK m. 103/1-ç’nin lafzı, işçinin açtığı davaları kapsar.
5. Ticari defter kaybı ve kıymetli evrak iptali
- Ticari defterlerin kaybı nedeniyle zayi belgesi verilmesi,
- Kıymetli evrakın kaybından doğan iptal işleri.
Bu talepler, senedin dolaşımda bulunması veya ticari defterin ibraz zorunluluğu gibi riskler nedeniyle adli tatilde de yürütülür. (6100 sayılı HMK m. 103/1-d)
6. İflas, konkordato ve yeniden yapılandırma
- İflas işleri ve davaları,
- Konkordato işlemleri,
- Sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırılmasına ilişkin dava ve işler.
Konkordato mühleti, komiser işlemleri, tasdik, ret, iflasın açılması ve buna bağlı acil koruma gerektiren işlemler bakımından adli tatil engeli yoktur. (6100 sayılı HMK m. 103/1-e)
7. Adli tatilde yapılmasına karar verilen keşifler
Mahkeme, keşfin adli tatilde yapılmasına karar vermişse keşif faaliyeti yürütülebilir. (6100 sayılı HMK m. 103/1-f)
Özellikle ürün hasadı, inşaat aşaması, ayıplı imalatın değişme riski, mevsimsel koşullar veya delilin kaybolma ihtimali bulunan uyuşmazlıklarda bu hüküm işlevseldir.
8. Tahkimle bağlantılı mahkeme işleri
Tahkim hükümlerine göre mahkemenin görev alanına giren dava ve işler adli tatilde yürütülür. Bu kapsam, tahkim yargılamasına yardım, hakem atanması, hakemin reddi, hakem kararının iptali veya tahkimle bağlantılı geçici koruma gibi işlemleri kapsayabilir. (6100 sayılı HMK m. 103/1-g)
9. Çekişmesiz yargı işleri
Çekişmesiz yargı niteliğindeki işler adli tatilde görülür. (6100 sayılı HMK m. 103/1-ğ)
Bu nedenle sulh hukuk mahkemesinin görev alanında bulunması tek başına belirleyici değildir; işin çekişmesiz yargı niteliği ayrıca değerlendirilmelidir.
10. Kanunen ivedi işler ve mahkemenin ivedi gördüğü işler
Kanunda ivedi olduğu belirtilen işler ile taraflardan birinin talebi üzerine mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler adli tatilde görülür. (6100 sayılı HMK m. 103/1-h)
Bu istisna, yargılama usulünden ziyade somut uyuşmazlığın aciliyetine dayanır. Mahkeme, yazılı veya basit yargılama usulüne tabi bir uyuşmazlığı da ivedi görerek adli tatilde ele alabilir. Yargıtay da belirleyici ölçütün yargılama usulü değil, kanuni ivedilik veya mahkemenin ivedilik kararı olduğunu vurgulamaktadır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/20, K. 2025/4938, T. 25.03.2025
C. Taraf iradesiyle erteleme
Adli tatilde görülmesi mümkün bir dava veya işte dahi, taraflar anlaşırsa yargılamanın tatil sonrasına bırakılması mümkündür. Dava bir tarafın yokluğunda görülüyorsa, hazır tarafın talebiyle de iş ertelenebilir. (6100 sayılı HMK m. 103/2)
Bu nedenle HMK m. 103/1 kapsamındaki bir işte duruşmanın mutlaka tatilde yapılacağı sonucuna varılamaz.
3. Hukuk yargısında sürelerin uzaması
A. Uzamanın koşulları
Hukuk yargısında süre uzamasından yararlanmak için iki koşul birlikte gerçekleşmelidir:
- Dava veya iş adli tatile tabi olmalıdır;
- HMK’nın tayin ettiği sürenin son günü adli tatil dönemine rastlamalıdır.
Bu koşullar varsa süre, ayrıca bir karar gerekmeksizin adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzar. (6100 sayılı HMK m. 104)
Adli tatil 31 Ağustos’ta bittiğinden, süre uzaması bakımından başlangıç günü 1 Eylül’dür. Bir haftalık ek sürenin son günü kural olarak 7 Eylül’dür; son gün resmî tatile rastlarsa genel süre rejimi uyarınca takip eden iş günü dikkate alınır.
B. Süre tatil içinde başlamış olsa dahi ölçüt, bitiş tarihidir
HMK m. 104’ün uygulanmasında belirleyici olan, sürenin başladığı tarih değil son gününün adli tatil içine rastlayıp rastlamadığıdır. Süre 19 Temmuz’da başlamış, 2 Ağustos’ta bitecekse; iş adli tatile tabi olduğundan ek bir haftalık uzama uygulanır.
Buna karşılık süre 25 Temmuz’da başlamış ancak adli tatil sonrasındaki bir tarihte sona erecekse, sırf sürenin önemli bölümü tatil içinde geçtiği için ayrıca ek süre verilmez.
C. Tatilde görülen işler bakımından uzama yoktur
HMK m. 103 kapsamındaki işler, kural olarak adli tatile tabi değildir. Bu nedenle bu işlerde süre sonunun 20 Temmuz–31 Ağustos arasına rastlaması, HMK m. 104 kapsamında otomatik bir haftalık uzama doğurmaz.
Örnek olarak:
- İhtiyati tedbir kararına itiraz,
- İhtiyati haciz işlemleri,
- İşçinin açtığı iş davası,
- Nafaka davası,
- Konkordato işi,
- Mahkemenin ivedi gördüğü dava,
bakımından HMK m. 104 uzamasına güvenilmemelidir.
D. Basit yargılama usulü otomatik istisna değildir
HMK döneminde, basit yargılama usulüne tabi her işin adli tatilde görüleceği yönündeki eski HUMK kaynaklı yaklaşım geçerli değildir. İcra mahkemesinde görülenler dışındaki basit yargılama usulüne tabi davalar da, HMK m. 103’te sayılmıyorsa adli tatile tabidir. Yargıtay; sulh hukuk ve iş mahkemelerinde görülen basit yargılama usulüne tabi davaların, kanuni istisna veya ivedilik kararı yoksa adli tatilden yararlanacağını kabul etmektedir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2021/2292, K. 2021/13100, T. 28.10.2021
E. Kanun yolları yönünden uygulama
Adli tatile tabi davalarda istinaf veya temyiz süresinin sonu adli tatile rastlıyorsa, HMK m. 104 uyarınca başvuru süresi 1 Eylül’den itibaren bir hafta uzar.
Yargıtay, adli tatile tabi bir davada istinaf süresinin tatil içinde sona ermesi karşısında, tatil döneminde verilmiş istinaf dilekçesini süresinde kabul etmiş; ilk derece kararına karşı kanun yolu denetimi yapılması gerektiğine karar vermiştir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2021/2292, K. 2021/13100, T. 28.10.2021
Aynı şekilde, adli tatile tabi yaşlılık aylığına bağlı alacak uyuşmazlığında, 9 Ağustos 2024 tarihli tebliğ üzerine 5 Eylül 2024’te yapılan temyiz başvurusu süresinde kabul edilmiştir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2025/20, K. 2025/4938, T. 25.03.2025
Buna karşılık, ek bir haftalık sürenin de geçirilmesi halinde başvuru süreden reddedilir. Örneğin 20 Temmuz 2021 tebliğli ve adli tatile tabi dosyada, Yargıtay temyiz için son günü 8 Eylül 2021 olarak kabul etmiş; 9 Eylül 2021 tarihli başvuruyu süresinde bulmamıştır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2021/5515, K. 2022/5819, T. 13.12.2022
F. Dilekçe ve tebligat işlemleri devam eder
Adli tatilde görülmeyen dava ve işlerde dahi aşağıdaki işlemler yapılabilir:
- Dava dilekçesinin verilmesi,
- Karşı dava açılması,
- İstinaf ve temyiz başvurusu,
- Bu başvurulara cevap verilmesi,
- İşlemden kaldırılan dosyanın yenilenmesi,
- İlam verilmesi,
- Her türlü tebligat,
- Dosyanın başka mahkemeye, BAM’a veya Yargıtay’a gönderilmesi.
(6100 sayılı HMK m. 103/3)
Bu nedenle adli tatil, UYAP üzerinden e-imzalı başvuru yapılmasına veya fiziki başvuruya engel değildir. Süre uzamasından yararlanma ihtimali olsa dahi, tedbiren başvuruyu tatil süresi içinde tamamlamak çoğu dosyada daha güvenlidir.
G. BAM ve Yargıtay incelemeleri
HMK’nın adli tatil hükümleri, bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay incelemelerinde de uygulanır. (6100 sayılı HMK m. 103/4) 2
Bu nedenle ilk derece mahkemesinde adli tatile tabi bir iş, kanun yolu merciinde de aynı tatil rejimine tabidir; ancak dosyanın niteliği, kanunun özel hükmü ve merciin ivedilik değerlendirmesi ayrıca gözetilmelidir.
4. Ceza muhakemesinde adli tatil
A. Çalışmaya ara verme ve istisnalar
Ceza işlerini gören makam ve mahkemeler 20 Temmuz–31 Ağustos arasında çalışmaya ara verir. (5271 sayılı CMK m. 331/1)
Bununla birlikte:
- Soruşturma işlemleri,
- Tutuklu işlere ilişkin kovuşturmalar,
- İvedi sayılan diğer hususlar,
tatil süresinde yürütülür. Bu işlerin tatil dönemindeki usulü HSK tarafından belirlenir. (5271 sayılı CMK m. 331/2)
Tutuklama, tutukluluğun incelenmesi, adli kontrol, yakalama, gözaltı, arama, elkoyma, iletişimin denetlenmesi, delilin kaybolma riski bulunan soruşturma işlemleri ve tutuklu sanık yönünden kovuşturma işlemleri, fiilen adli tatil engeline tabi kabul edilmez.
B. BAM ve Yargıtay incelemesi
Ceza yargısında adli tatil boyunca BAM ve Yargıtay, yalnızca:
- Tutuklu hükümlere ilişkin,
- Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanunu gereğince görülen,
işlerin incelemelerini yapar. (5271 sayılı CMK m. 331/3)
C. Ceza süreleri: “durma” ve “üç gün uzama”
CMK rejimi, HMK’dan farklıdır. Adli tatile rastlayan süreler işlemez; tatilin bitiminden itibaren üç gün uzamış sayılır. (5271 sayılı CMK m. 331/4)
Bu nedenle ceza usulünde “yalnızca son günün tatil içine rastlaması” yaklaşımı uygulanmaz. Sürenin adli tatil dönemine rastlayan kısmı işlememekte; tatil sonrası üç günlük ek uzama tanınmaktadır.
Pratikte, ceza soruşturması veya kovuşturmasındaki kanun yolu, itiraz, savunma veya diğer sürelerde önce işin CMK m. 331/2 anlamında ivedi/tutuklu nitelikte olup olmadığı incelenmeli; ardından süre hesabı yapılmalıdır.
5. İdari yargıda çalışmaya ara verme
A. Genel dönem ve istisnai mahkemeler
Bölge idare, idare ve vergi mahkemeleri 20 Temmuz–31 Ağustos arasında çalışmaya ara verir. (2577 sayılı İYUK m. 61/1) 5
Ancak yargı çevresinde bulunduğu BAM il merkezi dışında kalan ve bulunduğu yerde yalnızca bir idare veya vergi mahkemesi bulunan yerlerdeki idari yargı mercileri çalışmaya ara vermeden yararlanamaz. Bu mahkemeler görevlerine devam eder ve İYUK m. 62’deki nöbetçi mahkeme sınırlamasıyla bağlı değildir. (2577 sayılı İYUK m. 61/1)
Bu nokta özellikle tek mahkemeli il merkezlerinde dava ve süre yönetiminde kritik önemdedir.
B. Nöbetçi idare ve vergi mahkemeleri
Birden fazla idari yargı mercii bulunan yerlerde, HSK tarafından yeterli sayıda hâkimin katılımıyla nöbetçi mahkeme kurulur. BAM’larda ise yeterli sayıda nöbetçi daire oluşturulur. (2577 sayılı İYUK m. 61/2)
Nöbetçi mahkeme şu işleri görür:
- Yürütmenin durdurulması,
- Delil tespiti,
- Kanunen belirli süre içinde karara bağlanması gereken işler.
(2577 sayılı İYUK m. 62)
C. İdari yargı süreleri
İYUK’ta süreler, tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlar. Tatil günleri sürelere dahildir; son gün resmî tatile rastlarsa süre, takip eden çalışma gününün bitimine uzar. (2577 sayılı İYUK m. 8/1-2)
İYUK kapsamındaki sürelerin bitimi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa, süre çalışmaya ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır. (2577 sayılı İYUK m. 8/3)
Bu düzenleme bakımından:
- Çalışmaya ara verme 31 Ağustos’ta sona erer,
- Yedi günlük ek süre 1 Eylül’den itibaren işlemeye başlar,
- Son günün resmî tatile rastlaması halinde İYUK m. 8/2 ayrıca uygulanır.
İdari yargı bakımından, İYUK m. 8/3’ün özel süre rejimi esas alınır. Dava açma, istinaf, temyiz, karar düzeltme niteliğindeki başvurular, savunma veya diğer usul sürelerinde önce ilgili özel kanun hükmü, ardından İYUK m. 8/3 değerlendirilmelidir.
D. Danıştay nöbetçi dairesi
Danıştay daireleri de 20 Temmuz–31 Ağustos döneminde çalışmaya ara verir. Bu dönemde bir başkan, dört üye ve bir yedek üyeden oluşan nöbetçi daire kurulur. (2575 sayılı Danıştay Kanunu m. 86)
Nöbetçi Danıştay dairesi:
- Kanunen belirli süre içinde karara bağlanması gereken işleri,
- Yürütmenin durdurulması ve delil tespiti işlerini,
- Tutuklu memurlar hakkında Memurin Muhakematı Hakkında Kanunu Muvakkatı uyarınca Danıştaya gelen işleri,
görür. (2575 sayılı Danıştay Kanunu m. 87)
6. İcra ve iflas hukuku bakımından durum
A. Adli tatil, icra takiplerinin genel tatili değildir
İcra ve İflas Kanunu’nda adli tatilin, HMK’daki anlamıyla icra takiplerini kendiliğinden durduran genel bir rejim olduğu kabul edilemez. İcra daireleri ve icra mahkemeleri bakımından süre, işlem ve takip türü ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
İİK’daki eski “tatiller ve takip talikleri” rejimine ilişkin düzenlemenin yürürlükten kaldırılmış hükümlerde yer alması, adli tatilin icra takipleri bakımından genel takip tatili sonucunu doğurmadığını gösterir. Bu nedenle “20 Temmuz–31 Ağustos arasında icra takibi başlatılamaz veya icra işlemi yapılamaz” yaklaşımı isabetli değildir.
B. Tatil günlerinde takip işlemleri
İİK uyarınca gece vakti ve tatil günlerinde takip işlemleri yapılamaz; fakat tatil günlerinde haciz ve tebligat yapılabilir, muhafaza tedbirleri alınabilir. Borçlunun mal kaçırdığı anlaşılırsa gece vakti dahi haciz yapılabilir. (2004 sayılı İİK m. 51)
Buradaki “tatil günü”, adli tatil kavramıyla özdeş değildir. Resmî tatil ve takip işlemlerinin zaman bakımından sınırlandırılmasıyla ilgilidir. Adli tatil dönemi, İİK m. 51 anlamında her günün tatil günü olduğu sonucunu doğurmaz.
C. İcra mahkemesi ve süre hesabı
İcra mahkemesinde görülen işlerin adli tatil etkisi bakımından, HMK m. 103–104 rejimi doğrudan ve otomatik biçimde uygulanmaz. İcra ve iflas hukukunun özel süre düzenlemeleri, işin türü, başvurunun niteliği ve ilgili özel kanun hükmü esas alınmalıdır.
İİK’daki süre hesabında gün olarak belirlenen sürelerde ilk gün hesaba katılmaz. Ay veya yıl olarak tayin edilen süreler, başladığı günün karşılığına göre biter; haftalık süreler ise son haftadaki karşılık gelen günde sona erer. Son gün resmî tatile rastlarsa süre takip eden günde biter. (2004 sayılı İİK m. 19) 10
İcra dosyalarında şikâyet, itiraz, ödeme emrine itiraz, satış isteme, kıymet takdirine itiraz, istihkak, ihalenin feshi veya icra mahkemesi kararına karşı kanun yolu süresinde adli tatil uzamasına peşinen güvenilmemelidir. Her işlem özel hükmüyle kontrol edilmelidir.
D. İflas ve konkordato
İflas ve konkordato işleri, HMK bakımından adli tatilde görülen işler arasındadır. (6100 sayılı HMK m. 103/1-e)
Bu nedenle konkordato mühleti, geçici mühlet, kesin mühlet, komiser raporları, tasdik/reddedilme, iflasın açılması ve benzeri işlemlerde adli tatilin süre uzatıcı etkisinden hareket edilmesi kural olarak doğru değildir.
7. Uygulamada süre hesabı matrisi
| Yargı alanı / iş türü | Adli tatilde işlem | Süreye etki |
|---|---|---|
| HMK’ya tabi, m. 103 dışında kalan hukuk davası | Kural olarak görülmez | Son gün tatildeyse 1 Eylül’den itibaren 1 hafta uzama |
| HMK m. 103 kapsamındaki işler | Görülür | HMK m. 104 uzaması yok |
| İşçinin açtığı iş davası | Görülür | Kural olarak uzama yok |
| İşverenin açtığı iş ilişkisi davası | Otomatik istisna değildir | İşin niteliğine göre HMK m. 104 uygulanabilir |
| Basit yargılama usulü | Tek başına istisna değildir | HMK m. 103 kapsamı yoksa uzama mümkündür |
| Ceza yargısı | Tutuklu, soruşturma ve ivedi işler sürer | Tatilde süre işlemez; bitimden itibaren 3 gün uzama |
| İdari yargı | Nöbetçi mahkemeler sınırlı işlere bakar | Son gün ara vermeye rastlarsa 1 Eylül’den itibaren 7 gün uzama |
| Tek mahkemeli bazı idari yargı yerleri | Çalışmaya ara verme yok | İYUK m. 61/1’deki istisna ayrıca kontrol edilmeli |
| İcra takipleri | Genel takip tatili yok | Özel İİK süre hükümleri önceliklidir |
| Konkordato/iflas | Görülür | HMK m. 104 uzaması yok |
8. Sık yapılan hatalar
1. Her hukuk davasında süre uzaması bulunduğunu varsaymak
Yanlıştır. Önce işin HMK m. 103 kapsamına girip girmediği belirlenmelidir. Adli tatilde görülen işlerde HMK m. 104 uygulanmaz. 23
2. İş mahkemesindeki her dosyada süre uzaması olduğunu kabul etmek
Yanlıştır. İşçinin açtığı hizmet akdi veya iş sözleşmesi kaynaklı dava HMK m. 103/1-ç kapsamındadır. Buna karşılık işveren tarafından açılan davalarda otomatik istisna yoktur.
3. Basit yargılama usulünü adli tatil istisnası saymak
Yanlıştır. HMK döneminde basit yargılama usulüne tabi olmak, tek başına adli tatilde görülme veya süre uzamasından mahrumiyet sebebi değildir. Yargıtay bu ayrımı açıkça kabul etmektedir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2021/2292, K. 2021/13100, T. 28.10.2021
4. Adli tatilde tebligat yapılamayacağını düşünmek
Yanlıştır. Hukuk yargısında her türlü tebligat yapılabilir. (6100 sayılı HMK m. 103/3) 2
Tebligatın tatil içinde yapılmış olması, ayrıca somut işin niteliğine göre süre uzaması değerlendirmesine engel değildir.
5. Kanun yolu dilekçesinin tatilde verilemeyeceğini kabul etmek
Yanlıştır. İstinaf ve temyiz dilekçeleri adli tatilde alınabilir. (6100 sayılı HMK m. 103/3) 2
6. “Adli tatil başladı, icra takibi durdu” yaklaşımı
Yanlıştır. İcra takibinin genel olarak durması sonucunu doğuran bir adli tatil rejimi yoktur. İcra dosyasında işlem ve süre, ilgili özel düzenleme üzerinden değerlendirilmelidir.
7. Ceza ve hukuk süre uzamasını aynı kabul etmek
Yanlıştır. Hukuk yargısında şartları varsa tatil bitiminden itibaren bir hafta; cezada tatil süresince sürenin işlememesi ve bitimden itibaren üç gün uzama; idari yargıda ise ara vermenin bitimini izleyen tarihten itibaren yedi gün rejimi uygulanır. (6100 sayılı HMK m. 104) 3 (5271 sayılı CMK m. 331/4) 4 (2577 sayılı İYUK m. 8/3) 17
9. Pratik kontrol listesi
Bir dosyada adli tatil etkisini saptarken şu sırayla ilerleyin:
- Yargı kolunu belirleyin: hukuk, ceza, idari yargı, icra/iflas.
- Özel kanunda süreye ilişkin ayrı hüküm bulunup bulunmadığını kontrol edin.
- Hukuk yargısında işin HMK m. 103 kapsamına girip girmediğini tespit edin.
- İşçi davası, nafaka, soybağı, velayet, vesayet, geçici koruma, çekişmesiz yargı, tahkim, konkordato/iflas veya ivedilik unsurunu ayrı ayrı değerlendirin.
- Sürenin başlangıç tarihinden çok, son gününün adli tatil dönemine rastlayıp rastlamadığını belirleyin.
- HMK rejiminde ek sürenin 1 Eylül’den itibaren bir hafta olduğunu esas alın.
- Ceza dosyasında süreyi tatilde durdurarak ve tatil bitiminden üç gün ekleyerek hesaplayın.
- İdari yargıda tek mahkemeli yer istisnasını ve nöbetçi mahkeme rejimini kontrol edin.
- İcra dosyasında HMK m. 104’e dayanmak yerine, doğrudan İİK’daki ilgili işlem ve süre hükmünü esas alın.
- Tereddütlü dosyada, uzamadan yararlanılsa dahi başvuruyu mümkün olan en erken tarihte UYAP üzerinden tamamlayın.

💬Yorumlar ve Katkılar0 katkı
✎ Yorum / katkı ekle