İçeriğe geç

Anayasa Hukuku Ders Notu – Özet – 2026

Anayasa Hukuku Ders Notu

Tarayıcınızın Türkçe seslendirme özelliği kullanılır.

Bu Türk Anayasa Hukuku ders notu; anayasa hukukunun temel kavramlarından Türk anayasal gelişmelerine, devletin temel niteliklerinden temel hak ve hürriyetlere, yasama, yürütme ve yargı organlarından anayasa yargısı, bireysel başvuru ve seçim hukukuna kadar dersin başlıca konularını sistematik biçimde ele almaktadır. Hukuk öğrencileri, sınava hazırlananlar ve Türkiye’nin anayasal düzenini toplu biçimde tekrar etmek isteyen okuyucular için hazırlanan bu içerik, temel kavramları kısa açıklamalar ve sınavda karıştırılan noktalarla birlikte sunmaktadır.

1. ANAYASA HUKUKUNUN KONUSU VE TEMEL KAVRAMLAR

1- Anayasa hukukunun inceleme alanı

Anayasa hukuku, devletin temel kuruluşunu, kamu iktidarının kullanılma biçimini, yasama, yürütme ve yargı organlarının görev ve yetkilerini, bu organlar arasındaki ilişkileri ve bireyin devlet karşısında sahip olduğu temel hak ve hürriyetleri inceleyen kamu hukuku dalıdır.

Anayasa, bir devletin temel örgütlenmesini belirleyen ve hukuk düzenindeki en üstün norm niteliğini taşıyan kurallar bütünüdür. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, devlet organlarının yetkilerinin kaynağını ve sınırlarını belirlediği gibi kişilerin temel haklarını da güvence altına alır. Bu sebeple anayasa, yalnızca devlet teşkilatına ilişkin bir metin değil; aynı zamanda özgürlükleri koruyan temel hukuk belgesidir.

Anayasa hukukunun temel soruları şunlardır:

  • Devlet iktidarı hangi organlar tarafından kullanılır?
  • Kamu gücünün sınırları nelerdir?
  • Temel hak ve hürriyetler hangi şartlarda sınırlandırılabilir?
  • Yasama, yürütme ve yargı arasındaki denge nasıl kurulur?
  • Anayasaya aykırı normlar hangi yollarla denetlenir?

2- Maddi ve şekli anlamda anayasa

Şekli anlamda anayasa, diğer hukuk kurallarından daha zor değiştirilebilen ve anayasa adı verilen yazılı metindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası bu anlamda katı anayasa niteliğindedir. Çünkü Anayasa’nın değiştirilmesi, kanunların kabulünden daha ağır usullere bağlanmıştır.

Maddi anlamda anayasa ise devletin temel yapısını, kamu iktidarının kullanılmasını ve kişilerin temel haklarını düzenleyen kuralların tümünü ifade eder. Bu kuralların mutlaka anayasa metninde yer alması gerekmez; bazı devletlerde anayasal teamüller veya yargı kararları da maddi anlamda anayasa düzeninin parçası olabilir.

3- Anayasanın üstünlüğü ve bağlayıcılığı

Anayasa m.11 uyarınca Anayasa hükümleri; yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, diğer kuruluşları ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.

Bu ilke, hukuk devleti anlayışının temel sonucudur. Yasama organı kanun çıkarırken, yürütme organı idari işlem tesis ederken ve yargı organları karar verirken Anayasaya uygun hareket etmek zorundadır. Anayasa Mahkemesinin norm denetimi yetkisi de anayasanın üstünlüğü ilkesinin kurumsal güvencesidir.

4- Kurucu iktidar

Kurucu iktidar, anayasa yapma veya mevcut anayasayı değiştirme gücüdür. Asli kurucu iktidar, yeni bir devlet düzeni kuran ya da mevcut anayasal düzeni tamamen değiştiren iktidardır. Tali kurucu iktidar ise yürürlükteki anayasanın öngördüğü usule uygun şekilde anayasa değişikliği yapan iktidarı ifade eder.

Türkiye’de tali kurucu iktidar, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kullanılır. Ancak Türkiye Büyük Millet Meclisinin anayasa değiştirme yetkisi sınırsız değildir. Değişiklik teklifinin ve kabulünün Anayasa’da öngörülen çoğunluklara uygun olması gerekir.

Sınavda Karıştırılan Noktalar

  • Anayasanın üstünlüğü, yalnızca kanun koyucuyu değil tüm devlet organlarını bağlar.
  • Her anayasa yazılı olmak zorunda değildir; ancak Türkiye’nin anayasası yazılı ve katıdır.
  • Kurucu iktidar ile yasama iktidarı aynı kavram değildir. Yasama organı, olağan kanun yapma yetkisini kullanır.

2. TÜRK ANAYASAL GELİŞMELERİ

1- Osmanlı-Türk anayasal gelişiminin temel aşamaları

Türk anayasal gelişimi, devlet iktidarının sınırlandırılması ve temsili kurumların güçlenmesi bakımından aşamalı bir süreç izlemiştir.

1808 tarihli Sened-i İttifak, merkezi iktidar ile ayanlar arasında yapılan siyasal nitelikli bir belgedir. Padişahın yetkilerini hukuken sınırlayan tam anlamıyla anayasal bir metin olarak kabul edilmemekle birlikte, iktidarın sınırlandırılması düşüncesi bakımından önem taşır.

1839 tarihli Tanzimat Fermanı ve 1856 tarihli Islahat Fermanı, can, mal ve namus güvenliği ile vergi ve askerlik alanlarında belirli güvenceler getirmiştir. Bu belgeler, hak ve hürriyetlerin devlet iktidarı karşısında korunmasına yönelik ilk adımlar arasında değerlendirilir.

1876 Kanun-i Esasi, Türk anayasal tarihinin ilk yazılı anayasasıdır. Meşruti monarşi düzeni kurmuş; padişahın yanında Meclis-i Umumi adı verilen iki kanatlı bir parlamento öngörmüştür. Bununla birlikte yürütme karşısında yasamanın gücü sınırlı kalmıştır.

2- 1921 ve 1924 Anayasaları

1921 Teşkilât-ı Esasiye Kanunu, millî egemenlik ilkesini açık biçimde benimsemiş ve “Hâkimiyet bila kaydü şart milletindir” anlayışını anayasal düzeye taşımıştır. Bu dönemde yasama ve yürütme yetkileri Türkiye Büyük Millet Meclisinde toplanmıştır. Bu sistem, meclis hükûmeti sistemi olarak adlandırılır.

1924 Anayasası, Cumhuriyetin ilanından sonraki yeni devlet düzeninin temel metni olmuştur. Yasama yetkisini Türkiye Büyük Millet Meclisine, yürütme görevini ise Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kuruluna vermiştir. Uygulamada parlamenter sisteme yakın bir model benimsenmiştir.

3- 1961 ve 1982 Anayasaları

1961 Anayasası, kuvvetler ayrılığı, sosyal devlet, hukuk devleti, çift meclis sistemi ve Anayasa Mahkemesi gibi kurumlarla Türk anayasal düzeninde önemli bir dönüm noktası oluşturmuştur. Temel hak ve hürriyetler alanında daha özgürlükçü bir yaklaşım benimsenmiştir.

1982 Anayasası, 12 Eylül 1980 askerî müdahalesi sonrasında hazırlanmış ve halkoylamasıyla kabul edilmiştir. İlk hâli itibarıyla devlet otoritesini ve yürütmeyi güçlendiren bir yapı taşımıştır. Zaman içinde yapılan çok sayıda anayasa değişikliğiyle temel haklar, demokratikleşme, yargı ve yürütme alanlarında önemli dönüşümler yaşanmıştır.

2017 anayasa değişikliği ile parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemine geçilmiş; yeni sistem 9 Temmuz 2018 itibarıyla fiilen uygulanmaya başlamıştır.

3. DEVLETİN TEMEL NİTELİKLERİ VE ANAYASAL İLKELER

1- Cumhuriyetin nitelikleri

Anayasa m.2 uyarınca Türkiye Cumhuriyeti; toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.

Bu nitelikler, yalnızca siyasal tercihleri değil; devlet faaliyetinin anayasal sınırlarını da belirler. Yasama, yürütme ve yargı organları tüm işlem ve kararlarında bu ilkelerle bağlıdır.

2- Demokratik devlet ilkesi

Demokratik devlet, halkın yönetime katılmasını sağlayan, çoğulculuğu güvence altına alan ve siyasal iktidarın belirli sürelerle seçim yoluyla yenilenmesine imkân veren devlettir. Demokrasinin yalnızca seçimden ibaret olmadığı; ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, muhalefet hakkı, serbest basın ve bağımsız yargı gibi unsurları da içerdiği kabul edilir.

Türkiye’de millî egemenlik, Anayasa m.6 uyarınca kayıtsız şartsız millete aittir. Millet, egemenliğini Anayasa’nın koyduğu esaslara göre yetkili organları eliyle kullanır.

3- Laik devlet ilkesi

Laiklik, devletin dinî inançlar karşısında tarafsız kalmasını ve kamu düzeninin din kurallarına değil, hukuk kurallarına dayanmasını ifade eder. Laik devlet, kişilerin din ve vicdan hürriyetini korur; hiçbir dinî inancı veya inançsızlığı devlet eliyle zorla benimsetemez.

Laiklik ilkesi, din ve vicdan hürriyeti ile eğitim, kamu hizmeti ve siyasal düzen arasındaki anayasal dengeyi sağlar. Bu ilke, Türkiye Cumhuriyeti bakımından değiştirilemez anayasal nitelikler arasında yer alır.

4- Sosyal devlet ilkesi

Sosyal devlet, bireylerin yalnızca şeklen özgür olmasını yeterli görmeyen; ekonomik ve sosyal bakımdan güçsüz kesimlerin korunmasını hedefleyen devlettir. Sosyal güvenlik, çalışma hakkı, eğitim, sağlık, sosyal yardım ve adil gelir dağılımı yönündeki devlet görevleri sosyal devlet anlayışının görünüm biçimleridir.

Sosyal devlet ilkesi, devletin her sosyal ihtiyacı doğrudan karşılaması gerektiği anlamına gelmez. Ancak devlet, ekonomik ve sosyal politikalarını insan onuruna yakışır yaşam koşullarını gözeterek belirlemek zorundadır.

5- Hukuk devleti ilkesi

Hukuk devleti, devletin tüm işlem ve eylemlerinin hukuk kurallarına bağlı olduğu, kamu gücünün yargısal denetime tabi tutulduğu ve kişilere etkili hukuki güvence sağlandığı devlet modelidir.

Hukuk devleti ilkesinin başlıca gerekleri şunlardır:

  • İdarenin kanuniliği,
  • Hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik,
  • Kanuni hâkim güvencesi,
  • Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı,
  • İdari işlem ve eylemlerin yargısal denetimi,
  • Kazanılmış haklara saygı,
  • Ölçülülük ilkesi,
  • Devletin mali sorumluluğu.

4. TEMEL HAK VE HÜRRİYETLER

1- Temel hakların anayasal sistemi

Temel hak ve hürriyetler, kişinin devlet karşısındaki serbestlik alanını ve devletten talep edebileceği koruma alanlarını ifade eder. Anayasa, temel hakları genel olarak üç grupta düzenlemektedir:

  • Kişinin hakları ve ödevleri,
  • Sosyal ve ekonomik haklar ve ödevler,
  • Siyasi haklar ve ödevler.

Klasik özgürlükler olarak da adlandırılan kişi hakları; yaşama hakkı, kişi dokunulmazlığı, özel hayatın gizliliği, konut dokunulmazlığı, haberleşme hürriyeti, yerleşme ve seyahat hürriyeti, din ve vicdan hürriyeti ile ifade özgürlüğü gibi hakları kapsar.

Sosyal ve ekonomik haklar, sosyal devletin kişilere yüklediği koruma ve destek yükümlülükleriyle ilgilidir. Çalışma hakkı, sosyal güvenlik hakkı, eğitim hakkı ve sağlık hakkı bu grupta değerlendirilir.

Siyasi haklar ise vatandaşların devlet yönetimine katılmalarını sağlar. Seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı; siyasi parti kurma ve kamu hizmetine girme hakkı bu kapsamda yer alır.

2- Temel hakların sınırlanması

Anayasa m.13 uyarınca temel hak ve hürriyetler, yalnızca kanunla ve ilgili anayasa maddesinde belirtilen sebeplere bağlı olarak sınırlandırılabilir. Sınırlama, hakkın özüne dokunamaz; demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.

Bir temel hakka müdahalenin anayasal denetiminde başlıca sorular şunlardır:

  • Müdahalenin kanuni dayanağı var mıdır?
  • Müdahale, anayasal bakımdan meşru bir amaca yönelmiş midir?
  • Kullanılan araç, ulaşılmak istenen amaç bakımından elverişli midir?
  • Daha hafif bir araçla aynı amaca ulaşılması mümkün müdür?
  • Hak sahibine yüklenen külfet ile korunmak istenen kamu yararı arasında makul denge var mıdır?

Ölçülülük ilkesi; elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç aşamada incelenir. Elverişlilik, tedbirin hedeflenen amaca ulaşmaya uygun olmasını; gereklilik, daha hafif bir müdahale aracının bulunmamasını; orantılılık ise kişi üzerindeki külfet ile kamu yararı arasında denge kurulmasını gerektirir.

Anayasa Mahkemesi, B. No: 2018/1272, T. 18.01.2022 tarihli kararında, temel haklara yönelik müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun sayılabilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerektiğini vurgulamıştır. Buna göre yalnızca kanuni düzenlemenin varlığı, müdahaleyi tek başına anayasal hâle getirmez.

3- Hakkın özü ve kötüye kullanma yasağı

Hakkın özü, temel hakkı anlamlı biçimde kullanılabilir olmaktan çıkaran çekirdek alanı ifade eder. Bir sınırlama, hakkın kullanılmasını fiilen imkânsızlaştırıyorsa hakkın özüne dokunulmuş olabilir.

Anayasa m.14 uyarınca Anayasa hükümlerinden hiçbiri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı veya insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde yorumlanamaz.

4- Olağanüstü hâlde temel hak rejimi

Anayasa m.119 uyarınca Cumhurbaşkanı; savaş, savaşı gerektirecek bir durumun baş göstermesi, seferberlik, ayaklanma, vatan veya Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli kalkışma, şiddet olaylarının yaygınlaşması, kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması, tabii afet, tehlikeli salgın hastalık veya ağır ekonomik bunalım hâllerinde yurdun tamamında veya bir bölgesinde altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hâl ilan edebilir.

Olağanüstü hâl kararı verildiği gün Resmî Gazete’de yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur. Türkiye Büyük Millet Meclisi, olağanüstü hâlin süresini değiştirebilir, olağanüstü hâli kaldırabilir veya Cumhurbaşkanının istemi üzerine her defasında dört ayı geçmemek üzere uzatabilir.

Anayasa m.15, olağanüstü hâllerde temel hakların kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulmasına ya da bunlar için Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınmasına imkân tanır. Ancak bu yetki sınırsız değildir. Tedbirler, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükleri ihlal edemez ve durumun gerektirdiği ölçüyü aşamaz.

Olağanüstü hâlde dahi dokunulamayacak çekirdek güvenceler şunlardır:

  • Savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında yaşama hakkı,
  • Kişinin maddi ve manevi varlığının bütünlüğü,
  • Din, vicdan, düşünce ve kanaat açıklamaya zorlanamama,
  • Bu nedenlerle suçlanamama,
  • Suç ve cezaların geçmişe yürütülememesi,
  • Suçluluğu mahkeme kararıyla kesinleşinceye kadar kimsenin suçlu sayılamaması.

Anayasa Mahkemesi, B. No: 2019/19839, T. 15.03.2023 tarihli kararında, olağanüstü dönemde alınan tedbirler bakımından son anayasal değerlendirmenin tedbirin “durumun gerektirdiği ölçüde” olup olmadığına ilişkin bulunduğunu belirtmiştir. Olağanüstü hâl, kamu makamlarına sınırsız bir yetki tanıyan hukuk dışı alan değildir.

Sınavda Karıştırılan Noktalar

  • Hakların sınırlandırılması ile hakların kullanılmasının durdurulması aynı değildir.
  • Olağan dönemde temel haklar Anayasa m.13 çerçevesinde sınırlandırılır.
  • Olağanüstü dönemde Anayasa m.15 özel bir güvence ve değerlendirme ölçütü getirir.
  • Olağanüstü hâl döneminde de çekirdek haklara dokunulamaz.

5. YASAMA ORGANI VE YASAMA İŞLEMLERİ

1- Türkiye Büyük Millet Meclisinin yapısı

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 600 milletvekilinden oluşur. Milletvekili seçilme yaşı on sekizdir. Milletvekili genel seçimleri ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri beş yılda bir aynı gün yapılır.

Yasama yetkisi, Anayasa m.7 uyarınca Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez. Yasama yetkisinin devredilemezliği, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kanun koyma yetkisini bütünüyle başka bir organa bırakamayacağı anlamına gelir.

2- Yasama dokunulmazlığı ve yasama sorumsuzluğu

Yasama sorumsuzluğu, milletvekillerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, Mecliste ileri sürdükleri düşüncelerden sorumlu tutulamamalarını ifade eder. Bu güvence mutlak ve sürekli niteliktedir.

Yasama dokunulmazlığı ise milletvekillerinin seçimden önce veya sonra işledikleri iddia edilen suçlar nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisi kararı olmadıkça tutulamaması, sorguya çekilememesi, tutuklanamaması ve yargılanamamasıdır. Dokunulmazlık, belirli istisnalara tabi geçici bir usul güvencesidir.

3- Kanun yapım süreci

Kanun teklif etmeye milletvekilleri yetkilidir. Cumhurbaşkanının doğrudan kanun tasarısı sunma yetkisi bulunmamaktadır. Kanun teklifleri Türkiye Büyük Millet Meclisinde komisyonlarda görüşülür, Genel Kurulda kabul edilirse Cumhurbaşkanına gönderilir.

Cumhurbaşkanı, kanunları yayımlar veya bir daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderir. Türkiye Büyük Millet Meclisi geri gönderilen kanunu üye tamsayısının salt çoğunluğuyla aynen kabul ederse Cumhurbaşkanı kanunu yayımlamak zorundadır.

4- Türkiye Büyük Millet Meclisinin bilgi edinme ve denetim yolları

Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminde gensoru ve güvenoyu mekanizmaları bulunmamaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin bilgi edinme ve denetim yolları şunlardır:

  • Meclis araştırması,
  • Genel görüşme,
  • Meclis soruşturması,
  • Yazılı soru.

Yazılı soru, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar tarafından en geç on beş gün içinde cevaplandırılmak üzere milletvekilleri tarafından sorulabilir. Cumhurbaşkanına doğrudan yazılı soru yöneltilemez.

6. YÜRÜTME, CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ VE CUMHURBAŞKANLIĞI KARARNAMELERİ

1- Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminin temel yapısı

Türkiye’de yürütme yetkisi ve görevi, Anayasa m.8 uyarınca Cumhurbaşkanı tarafından Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir. Cumhurbaşkanı hem devletin başıdır hem de yürütme yetkisinin sahibidir.

Cumhurbaşkanı, halk tarafından doğrudan seçilir ve görev süresi beş yıldır. Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir. Ancak Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi hâlinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir.

Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, Cumhurbaşkanı tarafından atanır ve görevden alınır. Cumhurbaşkanı yardımcıları ile bakanlar milletvekili olamaz; milletvekili seçilenlerin üyelikleri sona erer.

2- Cumhurbaşkanının düzenleyici işlemleri

Cumhurbaşkanının başlıca düzenleyici işlemleri Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, Cumhurbaşkanı kararı ve yönetmeliktir. Bu işlemler aynı hukuki nitelikte değildir.

Kanun, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından çıkarılan asli yasama işlemidir. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılan düzenleyici işlemdir. Yönetmelik ise kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak amacıyla çıkarılan daha alt düzeyli düzenleyici işlemdir.

3- Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin anayasal sınırları

Anayasa m.104/17 uyarınca Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Ancak bu yetki, yürütme alanında asli nitelik taşısa da anayasal sınırlarla çevrilidir.

Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenemeyecek alanlar şunlardır:

  • Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar,
  • Kişi hakları ve ödevleri,
  • Siyasi haklar ve ödevler,
  • Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konular,
  • Kanunda açıkça düzenlenmiş konular.

Kanun ile Cumhurbaşkanlığı kararnamesi arasında farklı hüküm bulunması hâlinde kanun hükümleri uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması hâlinde Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz kalır.

Anayasa Mahkemesi, E. 2020/8, K. 2021/25, T. 31.03.2021 tarihli kararında, Anayasa’da “kanunla düzenlenir” veya benzeri ifadelerle kanun alanına bırakılan konuların Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemeyeceğini ortaya koymuştur. Bu yaklaşım, Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin kanunla eş düzeyli bir norm olmadığını açıkça göstermektedir.

4- Olağanüstü hâl Cumhurbaşkanlığı kararnameleri

Olağanüstü hâl sırasında Cumhurbaşkanı, olağanüstü hâlin gerekli kıldığı konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Bu kararnameler kanun hükmündedir ve Resmî Gazete’de yayımlanır. Aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulmaları gerekir.

Olağanüstü hâl Cumhurbaşkanlığı kararnameleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinde üç ay içinde görüşülüp karara bağlanmadıkları takdirde kendiliğinden yürürlükten kalkar. Savaş ve mücbir sebeplerle Türkiye Büyük Millet Meclisinin toplanamaması hâli bu kuralın istisnasıdır.

7. YARGI, ANAYASA YARGISI VE BİREYSEL BAŞVURU

1- Yargı yetkisi ve yargı ilkeleri

Anayasa m.9 uyarınca yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır. Yargı bağımsızlığı, hâkimlerin karar verirken hiçbir makamdan emir veya talimat almamasını ifade eder. Tarafsızlık ise hâkimin uyuşmazlığın taraflarına karşı ön yargısız ve eşit mesafede bulunmasını gerektirir.

Kanuni hâkim güvencesi, kişilerin hangi mahkemede yargılanacağının uyuşmazlıktan önce kanunla belirlenmesini zorunlu kılar. Bu güvence, kişiye veya olaya özgü mahkeme kurulmasını engeller.

2- Anayasa Mahkemesinin görevleri

Anayasa Mahkemesi, kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya uygunluğunu denetler. Ayrıca anayasa değişikliklerini yalnız şekil bakımından inceler.

Anayasa m.148 uyarınca Anayasa Mahkemesi; norm denetimi, bireysel başvuru, Yüce Divan sıfatıyla yargılama, siyasi partilerin mali denetimi ve kapatma davaları gibi görevleri yerine getirir.

3- Soyut norm denetimi: İptal davası

İptal davası, kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla doğrudan Anayasa Mahkemesinde açılan davadır.

Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisinde en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubu ile üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki milletvekili, iptal davası açma yetkisine sahiptir. İptal davası, dava konusu normun Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren altmış gün içinde açılmalıdır.

4- Somut norm denetimi: İtiraz yolu

Bir mahkemede görülmekte olan davada uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin Anayasaya aykırı olduğu kanaatine varılırsa ya da taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiası ciddi bulunursa, mahkeme Anayasa Mahkemesine başvurur.

Bu yol, somut bir uyuşmazlıkta uygulanacak normun anayasallığının denetlenmesini sağlar. Mahkeme, Anayasa Mahkemesinin kararına kadar davayı geri bırakır. Anayasa Mahkemesi beş ay içinde karar vermezse, mahkeme yürürlükteki kanun hükmüne göre karar verir. Ancak esas hakkındaki hüküm kesinleşinceye kadar Anayasa Mahkemesi kararı gelirse, mahkemenin bu karara uyması gerekir.

5- Bireysel başvuru

Bireysel başvuru, kişilerin Anayasada güvence altına alınmış ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamına giren temel hak ve hürriyetlerinden birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmesini sağlayan olağanüstü nitelikte bir hak arama yoludur.

Anayasa m.148 ile 6216 sayılı Kanun m.45 uyarınca bireysel başvuru yapılabilmesi için ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem veya ihmal bakımından öngörülen idari ve yargısal başvuru yollarının tüketilmiş olması gerekir.

Yasama işlemleri, düzenleyici idari işlemler ve Anayasa Mahkemesi kararları doğrudan bireysel başvurunun konusu olamaz. Bireysel başvuruda amaç, soyut olarak bir hukuk kuralının Anayasaya uygunluğunu inceletmek değil; başvurucunun güncel ve kişisel temel hak ihlalinin giderilmesini sağlamaktır.

6216 sayılı Kanun m.47/5 uyarınca bireysel başvuru, olağan başvuru yollarının tüketildiği tarihten veya başvuru yolu bulunmaması hâlinde ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılmalıdır. Haklı mazeret bulunması hâlinde, mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde mazereti belgelendiren başvuruyla süre aşımı engeli kaldırılabilir.

6- Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı

Anayasa m.153 uyarınca Anayasa Mahkemesi kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz ve geriye yürümez. Anayasa Mahkemesi kararları, yasama, yürütme ve yargı organlarını; idare makamlarını; gerçek ve tüzel kişileri bağlar.

Bu bağlayıcılık, hukuk devleti ve anayasanın üstünlüğü ilkelerinin zorunlu sonucudur. Mahkemeler ile idari makamlar, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararlarında tespit ettiği anayasal ilkeleri somut olayın gereklerine uygun biçimde uygulamakla yükümlüdür.

8. ANAYASANIN DEĞİŞTİRİLMESİ VE SEÇİM HUKUKU

1- Anayasa değişikliği usulü

Anayasa m.175 uyarınca Anayasa’nın değiştirilmesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az üçte biri tarafından yazılı olarak teklif edilebilir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin 600 üyeden oluşması nedeniyle anayasa değişikliği teklifi için en az 200 milletvekilinin imzası gerekir.

Anayasa değişikliği teklifleri Genel Kurulda iki defa görüşülür ve gizli oyla kabul edilir. Değişikliğin kabulü için üye tamsayısının en az beşte üç çoğunluğu, yani en az 360 kabul oyu gerekir.

  • 360 ila 399 kabul oyu arasında kabul edilen anayasa değişikliği, Cumhurbaşkanı tarafından iade edilmezse halkoyuna sunulur.
  • 400 veya daha fazla kabul oyu ile kabul edilen anayasa değişikliğini Cumhurbaşkanı yayımlayabilir, bir daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderebilir veya halkoyuna sunabilir.

2- Değiştirilemeyecek hükümler

Anayasa’nın birinci maddesindeki devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hükmü değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez. Anayasa’nın ikinci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ile üçüncü maddesindeki devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti hakkındaki hükümler de değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

Bu hükümler, Türk anayasal düzeninin maddi çekirdeğini oluşturur.

3- Seçimlerin temel ilkeleri

Anayasa m.67 uyarınca vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak seçme, seçilme, bağımsız olarak veya bir siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma haklarına sahiptir.

Seçimler ve halkoylamaları; serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre; yargı yönetim ve denetimi altında yapılır.

Bu ilkelerin anlamı kısaca şöyledir:

  • Serbest seçim: Seçmenin iradesini baskı altında kalmadan açıklayabilmesidir.
  • Eşit oy: Her seçmenin oyunun aynı hukuki değere sahip olmasıdır.
  • Gizli oy: Seçmenin tercihinin gizli tutulmasıdır.
  • Açık sayım ve döküm: Oyların sayılması ve sonuçların belirlenmesi sürecinin denetlenebilir olmasıdır.
  • Tek dereceli seçim: Seçmenlerin temsilcilerini doğrudan seçmesidir.
  • Genel oy: Kanunda öngörülen koşulları taşıyan vatandaşların seçime katılabilmesidir.

4- Milletvekili seçimlerinde ülke barajı

2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu m.33 uyarınca milletvekili seçimlerinde ülke seçim barajı %7’dir. Ülke genelinde geçerli oyların yüzde yedisini geçemeyen siyasi partiler milletvekili çıkaramaz.

Seçim ittifakı yapılması hâlinde, seçim barajının hesaplanmasında ittifakın aldığı toplam oy dikkate alınır. İttifakı oluşturan siyasi partiler bakımından ayrıca ayrı ayrı baraj hesabı yapılmaz.

Bu düzenleme bakımından eski kaynaklarda yer alan %10 ülke barajı bilgisi güncel değildir.

Sınavda Karıştırılan Noktalar

  • Anayasa değişikliği teklif edilebilmesi için en az 200 milletvekilinin imzası gerekir.
  • Anayasa değişikliğinin kabulü için en az 360 oy aranır.
  • Milletvekili seçimlerindeki güncel ülke barajı %7’dir.
  • İttifaklarda baraj hesabı, ittifakın toplam oyu üzerinden yapılır.

9. KISA TEKRAR SORULARI

1- Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle temel haklar düzenlenebilir mi?

Hayır. Anayasa’nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez. Ayrıca Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen veya kanunda açıkça düzenlenmiş alanlarda da Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz.

2- Kanun ile Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çatışırsa hangi norm uygulanır?

Kanun uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması hâlinde Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz kalır.

3- Bireysel başvuru süresi ne kadardır?

Olağan başvuru yollarının tüketildiği tarihten veya başvuru yolu yoksa ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gündür.

4- Olağanüstü hâlde yaşama hakkı tamamen askıya alınabilir mi?

Hayır. Savaş hukukuna uygun fiiller sonucunda meydana gelen ölümler dışında yaşama hakkına dokunulamaz. Ayrıca kişi maddi ve manevi varlığının bütünlüğü, suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ve masumiyet karinesi de çekirdek güvence alanındadır.

5- Anayasa Mahkemesine iptal davası ile bireysel başvuru arasındaki temel fark nedir?

İptal davası, bir normun Anayasaya aykırılığının doğrudan denetlenmesine yöneliktir. Bireysel başvuru ise kamu gücü işlemi, eylemi veya ihmali nedeniyle kişinin güncel ve kişisel temel hak ihlali iddiasının incelenmesini sağlar.


Bu içeriğe tepkin ne? En fazla 4 tepki seçebilirsin.

Topluluk

Yorumlar ve Katkılar0 katkı

Yorum / katkı ekle

Katkı ekle

E-posta adresiniz yayınlanmaz.

Katkı türü

İlk katkıyı sen bırak. Düşünce, katkı, düzeltme veya ek kaynak ekleyebilirsin.
Menü