İçeriğe geç

Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar – Ceza Hukuku Özel Hükümler | Ünite 3

Ünite 3 — Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar: Kasten ve taksirle yaralamayı, ağırlaşmış neticeleri ve öldürme suçlarıyla sınırı somut olay üzerinden kuruyoruz.

Bir insana zarar verildiğinde ceza hukukçusu neye bakar?

Bir kişinin yüzünde morluk oluştu. Bir başkasının kolu kırıldı. Bir üçüncüsünün kulağında kalıcı işitme kaybı meydana geldi. Başka bir olayda ise fail yalnızca tokat atmak istedi, mağdur düştü, başını kaldırıma çarptı ve öldü.

Gündelik dil bunların hepsini “darp”, “yaralama” veya “kavga” gibi tek bir kelimeyle anlatabilir.

Ceza hukuku anlatamaz.

Çünkü vücut dokunulmazlığına karşı suçlarda aynı hareket; ortaya çıkan neticeye, failin kastının yönüne, mağdurun durumuna, kullanılan araca, yaralanmanın ağırlığına ve bazen ölüm sonucuna göre bütünüyle farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.

Bu nedenle bu ünitenin temel sorusu şudur:

Fail mağdurun bedenine veya sağlığına hangi kapsamda kasten ya da taksirle müdahale etti ve ortaya çıkan netice hukuken ne ölçüde ona yüklenebilir?

Türk Ceza Kanunu’nun “Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar” başlıklı bölümünde bu ünitenin merkezinde dört düzenleme bulunur:

  • kasten yaralama — TCK m.86,
  • neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama — TCK m.87,
  • kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi — TCK m.88,
  • taksirle yaralama — TCK m.89.

Bir önceki ünitede kurduğumuz öldürme kastı–yaralama kastı ve taksir ayrımları burada doğrudan çalışmaya başlayacaktır. Ölüm neticesinin ortaya çıktığı sınır olaylarda Ünite 2 — Hayata Karşı Suçlar ile bu ünite birlikte okunmalıdır.


Bu ünitede öğreneceksin

  • Kasten yaralamanın yalnız “vurmak” anlamına gelmediğini,
  • acı verme, sağlığın bozulması ve algılama yeteneğinin bozulmasının nasıl değerlendirildiğini,
  • basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir yaralamanın ne olduğunu ve ne olmadığını,
  • TCK m.86/3’teki nitelikli hâlleri,
  • ceza hukukundaki “silah” kavramının günlük dilden neden daha geniş olduğunu,
  • neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamada TCK m.23’ün neden vazgeçilmez olduğunu,
  • duyu veya organ işlevinin zayıflaması ile yitirilmesi arasındaki farkı,
  • yüzde sabit iz ile yüzün sürekli değişikliğinin nasıl ayrıldığını,
  • kemik kırığı ve çıkığının neden ayrıca düzenlendiğini,
  • yaralama sonucu ölüm ile kasten öldürme ve taksirle öldürmenin nasıl ayrıldığını,
  • ihmali davranışla yaralamanın hangi şartlarda mümkün olduğunu,
  • taksirle yaralamada dikkat ve özen yükümlülüğü, ağır neticeler ve şikâyet sistemini,
  • kasten yaralama ile cebir ve benzer suçların hangi noktalarda ayrıldığını,
  • 18 Ağustos 2026’da yürürlüğe giren TCK m.31/4’ün m.87/2 ve m.87/4 bakımından çocuk failler yönünden taşıdığı önemi.

I. Kasten Yaralama — TCK m.86

1. Kanun neyi cezalandırıyor?

TCK m.86, bir başkasının:

  • vücuduna acı veren,
  • sağlığının bozulmasına neden olan veya
  • algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan

fiilin kasten gerçekleştirilmesini cezalandırır.

Bu üç sonuçtan birinin gerçekleşmesi suçun temel tipi bakımından yeterlidir.

Dolayısıyla kasten yaralama yalnızca kanama, kesik, kırık veya gözle görülür fiziksel yara değildir.

Bir davranış:

  • dışarıdan iz bırakmasa bile kişiye fiziksel acı verebilir,
  • kişinin sağlık durumunu bozabilir,
  • algılama yeteneğini geçici veya kalıcı biçimde etkileyebilir.

Bu nedenle “vücudunda iz yok, yaralama yok” biçimindeki formül yanlıştır.

Örnek

A, B’ye çok sert bir tokat atıyor.

B’nin yüzünde kalıcı iz oluşmuyor ve hastanede cerrahi işlem yapılmıyor.

Buna rağmen tokat mağdurun vücuduna acı vermişse kasten yaralama tipinin temel neticesi gerçekleşmiş olabilir. Yaralamanın m.86/1’deki temel şekle mi yoksa m.86/2’deki daha hafif şekle mi girdiği ayrı değerlendirmedir.


2. Korunan hukuki değer

Kasten yaralama suçunda kişinin beden bütünlüğü ve sağlığı korunur.

“Vücut dokunulmazlığı” yalnız derinin, kemiğin veya organların fiziksel bütünlüğünü ifade etmez. Kişinin bedensel ve ruhsal sağlık alanına yönelik belirli müdahaleler de suç tipinin kapsamına girebilir.

Burada önemli ayrım şudur:

Kasten yaralama mağdurun yalnız “incinmiş hissetmesini” değil, bedensel acı, sağlık bozukluğu veya algılama yeteneğinin bozulması şeklindeki kanuni neticelerden en az birini arar.

Bu nedenle sırf aşağılayıcı, hakaret edici veya korkutucu bir söz m.86 kapsamında yaralama değildir. Buna karşılık davranışın mağdurda tıbben değerlendirilebilir bir sağlık bozukluğu meydana getirdiği olayda yaralama suçu ayrıca tartışılabilir.


II. Fail, Mağdur ve Suçun Konusu

3. Fail

Kasten yaralama özgü suç değildir.

Gerçek kişi olan herkes suçun faili olabilir.

Bununla birlikte bazı sıfat veya ilişkiler m.86/3 kapsamında nitelikli hâl doğurur. Örneğin kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle yaralama işlemesi veya mağdurun failin üstsoyu, altsoyu, eşi, boşandığı eşi ya da kardeşi olması suçun yaptırımını ağırlaştırır.


4. Mağdur

Kasten yaralamanın mağduru, beden veya sağlık alanına yönelik tipik müdahalenin gerçekleştiği kişidir.

Failin kendi bedenine verdiği zarar, m.86’daki “başkasını yaralama” suçunu oluşturmaz.

Bu sonuç yalnız m.86 bakımındandır. Kişinin kendi bedenine yönelik davranışı, aynı olayda başka kişilerin yaşamı veya sağlığı bakımından tehlike yaratmışsa ya da başka bir suç tipinin unsurlarını gerçekleştirmişse o düzenlemeler ayrıca değerlendirilir. m.86’nın kanuni yapısı bakımından mağdur failden başka kişidir.


5. Suçun konusu

Suçun konusu insan bedenidir.

Bunu yalnız dış görünüş olarak anlamamak gerekir. Sağlığın veya algılama yeteneğinin bozulması da suç tipinde açıkça yer aldığı için sinir sistemi, ruhsal sağlık ve duyusal işlevler de somut olaya göre değerlendirmeye dâhil olabilir.


III. Kasten Yaralamanın Üç Temel Neticesi

6. Vücuda acı verme

En kolay görülen yaralama biçimidir.

Tokat, yumruk, tekme, sıkma, saç çekme, sert biçimde itme gibi davranışlar mağdurun bedeninde acı yaratabilir.

Gözle görülür yaralanma bulunması şart değildir.

Örnek

A, B’nin kolunu kuvvetle büküyor.

B’nin kemiği kırılmıyor, morluk oluşmuyor fakat ciddi fiziksel acı meydana geliyor.

Bu durum, diğer koşullar da varsa m.86 anlamında yaralama oluşturabilir.


7. Sağlığın bozulması

Sağlığın bozulması yalnız travmatik yara değildir.

Failin davranışı mağdurun bedensel veya ruhsal sağlık durumunda olumsuz değişiklik meydana getiriyorsa kanuni netice gerçekleşebilir.

Örneğin zehirli madde verme, hastalık bulaştırma, kişiyi sağlığını bozacak maddelere maruz bırakma veya ruhsal sağlık üzerinde hukuken anlamlı bir bozulmaya neden olma, somut olayın özelliklerine göre bu kategori içinde değerlendirilebilir.

Ruhsal etkinin mutlaka ağır psikiyatrik hastalık düzeyine ulaşması şart değildir; buna karşılık sıradan üzüntü, korku veya geçici rahatsızlık da otomatik olarak m.86 kapsamına girmez. Sağlık bozukluğunun somut olayda tıbbi bulgular ve hukuki değerlendirme ile ortaya konulması gerekir.


8. Algılama yeteneğinin bozulması

Kanun yalnız bedensel bütünlüğü değil, kişinin algılama kapasitesini de korur.

Bir kimsenin bilincini veya çevresini sağlıklı biçimde algılama yeteneğini bozan davranışlar bu kapsamda olabilir.

Örneğin bir kişiye uyuşturucu veya başka bir madde verilmesi, ancak maddenin etkisiyle algılama yeteneğinin bozulması, failin kastı, mağdurun bilgisi ve geçerli rızasının bulunup bulunmadığı birlikte değerlendirildiğinde kasten yaralamayı gündeme getirebilir.

Burada fiilin başka bir suçun aracı olup olmadığı ayrıca incelenmelidir. Örneğin algılama yeteneğini bozucu madde verilmesinin cinsel suç, yağma veya kişiyi hürriyetinden yoksun kılma gibi başka bir suçla bağlantılı olduğu olaylarda içtima sorunu doğabilir.


IV. Kasten Yaralama Neticeli Bir Suç mudur?

9. Hareket ile neticeyi ayır

TCK m.86, yalnız “vurmayı” değil, davranışın mağdur üzerinde kanunda sayılan neticelerden birini meydana getirmesini arar.

Bu nedenle:

  • fiil,
  • netice,
  • nedensellik,
  • objektif isnadiyet

birbirinden ayrılmalıdır.

A, B’ye yumruk atıyor fakat yumruk hiç isabet etmiyor.

Burada kanundaki yaralama neticesi gerçekleşmemiştir. Failin yaralama kastıyla elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp başlamadığı TCK m.35 bakımından ayrıca incelenebilir.

Ancak henüz yaralama neticesi gerçekleşmemişken “gerçekleşseydi basit tıbbi müdahalelik olurdu” biçiminde varsayımsal bir m.86/2 sınıflandırması yapılamaz. Teşebbüs değerlendirmesi failin kastı ve somut icra hareketleri üzerinden kurulmalıdır.

Başka olayda yumruk isabet ediyor, B acı duyuyor.

Kasten yaralama suçu tamamlanmış olabilir.


10. Nedensellik ve objektif isnadiyet

Yaralama neticesinin failin davranışından kaynaklandığı kurulmalıdır.

Örneğin A, B’yi hafifçe iter. B bu sırada tamamen bağımsız başka bir kişinin çarpmasıyla yere düşer ve kolu kırılır.

Kırık neticesini otomatik olarak A’ya yüklemek mümkün değildir.

Önce A’nın davranışının kırık neticesi bakımından nedensel katkısı; ardından ortaya çıkan neticenin A’nın yarattığı riskin gerçekleşmesi sayılıp sayılamayacağı değerlendirilmelidir.

Objektif isnadiyet öğretisel bir ölçüttür. Özellikle beklenmedik ağır neticelerde, mağdurun kendi davranışında, üçüncü kişinin müdahalesinde ve tıbbi süreçlerde önem kazanır.


V. Kast

11. Yaralama kastı neyi kapsar?

Kasten yaralamada fail, davranışının mağdurun vücuduna acı vereceğini, sağlığını veya algılama yeteneğini bozacağını bilmeli ve istemeli; olası kast bakımından ise neticeyi göze alarak hareket etmelidir.

Failin kastının mutlaka tıbbi neticenin bütün teknik ayrıntılarını kapsaması gerekmez.

A, B’nin yüzüne güçlü biçimde yumruk atarken “burun kemiğini tam şu noktadan kıracağım” diye düşünmek zorunda değildir.

Ancak yaralama neticesi kast kapsamında bulunmalıdır.


12. Doğrudan kast ve olası kast

Kasten yaralama doğrudan kastla işlenebilir.

Fail mağdura acı vermeyi veya sağlığını bozmayı özellikle hedefleyebilir.

Olası kastla yaralama da mümkündür.

Örneğin A, kalabalık bir ortamda bir kişiye doğru sert bir cisim fırlatıyor; çevredeki başka kişilerin yaralanabileceğini öngörmesine rağmen fiili gerçekleştiriyorsa olayın koşullarına göre olası kast tartışılabilir.

Yine de “tehlikeli hareket = olası kast” biçiminde otomatik sonuç kurulamaz. Failin neticeyi öngörüp göze alıp almadığı somut olaydan çıkarılır.


VI. Kasten Yaralama ile Öldürmeye Teşebbüs Arasındaki Sınır

13. Aynı hareket neden iki farklı suç ihtimali yaratır?

A, B’yi bıçaklıyor ve B hayatta kalıyor.

Bu cümle tek başına suçun adını söylemez.

  • A’nın kastı öldürmeye yönelikse kasten öldürmeye teşebbüs,
  • kastı yaralamaya yönelikse kasten yaralama

gündeme gelir.

Bu ayrımda bir önceki ünitede incelediğimiz:

  • kullanılan araç,
  • darbe sayısı,
  • hedef alınan vücut bölgesi,
  • saldırının şiddeti,
  • mesafe,
  • taraflar arasındaki husumet,
  • failin saldırıyı sürdürüp sürdürmediği,
  • olay öncesi ve sırasındaki sözleri

gibi olgular birlikte değerlendirilir.

Tek bıçak darbesi otomatik yaralama kastı; birden çok darbe otomatik öldürme kastı anlamına gelmez.


VII. Basit Tıbbi Müdahaleyle Giderilebilir Yaralama — TCK m.86/2

14. “Basit” sözcüğüne aldanma

TCK m.86/2, kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olmasını daha düşük yaptırımlı bir görünüm olarak düzenler.

Buradaki ölçüt failin “hafif vurması”, kullanılan aracın küçük olması veya mağdurun hastanede yatıp yatmaması değildir. Değerlendirme, meydana gelen yaralanmanın niteliği ve ağırlığı üzerinden yapılır.

Adli tıp uygulamasında kullanılan sınıflandırmalar ve raporlar önemli teknik veridir; fakat bunlar kanun hükmü değildir. Mahkeme:

  • raporun hangi muayene ve bulgulara dayandığını,
  • tanının olayla uyumunu,
  • görüntüleme ve hastane kayıtlarını,
  • raporlar arasında çelişki bulunup bulunmadığını

denetlemelidir.

Bu nedenle “raporda BTM yazıyor, hukuki nitelendirme bitmiştir” denemez.

15. Tıbbi raporun işlevi

Yaralanmanın tıbbi niteliği uzmanlık gerektirir. Adli rapor, hastane kayıtları, görüntüleme sonuçları ve gerektiğinde uzman görüşleri bu nedenle önemlidir.

Ancak tıbbi rapor ile hukuki nitelendirme birbirinden ayrıdır. Uzman yaralanmanın tıbbi özelliklerini ortaya koyar; hangi ceza hükmünün uygulanacağına mahkeme karar verir.

Aynı şekilde hâkim de kendi gözlemiyle tıbbi uzmanlığı ikame edemez. Sağlıklı yöntem, tıbbi bulguyu uzman raporuyla belirleyip hukuki sonucu kanun üzerinden kurmaktır.

16. m.86/1 ile m.86/2 arasındaki yaptırım farkı

Bugünkü kanun metninde m.86/1’in cezası bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis; m.86/2’nin cezası ise altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adlî para cezasıdır. m.86/2 kapsamındaki fiilin kadına karşı işlenmesi hâlinde hapis cezasının alt sınırı dokuz aydan az olamaz.

Bu sınırlar 7550 sayılı Kanunla değiştirilmiştir. Somut dosyada uygulanacak ceza hükmü belirlenirken suç tarihi ve TCK m.7’deki zaman bakımından uygulama/lehe kanun ilkesi ayrıca dikkate alınır.

Burada önemli bir ayrım vardır:

Kadına karşı işlenme, m.86/2 içinde özel bir alt sınır doğurur; tek başına m.86/3’te sayılan bağımsız nitelikli hâllerden biri değildir.


17. Şikâyet

BTM kapsamındaki m.86/2 suçu mağdurun şikâyetine bağlıdır.

Buna karşılık m.86/1 temel kasten yaralama ve m.86/3’teki nitelikli hâller bakımından soruşturma ve kovuşturma kural olarak şikâyete bağlı değildir.

Şikâyet ile uzlaştırma aynı kurum değildir.

Kasten yaralama ve taksirle yaralama bakımından uzlaştırma kapsamını değerlendirirken CMK m.253 ayrıca kontrol edilmelidir. Bu ayrımın uygulamadaki sonuçları Ankahukuk’taki Ceza Yargılamasında Uzlaştırma rehberinde ayrıntılı biçimde ele alınmıştır.


VIII. Kasten Yaralamanın Nitelikli Hâlleri — TCK m.86/3

18. Nitelikli hâllerin ortak sonucu

TCK m.86/3’te sayılan hâllerde suç şikâyete bağlı olmaksızın soruşturulur ve temel cezaya artırım uygulanır.

Kanunda sayılan başlıca hâller şunlardır:

  • üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı,
  • beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
  • kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
  • kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
  • silahla,
  • canavarca hisle.

Bu hâllerin (a)–(e) bentlerinde ceza yarı oranında, canavarca hisle işlenmede ise bir kat artırılır.

Bir olayda birden fazla nitelikli hâlin bulunması, her bent için artırımın mekanik biçimde art arda uygulanacağı anlamına gelmez. Kanun metni, cezanın belirlenmesine ilişkin genel hükümler ve somut olayın yapısı birlikte değerlendirilmelidir.


19. Üstsoy, altsoy, eş, boşanılan eş veya kardeşe karşı

Bu bentte fail ile mağdur arasındaki belirli aile ilişkisi nitelikli hâlin maddi temelidir.

Örneğin kişinin boşandığı eşini kasten yaralaması da kanunda açıkça nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir.

Failin mağdurun bu sıfatını bilmesi kast bakımından önemlidir. Akrabalık veya eşlik ilişkisine ilişkin hata TCK m.30 çerçevesinde somut olaya göre değerlendirilir.


20. Kendisini savunamayacak kişiye karşı

Mağdurun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunması gerekir.

Bu durum:

  • ağır hastalık,
  • ileri yaş,
  • engellilik,
  • bilinç kaybı,
  • uyku,
  • somut olaydaki geçici fiziksel veya ruhsal durum

gibi nedenlerden kaynaklanabilir.

Ancak “mağdur failden daha güçsüzdü” demek yeterli değildir.

Kanunun aradığı düzeyde savunmasızlığın somut olayda bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.


21. Kamu görevi nedeniyle

Mağdurun yalnızca kamu görevlisi olması yeterli değildir.

Yaralama, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle gerçekleştirilmelidir.

Örneğin bir öğretmenin tamamen kişisel komşuluk tartışması nedeniyle yaralanması ile yaptığı görev nedeniyle hedef alınması aynı bent kapsamında değildir.


22. Kamu görevlisinin nüfuzunu kötüye kullanması

Bu kez nitelikli hâl mağdurun değil failin sıfatıyla ilgilidir.

Fail kamu görevlisidir ve kamu görevinden kaynaklanan nüfuzu yaralama fiilinde kötüye kullanmaktadır.

Her kamu görevlisinin işlediği yaralama otomatik olarak bu bent kapsamına girmez.

Failin kamu görevlisi olması tek başına yeterli değildir. Yaralama fiilinde, kamu görevi nedeniyle sahip olduğu nüfuzun bizzat kötüye kullanılması gerekir.


IX. Silahla Kasten Yaralama

23. Silah yalnız tabanca değildir

TCK m.86/3-e, yaralamanın silahla işlenmesini nitelikli hâl sayar. Buradaki silah kavramı TCK m.6’daki kanuni tanıma göre belirlenir ve yalnız ateşli silahlardan ibaret değildir.

Kanuni tanım; ateşli silahlar, patlayıcı maddeler, saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış kesici-delici-bereleyici araçlar ile saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmamış olsa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyleri de kapsar. Ayrıca kanunda belirtilen yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici veya sürekli hastalığa yol açıcı maddeler de kapsam içinde olabilir.

24. Eşyanın adı değil, somut kullanım önemlidir

Sopa, taş, cam şişe veya tornavida otomatik olarak silah değildir. Fakat somut olayda saldırı veya savunmada kullanılmaya elverişli biçimde kullanılmışsa TCK m.6 kapsamına girebilir.

Bu nedenle değerlendirme:

  • eşyanın fiziksel niteliği,
  • nasıl kullanıldığı,
  • saldırıdaki işlevi,
  • meydana getirdiği veya meydana getirmeye elverişli olduğu etki

üzerinden yapılır.

X. Canavarca Hisle Yaralama

25. Ağır yaralanma ile canavarca his aynı şey değildir

Canavarca his, TCK m.86/3-f’de ayrıca düzenlenmiştir.

Çok sayıda darbe, ağır acı, vahşi görünen yöntem veya ağır yaralanma tek başına bu nitelikli hâli oluşturmaz. Failin saiki, fiilin işleniş tarzı ve mağdura yönelen özel acımasızlığın olayda nasıl dışa vurduğu birlikte değerlendirilmelidir.

Bu nedenle canavarca his, yalnız psikolojik etiketle veya yalnız yaralanmanın ağırlığıyla kurulamaz. Nitelikli hâli gösteren somut olgular karar gerekçesinde açıklanmalıdır.

XI. Yaralama ile Cebir Suçunu Karıştırma

26. Aynı fiziksel hareket neden bazen cebir olur?

TCK m.108’de cebir, bir kişiyi bir şeyi yapmaya, yapmamaya veya kendisinin yapmasına müsaade etmeye zorlamak amacıyla kullanılan fiziksel güçtür.

Burada fiziksel güç mağdurun iradesini zorlamanın aracıdır. Kanun cebir suçunun yaptırımını da kasten yaralama hükümlerine bağlar. Bu nedenle aynı fiziksel hareketi parçalayarak otomatik biçimde hem m.108 hem ayrıca m.86’dan bağımsız cezalandırma sonucuna gidilmez; somut olayda cebrin özel suçun unsuru olup olmadığı ve ilgili içtima kuralı belirlenir.

Ankahukuk’taki Türk Ceza Kanunu’nda Cebir Kavramı ve Yargıtay Kararları çalışmasında bu ayrım somut karar örnekleriyle görülebilir. Örneğin sayfada yer verilen Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 14.02.2013 tarihli, E.2011/37449, K.2013/5930 sayılı kararında TCK m.108’in müstakil ayrı bir temel ceza öngörmeyip kasten yaralama üzerinden artırım sistemi kurduğu vurgulanmıştır.

XII. Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama — TCK m.87

27. Temel mantık

TCK m.87, kasten yaralamanın daha ağır sonuçlarını düzenler; ancak bütün fıkralar aynı yaptırım tekniğine sahip değildir.

m.87/1 ve m.87/2 belirli ağır neticelerin gerçekleşmesi hâlinde m.86’ya göre belirlenen ceza üzerinde artırım ve asgari sınırlar öngörür. m.87/3 kemik kırığı veya çıkığı için özel artırım rejimi kurar. m.87/4 ise ölüm neticesini ayrıca ve doğrudan süreli hapis aralığıyla düzenler.

Bütün bu hâllerde önce temel yaralama bakımından kastın bulunduğu ispatlanmalıdır. Ardından daha ağır veya başka netice bakımından TCK m.23 gereğince en az taksir aranır.

Bir fiilin kastedilenden daha ağır veya başka bir neticeye sebep olması hâlinde, failin ağır neticeden sorumluluğu kusursuz sorumluluk değildir.

28. Ağır netice bakımından kusur ve isnadiyet

Ağır netice yalnız “yaralamadan sonra meydana geldi” diye faile yüklenmez.

Şu sıra izlenir:

  1. Temel yaralama fiili kasten gerçekleştirildi mi?
  2. Ağır netice ile fiil arasında nedensellik var mı?
  3. Ağır netice objektif olarak faile isnat edilebilir mi?
  4. Fail ağır netice bakımından en az taksirle hareket etti mi?

Bu yapı özellikle beklenmedik sağlık özellikleri, düşme, tıbbi müdahale veya üçüncü kişinin davranışının araya girdiği olaylarda önem taşır.

XIII. TCK m.87/1 — Birinci Grup Ağır Neticeler

29. Duyu veya organ işlevinin sürekli zayıflaması

Bir duyu veya organ tamamen işlevsiz hâle gelmemiştir; fakat işlevinde kalıcı azalma meydana gelmiştir.

Örneğin:

  • görmenin belirli oranda kalıcı azalması,
  • işitmenin kalıcı biçimde zayıflaması,
  • bir uzvun hareket kabiliyetinin kalıcı fakat kısmi kaybı

bu kapsamda değerlendirilebilir.

“Sürekli” nitelik tıbbi değerlendirme gerektirir. Ancak yalnız bir yüzde oranına bakılarak otomatik hukuk sonucu çıkarılmaz; hangi duyu veya organın etkilendiği, işlevin niteliği ve kaybın ilgili adli tıbbi ölçütlerde hangi düzeyde bulunduğu birlikte değerlendirilir.

Geçici işlev kaybı bu bent kapsamında değildir.


30. Konuşmada sürekli zorluk

Mağdur konuşma yeteneğini tamamen kaybetmemiştir; fakat konuşma fonksiyonunda kalıcı güçlük oluşmuştur.

Geçici ses kısıklığı veya birkaç günlük konuşma zorluğu yeterli değildir.

Tıbbi olarak kalıcılık belirlenmelidir.


31. Yüzde sabit iz

Yüz bölgesinde meydana gelen yaralanmanın iyileşme sonrasında kalıcı ve fark edilebilir iz bırakması hâlidir.

Her yüz yarası sabit iz değildir.

Adli değerlendirmede izin:

  • kalıcılığı,
  • yüz bölgesindeki yeri,
  • görünürlüğü,
  • doğal görünümü ne ölçüde etkilediği

incelenir.

Sabit iz ile bir sonraki fıkradaki yüzün sürekli değişikliği aynı değildir.


32. Yaşamı tehlikeye sokan durum

Mağdur ölmemiştir.

Ancak yaralanma tıbben yaşamı gerçek biçimde tehlikeye sokmuştur.

Burada “çok ağır yaralandı” veya “hastaneye yatırıldı” demek yeterli değildir.

Yaşam tehlikesinin tıbbi bulgularla ortaya konulması gerekir.

Bu sonuç, öldürme kastıyla karıştırılmamalıdır.

Fail yalnız yaralama kastıyla hareket etmiş olabilir fakat yaralama mağdurun yaşamını tehlikeye sokmuş olabilir.

Buna karşılık olayın koşulları failin öldürme kastını gösteriyorsa mesele m.87/1-d değil, ölüm gerçekleşmemişse kasten öldürmeye teşebbüs olabilir.


33. Gebe kadının çocuğunun vaktinden önce doğması

Kasten yaralama gebe kadına karşı işlenmiş ve bunun sonucunda çocuk vaktinden önce doğmuşsa m.87/1 kapsamındaki ağır netice gündeme gelir.

Failin gebeliği bilip bilmemesi tek başına ağır netice bakımından taksir bulunup bulunmadığını çözmez. Somut olayda gebeliğin ve erken doğum riskinin öngörülebilirliği, failin bilgisi, fiilin niteliği ve diğer koşullar birlikte değerlendirilir.

Erken doğum ile yaralama arasındaki nedensellik de tıbbi olarak kurulmalıdır.


34. m.87/1 yaptırımı

m.87/1’de sayılan ağır neticeler meydana geldiğinde m.86’ya göre belirlenen ceza bir kat artırılır.

Ancak kanun ayrıca asgari sınırlar koymuştur.

Yaralamanın m.86/1 kapsamına girdiği hâllerde verilecek ceza dört yıldan az olamaz.

m.86/3 kapsamındaki nitelikli yaralama üzerinden m.87/1 ağır neticesi gerçekleşmişse verilecek ceza altı yıldan az olamaz.


XIV. TCK m.87/2 — Daha Ağır Neticeler

35. İyileşmesi olanağı bulunmayan hastalık veya bitkisel hayat

Yaralama mağdurda iyileşme olanağı bulunmayan hastalık veya bitkisel hayat sonucunu doğurmuşsa m.87/2 uygulanabilir.

Bu sonucun varlığı ileri düzey tıbbi değerlendirme gerektirir.

Hastalığın ağır olması tek başına yeterli değildir; kanun iyileşme olanağının bulunmamasını arar.


36. Duyu veya organ işlevinin yitirilmesi

m.87/1’de işlev sürekli zayıflar.

m.87/2’de ise duyu veya organın işlevi yitirilir.

Bu ayrım uygulamada doğrudan ceza miktarını etkiler.

m.87/1 ile m.87/2 arasındaki ayrım yalnız “bir miktar kayıp / yüzde yüz kayıp” formülüyle kurulmaz. Hangi organ veya duyunun etkilendiği, işlevin niteliği, kaybın tıbbi düzeyi ve ilgili adli değerlendirme ölçütleri birlikte ele alınır.

Bir duyu veya organın işlevinin artık hukuken “yitirilmiş” kabul edilip edilmeyeceği uzman tıbbi bulgular üzerinden belirlenir.


37. Konuşma ya da çocuk yapma yeteneğinin kaybolması

Konuşmanın tamamen kaybı, m.87/1’deki konuşmada sürekli zorluktan daha ağır neticedir.

Benzer biçimde çocuk yapma yeteneğinin kaybolması da m.87/2’de özel olarak düzenlenmiştir.

Bu sonuçların fiille nedensel bağlantısı ve failin ağır netice bakımından en az taksiri ayrıca kurulmalıdır.


38. Yüzün sürekli değişikliği

Yüzde sabit iz ile yüzün sürekli değişikliği arasındaki fark yalnız izin büyüklüğü değildir.

Yüzün sürekli değişikliğinde esas ölçüt izin büyüklüğü değil, yüz görünümünde meydana gelen kalıcı değişikliğin niteliğidir. Yüzün doğal görünümü ve anatomik yapıda oluşan kalıcı değişiklik adli tıbbi bulgularla değerlendirilir; hukuki nitelendirme mahkemeye aittir.


39. Gebe kadının çocuğunun düşmesi

Yaralama sonucu gebe kadının çocuğunun düşmesi m.87/2 kapsamında daha ağır neticedir.

m.87/1’de çocuk vaktinden önce doğarken, burada gebelik kaybı söz konusudur.

Failin temel yaralamayı kasten gerçekleştirmesi, çocuk düşmesi neticesi bakımından ise TCK m.23 uyarınca en az taksir bulunması gerekir.


40. m.87/2 yaptırımı

m.87/2’de sayılan sonuçlarda m.86’ya göre belirlenen ceza iki kat artırılır.

Kanuni asgari sınırlar:

  • m.86/1’e giren hâllerde altı yıl,
  • m.86/3’e giren hâllerde dokuz yıl

olarak uygulanır.


XV. Kemik Kırılması veya Çıkığı — TCK m.87/3

41. Her kırık aynı değildir

Kasten yaralama vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olmuşsa m.87/3 uygulanır.

Artırım oranı, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre yarısına kadar belirlenir.

Bu nedenle:

  • küçük bir kemik kırığı,
  • büyük eklem veya uzun kemik kırığı,
  • çoklu kırıklar

aynı sonuç doğurmaz.

Kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarına etkisi tıbbi raporla belirlenir. Artırım oranını ise mahkeme, TCK m.87/3’teki yarısına kadar sınır içinde ve somut olayın özelliklerine göre takdir eder.


XVI. Kasten Yaralama Sonucu Ölüm — TCK m.87/4

42. En kritik sınır

Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana geldiğinde yalnız kastın yönüne bakmak yetmez. TCK m.87/4 bakımından dört halka birlikte kurulmalıdır:

  1. failin temel yaralama fiilini kasten gerçekleştirmesi,
  2. bu fiilin m.86/1 veya m.86/3 kapsamında bulunması,
  3. yaralama ile ölüm arasında nedensellik ve objektif isnadiyet,
  4. ölüm neticesi bakımından TCK m.23 uyarınca en az taksir.

Ölüm kastı varsa m.81 veya koşulları varsa m.82; temel yaralama kastı dahi yoksa m.85 taksirle öldürme değerlendirilir.

m.86/1 ile m.86/3 bağlantısı

m.87/4’ün yaptırım aralığı, temel yaralamanın m.86/1 mi yoksa m.86/3 mü olduğuna göre değişir. Bu nedenle “saldırı ağırdı” denilerek m.86/3’e geçilemez. m.86/3’te sayılan nitelikli hâlin somut olayda gerçekten gerçekleştiği ayrıca ispatlanmalıdır.

Ölümle bağlantı

A, B’ye yaralama kastıyla yumruk atar; B düşerek başını kaldırıma çarpar ve ölür.

Bu olayda:

  • yumruğun düşmeye neden olup olmadığı,
  • düşme ile ölüm arasındaki tıbbi bağlantı,
  • ölümün failin yarattığı riskin gerçekleşmesi sayılıp sayılamayacağı,
  • ölüm neticesinin öngörülebilirliği ve failin en az taksiri

ayrı ayrı değerlendirilir.

43. m.87/4 yaptırımı

Bugünkü kanun metninde:

  • m.86/1’e giren hâlde on yıldan on dört yıla kadar,
  • m.86/3’e giren hâlde on dört yıldan on sekiz yıla kadar

hapis cezası öngörülür.

Bu aralıkların alt sınırları 7550 sayılı Kanunla değiştirilmiştir. Somut dosyada suç tarihi ve TCK m.7’deki lehe kanun ilkesi ayrıca dikkate alınır.

XVII. Çocuk Failler ve TCK m.31/4 Bağlantısı

46. TCK m.31/4 ile m.87/2 ve m.87/4 bağlantısı

7593 sayılı Kanunun 2. maddesiyle TCK m.31’e eklenen dördüncü fıkra, açıkça neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamanın m.87/2 ve m.87/4 fıkralarını kapsar.

Kanun 8 Ağustos 2026’da kabul edilmiş; 18 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış ve Kanunun 16. maddesi gereğince, özel olarak sonraki tarihe bırakılan hüküm dışında diğer hükümler yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

m.31/4 şu ölçütlerden biri veya birkaçının göz önünde bulundurulmasını öngörür:

  • kasta dayalı kusurun ağırlığı,
  • güdülen amaç ve saik,
  • suçun işleniş şekli,
  • daha önceden kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilmiş olma.

Bu değerlendirme sonucunda:

  • fiili işlerken 15 yaşını doldurmuş fakat 18 yaşını doldurmamış kişiler hakkında m.31/3 hükümleri uygulanmayabilir;
  • fiili işlerken 12 yaşını doldurmuş fakat 15 yaşını doldurmamış ve ceza sorumluluğu bulunan kişiler hakkında m.31/2 yerine m.31/3 uygulanabilir.

Bu hüküm m.87/2 veya m.87/4’ün suç unsurlarını değiştirmez; çocuk fail bakımından yaş küçüklüğü hükümlerinin uygulanışını etkiler.

Her dosyada önce suç tarihi belirlenir. 18 Ağustos 2026’dan önceki fiiller bakımından TCK m.7 ve lehe kanun ilkesi uygulanır; sonradan yürürlüğe giren daha ağır düzenleme geçmişe yürütülemez.

Düzenlemenin diğer çocuk adaleti hükümleri Ankahukuk’taki 7593 Sayılı Kanun Rehberi içinde ayrıca ele alınmaktadır.

XVIII. Kasten Yaralamanın İhmali Davranışla İşlenmesi — TCK m.88

47. Bir kişiyi “bir şey yapmayarak” yaralamak

TCK m.88, kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesini düzenler ve açıkça m.83’teki ihmali öldürme koşullarının göz önünde bulundurulmasını ister.

Bu nedenle yalnız “bir şey yapmamak” yetmez. İhmalin icrai davranışa eşdeğerliği kurulmalıdır.

Somut olayda:

  • failin neticeyi önleme konusunda özel hukuki yükümlülüğü,
  • bu yükümlülüğün kaynağı ve kapsamı,
  • müdahale imkânı,
  • yapılması gereken davranışın neticeyi önleme gücü,
  • ihmal ile yaralama neticesi arasındaki nedensellik ve objektif isnadiyet,
  • yaralama neticesine ilişkin kast

birlikte değerlendirilir.

Örnek

Bakım ve tedavisini üstlendiği kişiye, yaralanmasını veya sağlık bozukluğunu istediği için gerekli müdahaleyi bilerek yapmayan ve hukuken özel koruma yükümlülüğü bulunan kişi bakımından m.88 gündeme gelebilir. Ancak yükümlülük, müdahale imkânı ve kast ispatlanmadan sırf “yardım etmedi” denilerek m.88 uygulanamaz.

48. Yaptırım ve takip rejimi

m.88’e göre verilecek ceza üçte ikisine kadar indirilebilir. İndirim zorunlu değildir.

m.88’in güncel metninde bağımsız bir şikâyet şartı düzenlenmemiştir. Takip rejimi, ihmali davranışla işlenen yaralamanın m.86 içindeki hangi görünümü oluşturduğuna göre değerlendirilir. Örneğin fiilin m.86/2’deki BTM düzeyinde kalması hâlinde m.86/2’nin şikâyet şartı ayrıca dikkate alınır.

XIX. Taksirle Yaralama — TCK m.89

50. “Kaza oldu” demek yeterli değil

Taksirle yaralama, yaralama neticesinin istenmediği fakat failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışıyla meydana geldiği suç tipidir.

Her kaza suç değildir.

Her yaralanma da taksirli sorumluluk doğurmaz.

Taksirle yaralama bakımından şu zincir kurulmalıdır:

  1. failin iradi bir davranışı,
  2. somut dikkat ve özen yükümlülüğü,
  3. bu yükümlülüğün ihlali,
  4. yaralanma neticesinin objektif öngörülebilirliği,
  5. yükümlülüğe uygun davranışla neticenin önlenebilirliği bakımından hukuki değerlendirme,
  6. davranış ile netice arasında nedensellik,
  7. neticenin ihlal edilen özen kuralının yaratmayı yasakladığı riskin gerçekleşmesi,
  8. objektif isnadiyet.

Basit taksir yalnız “fail neticeyi fiilen öngörmedi” cümlesinden ibaret değildir; bu normatif unsurlar birlikte kurulmalıdır.


51. Basit taksir

Basit taksirde fail yaralanma neticesini fiilen öngörmez.

Ancak göstermesi gereken dikkat ve özeni gösterseydi neticeyi öngörmesi beklenebilirdi.

Örnek

Sürücü, telefonuna bakarken yaya geçidindeki kişiyi fark etmiyor ve çarpıp bacağının kırılmasına neden oluyor.

Fail yayayı yaralamak istememiştir.

Fakat trafik koşullarında göstermesi gereken dikkat ve özeni ihlal etmiş olabilir.


52. Bilinçli taksir

Bilinçli taksirde fail yaralanma ihtimalini öngörür fakat neticeyi istemez ve gerçekleşmeyeceğine güvenerek davranışını sürdürür.

Örneğin tehlikeli bir iş makinesini güvenlik tedbirini almadan çalıştıran kişi işçinin yaralanabileceğini öngörüyor fakat “bir şey olmaz” düşüncesiyle davranışını sürdürüyorsa bilinçli taksir tartışılabilir.

Olası kast ile ayrımda tek başına riskin yüksekliği yeterli değildir.

Failin netice karşısındaki iradi tutumu somut olgularla belirlenmelidir.


XX. Taksirle Yaralamanın Temel Şekli — m.89/1

53. Kanuni neticeler

TCK m.89/1, taksirli davranışla başkasının:

  • vücuduna acı verilmesine,
  • sağlığının bozulmasına veya
  • algılama yeteneğinin bozulmasına

neden olunmasını cezalandırır.

Görüldüğü gibi neticeler kasten yaralamanın temel yapısıyla paraleldir.

Fark, manevi unsurdadır.


54. Yaptırım

Bugünkü m.89/1 metninde taksirle yaralamanın temel yaptırımı dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıdır.

Bu ceza aralığı 7571 sayılı Kanunun 17. maddesiyle değiştirilmiştir. Somut dosyada suç tarihi ve TCK m.7 gereğince eski ve yeni hükmün lehe sonuçları ayrıca değerlendirilir.


XXI. Taksirle Yaralamada Ağır Neticeler — m.89/2 ve m.89/3

55. m.89/2 kapsamındaki sonuçlar

Taksirle yaralama fiili mağdurun:

  • duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,
  • vücudunda kemik kırılmasına,
  • konuşmasında sürekli zorluğa,
  • yüzünde sabit ize,
  • yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
  • gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına

neden olmuşsa temel cezaya göre yarı oranında artırım yapılır.

Bu neticelerin tıbbi kavramları m.87’deki benzer terimlerle paralellik gösterse de taksirli yaralamada ayrıca dikkat ve özen yükümlülüğü, öngörülebilirlik, nedensellik ve objektif isnadiyet kurulmalıdır.


56. m.89/3 kapsamındaki daha ağır sonuçlar

Taksirli fiil:

  • iyileşmesi olanağı bulunmayan hastalık veya bitkisel hayat,
  • duyu veya organ işlevinin yitirilmesi,
  • konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolması,
  • yüzün sürekli değişikliği,
  • gebe kadının çocuğunun düşmesi

sonuçlarından birine neden olmuşsa temel cezaya göre bir kat artırım yapılır.

Burada sırf ağır sonuç meydana geldi diye fail otomatik olarak sorumlu tutulmaz. Taksirli temel fiil, dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlali, ağır neticeyle nedensellik, öngörülebilirlik ve objektif isnadiyet ayrıca kurulmalıdır.


XXII. Birden Fazla Kişinin Yaralanması — m.89/4

57. Birden fazla kişinin yaralanması

TCK m.89/4, taksirli fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmasını özel olarak düzenler.

Hükmün uygulanabilmesi için yaralanmaların aynı taksirli fiille bağlantısı kurulmalı; her mağdur bakımından yaralanma neticesi, nedensellik ve failin kusuru değerlendirilmelidir.

Bugünkü kanun metninde yaptırım dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezasıdır. Bu aralık 7571 sayılı Kanunla değiştirilmiştir.

Bilinçli taksir şartları ayrıca gerçekleşmişse TCK m.22/3’teki artırım da uygulanır. Bu nedenle m.89/4’te yazılı soyut aralık ile somut olayda sonuç cezanın aynı şey olmadığı unutulmamalıdır.

XXIII. Taksirle Yaralamada Şikâyet

58. Temel kural

TCK m.89/5’e göre taksirle yaralama kural olarak şikâyete bağlıdır.

Ancak kanun, bilinçli taksir hâlinde bir ayrım yapar:

  • m.89/1 kapsamındaki temel yaralama bilinçli taksirle işlense bile şikâyet şartı devam eder,
  • m.89/2, m.89/3 veya m.89/4 kapsamındaki suç bilinçli taksirle işlenmişse şikâyet aranmaz.

Bu nedenle “bilinçli taksir varsa her olay re’sen soruşturulur” denemez.

59. Şikâyet ile uzlaştırma aynı şey değildir

Şikâyet bir muhakeme şartıdır. Uzlaştırma ise CMK m.253’te ayrıca düzenlenen alternatif uyuşmazlık çözüm kurumudur.

Bir suçun şikâyete bağlı olması tek başına onun mutlaka uzlaştırma kapsamında olduğu anlamına gelmez. Suç tipi, nitelikli hâl, özel istisnalar ve suç tarihindeki CMK m.253 metni birlikte kontrol edilmelidir.

Ankahukuk’taki Ceza Yargılamasında Uzlaştırma rehberi bu ayrımı ve kapsam sorunlarını ayrıca ele almaktadır.

XXIV. Yaralama ile Bazı Yakın Suçların Ayrılması

60. Yaralama – cebir

Yaralama fiili mağdurun bedenine veya sağlığına yönelik saldırıdır.

Cebirde ise fiziksel güç, mağduru belirli davranışa zorlamanın aracıdır.

Aynı fiziksel müdahale cebir suçunun içinde yaralama niteliği taşıyabilir.

Somut olayda failin amacı ve ilgili suçun bileşik yapısı incelenmelidir.


61. Yaralama – kötü muamele

TCK m.96’daki kötü muamele, aynı konutta birlikte yaşayan kişiye veya üzerinde sahip olunan terbiye hakkından doğan disiplin yetkisi bağlamında gündeme gelebilen özel bir suç tipidir.

İnsan onuruyla bağdaşmayan kötü davranışın ayrıca yaralama neticesi doğurması hâlinde otomatik biçimde “hem m.96 hem m.86” denilemez. Özel norm–genel norm ilişkisi ve içtima somut olayın fiil yapısına göre çözülmelidir.

62. Yaralama – işkence

TCK m.94 işkenceyi özgü suç olarak düzenler. Temel tipte fail kamu görevlisidir. Kanuni yapıda, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine ya da aşağılanmasına yol açan davranışlar söz konusudur; iştirak hâlinde kamu görevlisi olmayan kişinin durumuna ilişkin özel hüküm de ayrıca dikkate alınır.

Bu nedenle işkenceyi yalnız “kamu görevlisinin fiziksel acı vermesi” şeklinde tanımlamak eksiktir. Fail sıfatı, fiilin niteliği, amaç ve bağlam ile TCK m.94–95’in özel sonuçları birlikte incelenmelidir.

63. Yaralama – spor faaliyeti

Spor faaliyetinde bedensel temas ve yaralanma riski bulunabilir. Hukuken izin verilen riskin sınırı; sporun niteliği, oyun kuralları, rıza, ihlalin ağırlığı ve failin kast veya taksir durumuyla belirlenir.

Spora katılmak, kuralların açıkça dışına çıkan veya sporun doğasında bulunmayan ağır tehlikeyi otomatik olarak kabullenmek anlamına gelmez. Oyun içindeki olağan temas ile oyun durmuşken rakibe bilerek yumruk atılması bu nedenle aynı hukuki zeminde değildir.

XXV. Tıbbi Müdahale ve Rıza

64. Ameliyat neden yaralama sayılmıyor?

Cerrah hastanın bedenini kesiyor.

Dışarıdan bakıldığında vücut bütünlüğüne bilinçli müdahale vardır.

Ancak hukuka uygun tıbbi müdahale, yaralama suçunun hukuka aykırılık değerlendirmesinde farklılaşır.

Şu unsurlar önemlidir:

  • tıbbi endikasyon,
  • yetkili sağlık meslek mensubu,
  • tıp biliminin gereklerine uygun müdahale,
  • aydınlatılmış ve hukuken geçerli rıza,
  • acil hâller ve özel kanuni düzenlemeler.

Bu nedenle “doktor bilerek kesti, kast vardır, yaralama oluştu” biçimindeki sonuç eksiktir.

Tipiklik ile hukuka uygunluk ayrı değerlendirilmelidir.


65. Rızanın sınırı

Kişinin bedeni üzerindeki tasarruf yetkisi sınırsız değildir.

TCK m.26/2 uyarınca kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere açıkladığı rıza belirli şartlarda hukuka uygunluk sağlayabilir.

Ancak:

  • rızanın geçerliliği,
  • kişinin ehliyeti,
  • rızanın konusu,
  • müdahalenin sınırı,
  • kamu düzeni ve özel mevzuat

somut olayda ayrıca incelenmelidir.

Mağdurun “beni yaralayabilirsin” demesi her bedensel müdahaleyi otomatik olarak hukuka uygun hâle getirmez. TCK m.26/2’deki rıza; kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği hak, rızanın geçerliliği ve müdahalenin sınırı bakımından değerlendirilir. Tıbbi müdahale ve spor faaliyetlerinde ayrıca özel mevzuat ve o faaliyetin kendine özgü hukuka uygunluk koşulları göz önünde bulundurulur.


XXVI. Teşebbüs

66. Kasten yaralamaya teşebbüs

Kasten yaralamaya teşebbüs mümkündür. Fail yaralama kastıyla elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlamış, fakat elinde olmayan nedenle yaralama neticesini meydana getirememiş olabilir.

BTM bakımından netice gerçekleşmeden varsayımsal sınıflandırma yapılmamalıdır. Teşebbüs, failin yaralama kastı ve somut icra hareketlerinin yöneldiği temel suç üzerinden değerlendirilir.

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama bakımından ise ağır netice gerçekleşmeden “m.87/1’e, m.87/2’ye veya m.87/4’e teşebbüs” şeklinde mekanik bir sonuç kurulamaz. Failin kastı ağır neticeyi doğrudan kapsıyorsa artık ilgili kasten suç tipi; ağır netice yalnız taksir düzeyinde ise neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçun yapısı ve teşebbüsün kast şartı ayrı tutulmalıdır.

XXVII. Gönüllü Vazgeçme

68. Yaralama tamamlanmadan vazgeçme

Fail kasten yaralama suçunun icrasına başladıktan sonra kendi iradesiyle vazgeçer veya neticenin gerçekleşmesini kendi çabasıyla önlerse TCK m.36 değerlendirilir.

Temel yaralama neticesi gerçekleşmişse bu suç tamamlanmıştır. Failin daha ağır neticenin meydana gelmesini önlemesi, tamamlanmış temel yaralamayı ortadan kaldırmaz. Ağır netice bakımından gönüllü vazgeçme, etkin pişmanlık veya başka bir özel hükmün uygulanıp uygulanamayacağı ise ancak somut suç yapısı içinde ayrıca değerlendirilebilir; genel ve otomatik bir sonuç yoktur.

XXVIII. İştirak

69. Birlikte yaralama

A ve B, C’yi birlikte dövüyor.

Her ikisinin müşterek fail sayılabilmesi için yalnız olay yerinde bulunmaları yetmez.

Birlikte suç işleme kararı ve fiilin icrası üzerinde ortak hâkimiyet değerlendirilir.

Bir kişinin mağduru tutması, somut katkının icra içindeki işlevine göre müşterek faillik veya yardım etme olarak değerlendirilebilir; tek başına “tuttu = müşterek fail” formülü yoktur.

Müşterek faillik için birlikte suç işleme kararı ve fiil üzerinde ortak hâkimiyet; yardım etmede ise icra üzerinde ortak hâkimiyet düzeyine ulaşmayan destek aranır.


XXIX. İçtima

70. Birden fazla darbe, kaç suç?

Aynı mağdura yönelen birden fazla darbenin kaç suç oluşturacağı, darbe sayısından çok fiillerin hukuki bütünlüğüne göre belirlenir.

Aynı suç işleme kararı içinde, zaman ve mekân bakımından kesintisiz tek saldırı sürecinin parçaları olan darbeler çoğu kez aynı yaralama fiilinin icra hareketleri olarak değerlendirilebilir. Buna karşılık saldırının kesilmesinden sonra yeni bir kararla yeniden başlaması, farklı zaman ve yerlerde gerçekleştirilen eylemler veya bağımsız neticeler farklı sonuç doğurabilir.

71. Birden fazla mağdur

Birden fazla kişinin yaralanması hâlinde mağdur sayısı ile hukuki değer kavramı birbirine karıştırılmamalıdır. Beden bütünlüğü bireysel olarak korunan bir hukuki değerdir; her mağdur bakımından ayrı ihlal söz konusu olabilir.

Bununla birlikte tek fiille birden fazla kişiye karşı yaralama, farklı fiillerle birden fazla mağdura yönelik yaralama ve aynı suç işleme kararıyla tekrarlanan eylemler aynı içtima problemine sahip değildir.

TCK m.43’ün zincirleme suç ve aynı neviden fikrî içtima hükümleri, m.43/3’teki istisnalar ve somut suçun özel yapısı birlikte değerlendirilmelidir. “Tek hareket” ile “tek suç işleme kararı” aynı kavram değildir.

XXX. Olay Çözümü

Olay 1 — Tokat

A tartıştığı B’ye bir kez tokat atıyor. B’nin yanağında hafif kızarıklık ve kısa süreli ağrı meydana geliyor.

Nasıl düşünmelisin?

Önce m.86’nın “vücuda acı verme” neticesi gerçekleşmiş mi?

Sonra yaralanmanın kişi üzerindeki etkisi BTM ile giderilebilecek ölçüde hafif mi?

Adli rapor ve olayın özellikleri birlikte değerlendirilir.


Olay 2 — Şişeyle saldırı

A, cam şişeyi B’nin başına vuruyor. B’nin başında kesik oluşuyor.

Nasıl düşünmelisin?

Temel yaralama neticesi yanında kullanılan cam şişenin somut olayda TCK m.6 anlamında silah sayılıp sayılmayacağı değerlendirilir.

Silah kabul edilirse m.86/3-e gündeme gelir.


Olay 3 — Kırık

A, B’ye tekme atıyor. B düşüyor ve kol kemiği kırılıyor.

Nasıl düşünmelisin?

Temel kasten yaralama yanında m.87/3 devreye girebilir.

Kırığın hayat fonksiyonlarına etkisi adli tıbbi değerlendirmeyle belirlenir.


Olay 4 — İşitme kaybı

A, B’nin kulağına çok sert biçimde vuruyor. B’nin işitme fonksiyonunda kalıcı yüzde kayıp meydana geliyor.

Nasıl düşünmelisin?

Kayıp işlevin sürekli zayıflaması düzeyindeyse m.87/1; işlevin yitirilmesi düzeyindeyse m.87/2 tartışılır.

Bu ayrım yalnız “işitme azaldı” cümlesiyle yapılamaz; tıbbi değerlendirme gerekir.


Olay 5 — Ölüm

A, B’ye kavga sırasında yumruk atıyor. B düşerek başını kaldırıma çarpıyor ve ölüyor.

Nasıl düşünmelisin?

İlk soru “ölüm var, öldürme mi?” değildir.

Şu sıra izlenir:

  1. A’nın kastı öldürme mi, yaralama mı?
  2. Yaralama kastı varsa ölüm ile yumruk/düşme arasında nedensellik var mı?
  3. Ölüm neticesi faile objektif olarak isnat edilebilir mi?
  4. A ölüm bakımından en az taksirle hareket etmiş mi?

Şartları varsa m.87/4 gündeme gelir.


Olay 6 — Cebir sınırı

A, B’nin toplantıya gitmesini engellemek için B’yi yumruklayarak eve dönmeye zorluyor.

Nasıl düşünmelisin?

Fiziksel yaralama vardır; ancak hareket aynı zamanda B’nin iradesini belirli davranışa zorlamanın aracıdır.

TCK m.108 cebir ve içtima ilişkisi ayrıca değerlendirilmelidir.


Olay 7 — Taksirli trafik yaralaması

A araç kullanırken telefonuna bakıyor, yaya B’ye çarpıyor ve B’nin bacağı kırılıyor.

Nasıl düşünmelisin?

A’nın dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal edip etmediği, kırıkla nedensellik ve objektif isnadiyet kurulmalıdır.

Kırık m.89/2 kapsamında ağır netice doğurabilir.


Olay 8 — Birden fazla yaralı

A dikkatsiz sürüşle minibüse çarpıyor ve dört yolcunun yaralanmasına neden oluyor.

Nasıl düşünmelisin?

m.89/4’teki birden fazla kişinin yaralanması hükmü gündeme gelebilir.

Bilinçli taksir de varsa şikâyet rejimi m.89/5’e göre ayrıca değerlendirilir.


XXXI. En Çok Karıştırılan Ayrımlar

72. m.86/1 – m.86/2

m.86/1: temel kasten yaralama.

m.86/2: etkinin basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması.

Ayrım failin “hafif vurma” niyetine değil, gerçekleşen yaralanmanın niteliğine bağlıdır.


73. m.87/1 – m.87/2

m.87/1 ağır neticeleri düzenler.

m.87/2 daha ağır ve çoğu kez işlev kaybı veya kalıcı ağır bozukluk niteliğindeki sonuçları düzenler.

Örneğin:

  • organ işlevinin sürekli zayıflaması → m.87/1,
  • organ işlevinin yitirilmesi → m.87/2.

74. Yaralama sonucu ölüm – kasten öldürme

Yaralama sonucu ölüm: yaralama kastı + ölüm bakımından en az taksir.

Kasten öldürme: ölüm neticesine doğrudan veya olası kast.

Anahtar ayrım failin kastının yönüdür.


75. Yaralama sonucu ölüm – taksirle öldürme

Yaralama sonucu ölüm: temel yaralama kasten gerçekleştirilmiştir.

Taksirle öldürme: yaralama kastı yoktur; ölüm dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle meydana gelir.


76. Kasten yaralama – taksirle yaralama

Kasten yaralama: yaralama neticesi kast kapsamındadır.

Taksirle yaralama: yaralama neticesi istenmez; dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlaliyle meydana gelir.


XXXII. Kendini Dene

Soru 1

Kasten yaralama için mağdurun bedeninde gözle görülür yara bulunması şart mıdır?

Soru 2

TCK m.86’da sayılan üç temel netice nedir?

Soru 3

BTM değerlendirmesinde failin kullandığı aracın küçük veya büyük olması mı, yoksa yaralanmanın mağdur üzerindeki tıbbi etkisi mi belirleyicidir?

Soru 4

BTM kapsamındaki kasten yaralamanın yürürlükteki ceza aralığı nedir?

Soru 5

Kadına karşı işlenen BTM düzeyindeki yaralamada hapis cezasının alt sınırı nedir?

Soru 6

Boşanılan eşe karşı kasten yaralama nitelikli hâl midir?

Soru 7

Kamu görevlisine karşı her yaralama m.86/3-c kapsamında mıdır?

Soru 8

Cam şişe veya sopa hiçbir durumda silah sayılamaz mı?

Soru 9

Canavarca hisle yaralamada artırım oranı diğer m.86/3 hâlleriyle aynı mıdır?

Soru 10

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamada ağır netice bakımından hangi asgari kusur şartı aranır?

Soru 11

Duyu veya organ işlevinin sürekli zayıflaması ile yitirilmesi aynı fıkra kapsamında mıdır?

Soru 12

Yüzde sabit iz ile yüzün sürekli değişikliği aynı ağır netice midir?

Soru 13

Kemik kırılması hâlinde artırım nasıl belirlenir?

Soru 14

Yaralama sonucu ölümde mağdurun ölmesi otomatik olarak kasten öldürme suçu doğurur mu?

Soru 15

m.87/4 kapsamında nitelikli yaralama sonucu ölümün yürürlükteki ceza aralığı nedir?

Soru 16

TCK m.31/4 bütün yaralama suçlarını mı kapsar?

Soru 17

Her yardım etmeme veya tedavi etmeme m.88 kapsamında kasten ihmali yaralama mıdır?

Soru 18

Taksirle yaralamanın temel ceza aralığı nedir?

Soru 19

Taksirli fiille birden fazla kişinin yaralanmasının cezası nedir?

Soru 20

Bilinçli taksirle işlenen m.89/1 bakımından şikâyet şartı ortadan kalkar mı?


Kısa Cevap Anahtarı

1. Hayır. Vücuda acı verilmesi, sağlığın veya algılama yeteneğinin bozulması yeterli olabilir.

2. Vücuda acı verme, sağlığın bozulması, algılama yeteneğinin bozulması.

3. Yaralanmanın mağdur üzerindeki tıbbi etkisi.

4. Altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adlî para cezası.

5. Dokuz ay.

6. Evet.

7. Hayır. Yaralamanın kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenmesi gerekir.

8. Hayır. Somut kullanım biçimine göre TCK m.6 anlamında silah sayılabilir.

9. Hayır. Canavarca hisle yaralamada ceza bir kat artırılır; diğer bentlerde kural olarak yarı oranında artırım uygulanır.

10. En az taksir.

11. Hayır. Sürekli zayıflama m.87/1, yitirilme m.87/2 kapsamındadır.

12. Hayır. Yüzün sürekli değişikliği daha ağır neticedir.

13. Kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre ceza yarısına kadar artırılır.

14. Hayır. Failin kastının yönü ve ölüm bakımından kusuru belirlenmelidir.

15. m.86/3’e dayanan yaralama sonucu ölümde on dört yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezası.

16. Hayır. TCK m.31/4, yaralama suçları bakımından açıkça m.87/2 ve m.87/4’e gönderme yapar; suç tarihi ve TCK m.7 ayrıca değerlendirilir.

17. Hayır. Özel neticeyi önleme yükümlülüğü, müdahale imkânı, nedensellik ve kast gerekir.

18. Dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası.

19. Dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezası.

20. Hayır. m.89/1 bilinçli taksirle işlenmiş olsa da şikâyet şartı devam eder.


Sık Sorulan Sorular

Kasten yaralama için mutlaka darp raporu gerekir mi?

Suçun maddi gerçeğinin ispatı yalnız tek bir belgeye bağlı değildir. Ancak yaralamanın niteliği, BTM kapsamında olup olmadığı, kemik kırığı, yaşam tehlikesi veya kalıcı işlev kaybı gibi sonuçlar bakımından adli tıbbi rapor çoğu olayda temel delillerden biridir.

Basit tıbbi müdahale “hafif suç” anlamına mı gelir?

m.86/2, yaralamanın kişi üzerindeki etkisinin tıbben hafifliğine bağlı daha düşük yaptırımlı bir görünüm biçimidir. “Önemsiz davranış” veya “suç değil” anlamına gelmez.

Bir kişiye bıçakla saldırmak her zaman öldürmeye teşebbüs müdür?

Hayır. Failin kastının öldürmeye mi yaralamaya mı yöneldiği somut olayın bütün özelliklerinden çıkarılır. Bıçak kullanılması güçlü bir olgudur fakat tek başına suç vasfını belirlemez.

Yaralama sonucu ölüm ile taksirle öldürme arasındaki fark nedir?

Yaralama sonucu ölümde fail temel yaralamayı kasten gerçekleştirir. Taksirle öldürmede yaralama kastı bulunmaz; ölüm dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle meydana gelir.

Taksirle yaralama her durumda şikâyete bağlı mıdır?

Kural olarak şikâyete bağlıdır. Ancak m.89/1 dışındaki daha ağır hâller bilinçli taksirle işlendiğinde şikâyet aranmaz. m.89/1 bilinçli taksirle işlense bile şikâyet şartı devam eder.


Ünite Sonu

Vücut dokunulmazlığına karşı suçlarda ilk bakışta “yaralama var mı?” sorusu yeterli değildir.

Doğru çözüm için:

  • failin kastının yönü,
  • yaralanmanın tıbbi ağırlığı,
  • BTM niteliği,
  • nitelikli hâller,
  • ağır netice bakımından TCK m.23,
  • ölüm meydana gelmişse öldürme kastı–yaralama kastı ayrımı,
  • taksirli olaylarda dikkat ve özen yükümlülüğü,
  • şikâyet ve uzlaştırma rejimi

birbirinden ayrılarak incelenmelidir.

Bir sonraki ünitede insan bedeni üzerindeki müdahaleyi daha farklı bir hukuk alanına taşıyacağız: insan üzerinde deney ile organ ve doku suçları.

Yorum / katkı bırak

E-posta adresiniz yayınlanmaz.

Katkı türü

Menü