Pazar, Mayıs 26, 2024
Ana SayfaÖzel DosyalarÖcalan DavasıAbdullah Öcalan Davası – Duruşma Günü 3 – 2 Haziran 1999

Abdullah Öcalan Davası – Duruşma Günü 3 – 2 Haziran 1999

- Advertisement -

-ÜÇÜNCÜ GÜN DURUŞMASI BAŞLADI

İMRALI ADASI (A.A)- Terör örgütünün elebaşı sanık Abdullah Öcalan’ın İmralı Adası’nda yargılanmasında üçüncü gün duruşmaları başladı. Öcalan, Alman Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi eski parlamenteri Heinrich Lummer ile Şam’da görüştüğünü, Lummer’in Avrupa’daki şiddet eylemlerinin önlenmesi konusunda yardım istediğni söyledi.
Öcalan Gaziantep, Şanlıurfa ve Cilvegözü’nde yakalanan 6 TIR dolusu silahın Hizbullah Örgütü’ne gittiğini bildirerek, ”Bize gelseydi, İran hudutta kendisi teslim ederdi” dedi.
Mahkeme Başkanı Okyay, saat 09.55’te başlayan üçüncü gün duruşmalarının ilk oturumunda, dün mahkemeye verilen dilekçedeki konuların incelendiğini belirttikten sonra sanık Öcalan’a bazı basın yayın organlarında yer alan iddialar konusunda sorular yöneltti.
M. Turgut Okyay’ın Öcalan’a yönelttiği sorular ve aldığı yanıtlar şöyle:
Okyay: Dünkü duruşmada, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Mehmet Ağar’ın oğlunun düğününe gitmesinin engellendiğini söyledin. Demirel’in, Ağar’ın düğününe gitmesini engelleme olayına açıklık getirir misin?
Öcalan: Bizim engellememiz diye bir şey söz konusu değil. Bize verilen bilgiler Demirel’in gitmeyeceği yönündeydi. Bizim etkimiz yok.
Okyay: Kim ulaştırdı bilgileri?
Öcalan: Bize gelen bilgi notlarında vardı.
Okyay: Kim getirdi bunları?
Öcalan: Bir avukat… Selim Okçuoğlu, bilgi kabilinde getirdi.
Okyay: 1984’te Lazkiye’de Papendreau ve Esad görüşmesine katılmışsın…
Öcalan: Benim böyle bir görüşmem olmadı. Kesinlikle ben davet edilmedim.
Okyay: Ebu Nidal örgütünün PKK ve Ermeni terör örgütünün birlikte çalıştıkları yönündeki bilgiler var, ne diyorsun?
Öcalan: Kesinlikle doğru değil. Ebu Nidal’ı tanımıyorum. Güney Kıbrıs’ta eğitim konusunda herhangi bir çalışma yapılmadı. Bu doğru değil.
Okyay: Lisaridis ile bir görüşmeniz oldu mu? (Vassos Lisaridis-Kıbrıs Rum Kesimi Sosyalist Parti Lideri)
Öcalan: Sadece adını duydum. Görüşme olmadı.
Okyay: Kara para aklayan bir Libyalı şirket ile ilişkiniz oldu mu?
Öcalan: Bilgim yok.
Okyay: Suriye’nin örgütün 2000 yılına ilişkin bir stratejik eylem programı hazırladığından bilginiz var mı?
Öcalan: Böyle bir bilgi ve belgeden haberim yok. Öyle niyeti olsa da bize yansıtmadı.
Okyay: Almanya istihbarat örgütünün Temmuz 1995 raporunda gazetelerde çıkan kundaklama ve şiddet eylemlerini sizin yönlendirdiğiniz yer alıyor. Bunun durdurulması için Alman senatör Henry Lummer ile Şam’da bir görüşmeniz oldu mu?
Öcalan: Lummer ile görüşmem doğrudur. 1995-96’da Almanya’daki hukuk ve demokrasiye dikkat etme temelinde olmuştur. Avrupa’da şiddet eylemlerinin durdurulması konusunda yardım istediler. Almanya’da çok sayıda örgüt mensubu var. Özel olarak bir çaba harcamamı istediler. Yasalara uyulmasını istediler.
Okyay: Suriye kürtlerinin Suriye yönetimini desteklemleri için bir girişiminiz oldu mu?
Öcalan: Kendi demokratik kültürel hakları almaları ve rejimle dostluk içinde olmalarını istedim. Konuşmalarım bu yönde.
Okyay: Suriye Hükümeti, Kürtler’in PKK’ya katılması için askere alma bürosu kurmuş, bu doğru mu?
Öcalan: Suriyeli Kürtler’in genellikle Türkiye’den gelmiş ve aynı özelliklere sahip akrabaları vardı. Bu temelde katılıyorlar. Bundan Suriye Devleti’nin bilgisi vardır. Ancak askere alma gibi özel büro konusuna rastlamadım.
Okyay: Şanlıurfa, Cilvegözü, Gaziantep’te 6 TIR silah yakalandı. Örgüte mi gidiyordu?
Öcalan: Bize gelmiyordu. Lübnan’da Hizbullah’a gidiyordu. Bize gelseydi, İran kendisi hudutta teslim ederdi.
Okyay: Hatay operasyonunda yakalanan örgüt üyelerinin beyanlarında, ”Roli” kod adlı Ebru Arzu Erdal’ın Öcalan tarafından öldürüldüğü söyleniyor?
Öcalan: Özel olarak bir kişiyi vurma talimatım olmadı. Aksine öldürülmemesi yönünde uyarılarım oldu.
Okyay: 15 Ekim 1996’da bir panelde intihar eylemlerinin Türkiye’de yapılması konusunde emir verdiğiniz, söyleniyor ne diyorsunuz ?
Öcalan: Hiçbir intihar eylemi emri vermedim. Tasvip etmedim. Tekrarlanmaması için çabalarım vardır.

-SANIK ÖCALAN: ”YUNANİSTAN VE GÜNEY KIBRIS’TAN PARA YARDIMI GELMİŞTİR”

İMRALI ADASI (A.A) – Terör örgütü elebaşı sanık Abdullah Öcalan, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nden para yardımı geldiğini bildirdi. Öcalan, işyerleri ve çiftlikleri 1986’ya kadar ”köylü iktidar” anlayışına sahip insanların yapmış olabileceğini ileri sürdü. Sanık Öcalan, ”Turistik tesislere, fabrikalara ve diğer üretim merkezlerine saldırı talimatı vermediğini” iddia etti.
Mahkeme Başkanı M. Turgut Okyay ve müdahil avukatları, üçüncü gün duruşmalarının ilk oturumunda, sanık Öcalan’a bazı basın yayın organlarında yer alan iddialar konusunda sorular yönelttiler.
M. Turgut Okyay ve müdahil avukatların sanığa yönelttiği sorular ve aldığı yanıtlar şöyle:
Okyay: Cezaevlerindeki açlık grevleri yönünde talimat verdin mi?
Öcalan: Açlık grevleri hakkında talimat vermedim, bunları uygun bulmadım.
Okyay: Terör örgütü elamanlarından Kani Yılmaz, Ali Haydar Kaytan ile Sakine Cansız’ın ölüm emrini verdin mi?
Öcalan: Yaşıyorlar. Araştırılabilir.

-YUNANİSTAN VE KIBRIS RUM KESİMİNİN YARDIM-

Okyay: Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi’ndeki iki kuruluştan yardım aldınız mı?

Öcalan: Para yardımı gelmiştir. Bunları bölge sorumluları biliyor. Böyle yardımlar oluyordu.
Okyay: Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki işyerlerini ve çiftlikleri neden tahrip ettiniz?
Öcalan: Örgüt içinde 1987 yılında çizgi savaşımı yaşanıyordu. 1986’ya kadar sürdü. Köylü iktidar anlayışına sahip insanların yanlışları. Yakıp yıkmış olabilirler. Buralarda avare, asi çete gruplarının olduğunu duyuyordum. Bunlar bizi çok uğraştırdılar. Sınırlandırdık, eylemler tek tek olmaya başladı.
Okyay: Bir örgüt elemanına bizzat turistik tesislere ve fabrikalara yönelik eylem emri verdin mi?
Öcalan: Ben kendilerini arayarak turist tesislere, fabrikalara ve diğer üretim merkezlerine saldırı talimatı vermedim. Özel yöntem olarak PKK’nın yapısı buna çok uygundu, ancak ben bunu en çok engelleyenlerden biriyim. Çok anarşik yapılı ve karışık bir örgütte bu tür eylemler daha çok olabilirdi.

-AVRUPA’DAN VE SURİYE’DEN DESTEK-

Bir müdahil avukat: PKK’nın 3. Kongresi’nde, (en kısa zamanda asker sayımızı 10 binden 50 bine çıkartacağız) dediniz. Sizi besleyen gelir kaynakları nelerdir?

Öcalan: Bu konuda Avrupa’da bağış adı altında destek vardı. Zorlama olmaması konusunda uyarıda bulundum. Zorla alındığı yerler vardır. Suriye halkından destek gördük.
Okyay: Yunanistan’dan da gördünüz mü?
Öcalan: Yunanistan’dan maddi yardım sınırlıydı. Bu konularda fazla sıkıntı çekmiyorduk. Ben, 1993’ten sonra siyasal bir çizgi geliştirmeye yönelttim örgütü.
Müdahil avukat Nejdet Küçüktaşkıner: (Geçtiğimiz yıllarda öldürülen Savaş Buldan ve Behçet Cantürk’ün terör örgütüyle ilişkisi konusunda) Uyuşturucu işiyle uğraşan Savaş Buldan ve Behçet Cantürk’ün terör örgütüne yardımı nedir? Ayrıca Cantürk’ün, Özgür Gündem Gazetesi’nin patronu, Buldan’ın da terör örgütü PKK’nın Moskova temsilcisi olduğu söyleniyor. Bu konuda bilginiz var mı?
Öcalan: Buldan Moskava temsilcisi değil. Bürüksel’de kurulan Kürt Parlamentosu’nun üyesidir. Sonradan duyduğuma göre Cantürk, Özgür Gündem Gazetesi’nin yüzde 10 payına sahiptir.
Başkan: Bunlardan yardım aldınız mı?
Öcalan: Bu konuda bilgim yok. Cezaevlerinde para toplanıyordu. Kendileri de para toplamış olabilir.
Müdahil avukatlardan Füsun Dikmen: ”Kapatılan DEP’in Remzi Kartal’ın eşinin kaçılırıp alıkoyulduğu” yönündeki sorusuna müdeahale eden Mahkeme Başkanı Okyay, heyet üyeleriyle birlikte bu sorunun yöneltilmemesine karar verdi.

-MAHKEME BAŞKANI OKYAY: ”KİMSENİN GÜCÜ BİZİ AYIRMAYA YETMEZ”

İMRALI (A.A)- Terör örgütünün elebaşı sanık Abdullah Öcalan’ın yargılandığı davanın bugünkü duruşmasında, müdahil avukutlardan Kazım Ayaydın, ”4 bin yıllık tarih içinde birlikte beraber yaşadık. Bundan sonra da beraber yaşayacağız” dedi.
Müdahil avukatlardan Kazım Ayaydın, Kürtler’in ve Türkler’in 4 bin yıldır birlikte yaşadıklarını, annesinin ve babasının sadece Kürtçe konuştuğunu, kendisinin Kürtçe ve Türkçe, oğlunun ise sadece Türkçe konuştuğunu belirtti. Ayaydın, ”4 bin yıllık tarih içinde birlikte beraber yaşadık. Bundan sonra da beraber yaşayacağız. Bizi kim ayırabilir” diye konuştu.
Ayaydın’ın bu sözleri üzerine Başkan, ”Öyle olacak birlikte yaşayacağız. Kimsenin gücü bizi ayırmaya yetmez” şeklindeki görüşlerini dile getirdi.
Sanık Öcalan, Ayaydın’ın bu sözleri karşısında söz alarak, avukatın konuşmalarının önemli bir bölümüne katıldığını, doğru yönleri olduğunu söyledi. Öcalan, şöyle devam etti:
”Birlik hususu Türk-Kürt ilişkilerinde egemendir. Daha önce 200 yıllık geçmişte çatışmalar oldu. Dış ve iç güçler etken olmuştur. Buna rağmen birlikte yaşayacağız. Bilinçli olarak yabancı güçlerin beni kullandığını söylemedim. 90’dan itibaren bizi yabancı güçlerin kullanmak istemelerine karşı mücadele ettim. İngiltere’nin bu yönde geleneksel çizgisi bellidir.

-İNGİLTERE’NİN TAVRI-

İngiltere benim için kıyamet koparıyor, aleyhimde yayın yapıyor. Yönlendirme istekleri, bu yöndeki Kürt politikaları olduğuna inanıyorum. Kürtler’i kendi işlerinde çalıştırarak, Türkiye’ye karşı problem olarak kalmasını istiyor. Ben buna karşı tavrımı geliştirdim.”

Bunun üzerine, savunma avukatlarından Kemal Bilgiç, 3 gündür saygın bir yargılama yapıldığını, kişisel görüşlerin toplumun bir kesimi adına söylenmesinin yanlış olduğunu söyledi.
Başkan Okyay, bu sözler üzerine avukatlara teşekkür etti.
Savunma avukatı Bilgiç, Kürt sorununun üniversitelerde ve bilim adamları tarafından araştırılması gerektiğini, Türkiye’de ciddi sorunlar yaşandığını, 2839 sayılı yasayla Kürtçe’nin yasaklandığını ve daha sonra kaldırıldığını hatırlattı.
Okyay ise, söz konusu yasanın hatalı olduğunu, incelendikten sonra kaldırıldığını belirtti.

-BASKI VAR MI?-

Duruşmanın bundan sonraki aşamasında sorular ve sanık Abdullah Öcalan’ın cevapları şöyle gelişti:
Okyay: 1987’den sonraki örgütün amaçları arasında yer alan sivil hedeflere yönelik saldırıdan bahseder misin?
Öcalan: Gerçekten bazı bilgisizler vardı. Bu konuda içimizdeki çatışma ciddidir. Sivil hedeflere yönelik saldırılarda çatışma yaşandı. Bu, içimizdeki çatışmanın doğurduğu saldırılardır. Bir çizgi savaşımı verdim, çok mücadele ettim.
Müdahil avukatlarından Şevket Can Özbay: Kürtler’e yönelik bir baskı var mı?
Öcalan: Bir halkın dilini kullanması çok önemlidir. Türkiye’de Kürt dilinin konuşulmasının yasaklanması doğru değil. Bu ciddi bir baskıdır. Ancak sizin bu konuda verdiğiniz bir karar var. Bu, çözüm öneriyor.
Okyay: Bu konuda bir karar verdik. Baskı, zulüm, işkence bugün sürüyor mu?
Öcalan: 1990’lardan sonra birlik içinde Türkiye’de insan haklarında gelişmeler var. Bundan sonra isyan yanlıştır. Mesele çözüm yoluna girmiştir. Barış ve kardeşlik için duyarlı olmak gerekir.
Okyay: Terör örgütü elebaşı tarafından yazıldığı bildirilen bazı kitap ve kitapçıklar var. Bunlar senin tarafından mı yazıldı?
Öcalan: Ben, Duran Kalkan ile birlikte hazırladım. Örgütlenme broşürü ve diğer şeylerle ilgili olarak ve Duran Kalkan ve diğerleriyle birlikte hazırladım.

-KÖY KORUCULARINA YÖNELİK EYLEMLER-

Okyay: 3. Kongre’de geçiçi köy korucularının evlerinin, işyerlerinin ve yakınlarının öldürülmesi yönünde bir emir verdin mi?

Öcalan: Bilmiyorum, kabul etmiyorum… 3. Kongre’de böyle bir karar alınıp alınmadığını hatırlamıyorum. Sivil hedeflere yönelik eylem yaptırmadım.
Okyay: 4. Kongrede Cahit Şener’i, eleştirilerde bulunduğu için Kamışlı’da öldürttünüz mü?
Öcalan: Bu Kesire Öcalan’ın Vejin fraksiyonu ile bağlantılıdır. Kendisinin bize yönelik faaliyetleri var. Öldürme Kamışlı’da oluyor. Bir grupla aynı evde bulunurken öldürülüyor.
Okyay: Emir verdin mi?
Öcalan: Beni eleştirdiği için böyle bir emir vermedim. Bu nedenle öldürülmedi. Örgütten kopmuş, Vejin örgütüne girmek istediği için arkadaşları tarafından ve bize komplo kurmak isterken öldürüldü. Karşılıklı iç çatışma gereği bu.
Sanık Öcalan’ı, sorulara yanıt verirken zaman zaman samimi olması konusunda uyaran Mahkeme Başkanı Okyay, daha sonra davaya müdahil olarak katılacakların tutanağa geçirileceğini bildirdi. Okyay, bu süreçte isteyen izleyicilerin salon dışına çıkabileceklerini bildirdi.
İzleyiciler, saat 11.45’te yeniden içeriye alındılar.

-MAHKEME BAŞKANI OKYAY, DAVACI MÜDAHİLLERE SÖZ VERDİ

İMRALI ADASI (A.A) – Terör örgütü elebaşı sanık Abdullah Öcalan’ın yargılandığı davada söz alan davacı müdahil Yıldız Namdar, astsubay olan eşinin, birlikteyken araçtan indirilerek götürüldüğünü ve daha sonra öldürüldüğünü belirterek, ”Hayallerimi kaybettim. Sadece adalet istiyoruz. Bizler insan değil miyiz?” dedi.
Mahkeme Başkanı Turgut Okyay, müdahil isimlerinin tutanağa geçirilmesinden sonra saat 11.45’ten itibaren, müdahil olmak isteyenlerin isimlerinin tutanağa yazıldığını belirtti ve bu konuda müdahil olma istemlerine ilişkin savcıdan mütalaa stedi.
Başsavcı Cevdet Volkan, suçtan zarar gördükleri gerekçesiyle müdahilliklerine karar verilmesini talep etti.
Mahkeme Heyeti, aynı gerekçeyle istemi kabul etti.
Daha sonra savunma avukatlarından Kemal Bilgiç söz alarak, sabah kullandığı bir sözün yanlış anlaşıldığını bildirdi. Bilgiç, kendisinin, yargılamanın 3 gündür ‘saygın yapıldığını’ belirttiğini, ancak tutanağa ‘yasalara uygun yapıldığının’ geçtiğini öne sürdü. Ancak Başkan Okyay, öyle yazılmadığını, bunu daha sonra görebileceğini kaydetti.
Okyay, davacı müdahillere konuşmaları için sırayla izin verdi.

-METNİ AĞLAYARAK OKUDU-

Müdahillerden Yıldız Namdar, 3 sayfadan oluşan ve oldukça duygulu cümlelerin yer aldığı bir metni, sürekli ağlayarak okumaya çalıştı. Astsubay olan eşi Murat Namdar’ın, izin dönüşü Erzincan yolunda terör örgütü PKK elemanlarınca öldürüldüğünü ve olayı bizzat yaşadığını anlattı. Yıldız Namdar, şöyle konuştu:
”Hayallerimi kaybettim. İnsanlıktan çıkmış, öldürmekten başka bir şey bilmeyen bu canavarlar… Bu kin ve nefret niye? Ekmek veren bu devleti yıkmak istemeleri, askeri, polise öldürmeleri neden? Hani insanlık, insan hakları… Sadece adalet diyoruz. Bizler insan değil miyiz?
Murat kocamdı, canımdı, herşeyimdi. Kürt-Türk diye hiçbir ayrım yapmadı. Askerlerine yol parası verdi. Yemin ediyorum hiç kimseye ayrım yapmadı. İnsanlık bu mu?
O da anasını özlemişti. İzne gidiyordu. Erzincan’ı geçtiğimizde yolumu kestiler kimlik sordular. Adını söyleyerek, (Murat) dediler. Tuhaf birşeyler vardı çevirenlerde… Şerefli Türk askerlerinin elbiseleri vardı üzerlerinde. Ben şüphelenmiştim. Babam ve halam da aynı arabadaydı. Ancak Murat çok sakindi. Bana, ellerimi tutarak, (Sakin ol hayatım, bir şey yok) diye bizi, beni teskin ediyordu.
(Murat bunlar terörist) diyordum. İnsanlıktan çıkmışlardı. Biraz gittiğimizde yolun her tarafını çevirmişler ve bütün araçları durdurmuşlardı. Çocuklar, babam ağlıyordu. Arabadan indirip götürdüler, orada yalvarıyordum. Bizi dinlemediler.”

-”ÇOK ACI ÇEKİYORUM”-

Namdar’ın bu sözleri, salonda bulunanları, özellikle müdahiller ve avukatlarını gözyaşları arasında bıraktı. Mahkeme heyetinin çok duygulandığı bu anda Başkan Okyay’ın kürsü altından mendili ile gözlerini sildiği görüldü.
Yıldız Namdar, elinde Türk bayrağı ve eşinin resmiyle sanık terörist Abdullah Öcalan’a dönerek, ”Biz size ne yaptık. Çok acı çekiyorum. Biz hiç kimseye bir şey yapmadık” dedi.
Sanık Öcalan, bunun üzerine oturduğu yerden öne eğilerek, ”Acılarını paylaşıyorum” dedi.
Daha sonra Namdar’ın ağlayarak tamamladığı bu konuşmasından sonra müdahil yakınları ve üç müdahil avukatı, ağlayarak dışarıya çıktı.
Gerginleşen ortamı, Okyay’ın ikazları yatıştırdı.

-ŞEHİT YAKINI TÜRKYILMAZ: ”VAMPİR APO ASILIRSA ÖYLE AFFEDEBİLİRİM”

İMRALI ADASI (A.A) – Terör örgütü elebaşı sanık Abdullah Öcalan’ın yargılandığı davada söz alan davacı müdahil Züleyha Türkyılmaz, sanık Öcalan’ın özrünün sahte olduğunu belirterek, ”Vampir Apo asılırsa öyle affedebilirim” dedi.
Şehit yakını müdahil Züleyha Türkyılmaz, şehit düşen Sabri Türkyılmaz’ın kardeşi olduğunu hatırlattı. Öcalan’ın özrünün sahte olduğunu söyleyen Türkyılmaz, ”Vampir Apo’nun canı alınırsa öyle affedebilirim” diye konuştu.
Türk-Kürt ayrımının olmadığını yineleyen Türkyılmaz, Avrupa Konseyi’nin, ”sanık Öcalan’ın insan haklarından söz ettiğini, kendi ağabeyi ve kardeşinin insan haklarının ne olacağını” sordu ve Öcalan’a dönerek, ”Sesini boşa yorma, senin sonun idamdır” dedi.
Müdahillerden Kadir Tekelioğlu da, Jandarma Kıdemli Üstçavuş Lütfü Tekelioğlu’nun Şırnak Gülyazı’da şehit olduğunu vurguladı. Terör örgütü başının kanlı eylemlere imza attığını anlatan Tekelioğlu, Öcalan’a dönerek, ”Biz, Apo’nun özrünü kabul etmiyoruz. Küçük çocukların canını nasıl verecek. İdam edilsin, ondan sonra özür dilesin” diye konuştu.

-”DÜNYA VE TÜRKİYE VİRÜSTEN KURTULACAK”-

Tekelioğlu, sanık Öcalan’ın dış güçler tarafından kullanıldığını söylediğini, ancak bir örgütün lideri olduğunu iddia eden insanın, bunları söylemesinin normal olmadığını belirterek, insanı hayvandan ayıran en büyük özelliğin akıl olduğunu hatırlattı.
”Dünya ve Türkiye bir virüsten kurtulacak” diyen Tekelioğlu, terör örgütü elebaşı Öcalan’a gerekli ceza verilmezse, şehit analarının haklarının haram olacağına dikkati çekti.
Müdahillerden Bayram Elyürek de, oğlu Alaaddin Elyürek’in şehit olduğunu belirterek, sanık Öcalan’a ve ailesine ”kendilerinin başına böyle bir şey gelirse ne yapacakları” sorusunu yöneltti.
”Asker ve polisten ne kötülük gördüklerini” de soran Elyürek, mahkeme heyetine, ”jüri üyeleri” diyerek, sonsuz güven duyduklarını ve gereken cezayı vereceklerine olan inancını dile getirdi.

-SAYIN ÖCALAN-

Müdahillerden Mehmet Gencer de, Deniz Piyade Astsubay olan oğlu Serhat Gencer’i kaybettiğini söyledi. Türkiye’de bugüne kadar birçok isyanın olduğunu, bunların tarihte yer aldığını kaydeden Gencer, şöyle konuştu:
”Şimdi İngiltere’yi suçluyor. Tarih bilmiyor mu? Örgüt lideri olduğunu söyleyen, bunları ve tarihi nasıl bilmez? Yüce Türk Devleti seni affetsin mi? Pişmanlık Yasası çıkmaz ama, çıksa sen yararlanmak istiyor musun? Asker ve polise neden saldırdın. Bu kabul edilemez. Çocukları PKK örgütü öldürdü sayın Abdullah Öcalan.”
Gencer’in, ”Sayın” ifadesine müdahiller, ”Sayını bırak” diye tepkilerini dile getirdiler. ”Ben insanlığımdan bunları söyledim” diyen Gencer, şöyle devam etti:
”Ben insanlığımdan bunları söyledim. Türk ve Kürt ayrımı yoktur. 30 bin insanı kanı varken, barış nasıl tesis edilecek. 3 ayda dağdan indirmek gücüne sahip olduğuna inanmıyorum. O örgüt lideri değil, kapıcısı veya çaycısıdır. Benim yengem Kürt asıllı. Ağabeyim eşi Kürt asıllı. İç içe girmişiz nasıl ayırt edeceğiz. Kız alıp vermişiz. Gerekli cezanın verilmesini istiyorum.”

-ŞEHİT ANALAR ADINA İDAM TALEBİ-

Müdahillerden Beyhan Kepenli de, ”Anneler ağlamasın, eşler dul, evlatlar babasız kalmasın, acılar dinsin” diye başladığı konuşmasında, ”Türkiye hepimizin kardeşlik ve birlik içinde yaşayalım şehit anaları adına idamını istiyorum” dedi.
Müdahillerden İlhami Çiçek ise, mahkemeden üç talebi olduğunu belirterek, bunlardan ilkinin şehit olan oğlu Taner Çiçek’in kalan 2,5 aylık askerliğini kendisinin yapmak istediğini söyledi.
Çiçek, ikinci isteğinin ”Türk ve müslüman olmayan sanığın idam edilmeden önce isminin değiştirilerek, gerçek isminin verilmesini” talep etti. Çiçek, üçüncü isteğinin de, babası ve oğlunun şehit olduğu topraklarda, sanığın cesedinin bırakılmamasını talep etti.
Mahkeme Başkanı Turgut Okyay, müdahil Çiçek’in son iki talebini tutanağa aynen geçirmedi ve ”sanığın cezalandırmasını istiyorum” diye tutanağa aktardı.

-ANKARA 2 NO’LU DGM’NİN YEDEK ÜYESİ MEHMET MARAŞ DURUŞMALARI İZLİYOR

İMRALI ADASI (A.A) – Terör örgütü elebaşı sanık Abdullah Öcalan’ı yargılayan Ankara 2 No’lu DGM’nin sivil yedek üyesi Mehmet Maraş da duruşmaları izliyor.
Ankara 2 No’lu DGM Heyeti’nin, Maraş’ın duruşmaları izlemesi için heyet tarafından imza altına aldığı bir tutanağı dava dosyasına koyduğu öğrenildi.
Ankara 2 No’lu DGM’nin bu tedbiri, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 381. maddesinin 2. fıkrasına göre aldığı belirtildi.
Söz konusu fıkra şöyle:
”Bir celsede bitmeyecek duruşmalarda maazereti dolayısıyla bulunmaması ihtimali olan azanın yerine geçmek ve reye iştirak etmek üzere ihtiyat aza bulundurulabilir.”
Sağlık nedeniyle heyette bir boşalma olması durumunda veya Anayasa’da DGM’lerin yapısının değiştirilmesi yönünde bir değişiklik gerçekleştirilmesi halinde, Mehmet Maraş, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nca Ankara 2 No’lu DGM’ye asil üye olarak atanabilecek.
Böyle bir durum karşısında Ankara 2 No’lu DGM’ye atanması muhtemel Maraş’ın, davanın seyri ve ”dosya mündeceratı” konusunda bilgi sahip olması amaçlanıyor.
Bu arada, Mehmet Maraş, davanın bugünkü duruşmaları izleyici sıralarında, basın mensuplarının bulunduğu bölümde izledi.

(Bu sayfalar Anadolu Ajansı’nın internet sitesinden alınmıştır.)
Anadolu Ajansı’nın web adresi http://www.anadoluajansi.gov.tr

Ankahukuk Sitesi kurucusu ve yöneticisi

İçeriğimize yorumda bulunmak ister misiniz?

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

İlginizi Çekebilir

Siteden...

İlgili İçerikler