Pazar, Mayıs 26, 2024
Ana SayfaÖzel DosyalarÖcalan DavasıAbdullah Öcalan Davası – Duruşma Günü 2 – 1 Haziran 1999

Abdullah Öcalan Davası – Duruşma Günü 2 – 1 Haziran 1999

- Advertisement -

-SANIK ÖCALAN’A, İDDİANAMEDEKİ İDDİALARA İLİŞKİN SORULAR YÖNELTİLDİ, TANIK İFADELERİ HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ SORULDU.

İMRALI ADASI (A.A) – Terör örgütü elebaşı sanık Abdullah Öcalan, örgütün birinci derecede sorumlusunun kendisi olduğunu bildirdi. Yunanistan’daki eğitimlerin 1990 yılından sonra ağırılıklı olarak her konuda yapıldığını, İran’da ise örgütün hastanesinin bulunduğunu söyledi. Öcalan, Güney Kıbrıs Rum kesiminin ise örgüt üyelerine geçişler ve pasaport konusunda yardımcı olduğunu anlattı.
Sanık Abdullah Öcalan’a, duruşmanın ikinci gününde, iddianamedeki iddialara ilişkin sorular yöneltildi, tanık ifadeleri hakkında görüşleri soruldu.
Duruşmaya katılmak üzere Ada’ya giden şehit aileleri, yakınları, gaziler, yabancı temsilciler, basın mensupları, sanık avukatları, Öcalan’ın yakınları saat 09.45’te duruşma salonuna alındılar.
Duruşma heyetinin saat 10.00’da salondaki yerini almasının ardından, sanık Abdullah Öcalan da salona getirilerek, cam kafesteki yerini aldı.
Mahkeme Başkanı M. Turgut Okyay, Abdullah Öcalan’ın, jandarma, savcılık, ek ifadesi ve yedek hakimlikte alınan ifadelerini okudu.
Öcalan, ifadeleri ”serbest iradesi” ile verdiğini belirterek, ağır psikolojik durumu nedeniyle, hafıza değişikliğinin olduğunu ve bu nedenle ifadelerinde bazı kopukluklar bulanabileceğini söyledi.

-”ÖRGÜTÜN BİRİNCİ DERECE SORUMLUSU BENİM”-

Mahkeme Başkanı Okyay’ın, ”Terör örgütünün kuruluşundan bu yana, örgütün başkanı mısın?” sorusu üzerine Öcalan, ”PKK’nın kurucusu olduğunu, kuruluşundan bu yana başkanlğını yaptığı” belirterek, şöyle konuştu:
”Örgütün birinci derecede sorumlusu benim. Ancak yakalandığım ana kadar örgütün birinci derecede sorumlusu bendim. Bazı örgüt üyelerinin bağılılıkları halen devam etmektedir. Örgütün eylem ve faaliyetlerinden birinci derecede sorumlu benim. Örgütün eylem ve program yapısı alanında 1990 yılından bu yana örgüt içinde bir iç mücadele vardır.”
Sanık Öcalan, ”Örgüt içi mücadele nedeniyle bazı kişilerin öldürülmesi talimatını verdiği yönünde bilgiler” olduğunu hatırlatan Başkan Okyay’a, ”Bizde bir tüzük var. Tüzüğe göre aykırı hareket edenler, örgütce alınan kararlar gereğince, merkezde onaylandıktan sonra uygulandığı için, benim çok özel bir emrim olmaz” dedi.

-ÖLDÜRME KARARI-

Okyay’ın, ”kimler hakkında öldürme kararı verildi?” sorusunu yanıtlayan sanık, örgüt iç yapı mücadelesinde (Betin) kod adlı Şahin Beliç, (Cemal) kod adlı Cemil Işık ile Şemdin Sakık gibi kişiler hakkında öldürme kararı verildiğini anlattı. Öcalan, örgüt dışında bir çizgi izledikleri için öldürtme talimatı alındığını söyledi.
Sanık Öcalan, bu şekilde kaç kişinin öldürüldüğünü kesin söyleyemeyeceğini, ancak tahmini olarak örgütün bu yolla cezalandırdığı ”onlarca kişi” olduğunu kaydetti. Öcalan, bunun bir iç çatışma olduğunu dile getirdi.
Abdullan Öcalan, bizzat emir verip vermediğinin sorulması üzerine, ”Kesinlikle örgüt üyelerine ben kişi adı vererek, öldürülme talimatı vermedim. Benim evli olduğum Kesire Yıldırım, merkez üyesidir. Kongerede ölüm kararı çıktı, ancak ben bunu uygulatmadım. Halen kendisi galiba İsveç’te yaşıyor” diye konuştu.

-OLOF PALME’NİN ÖLDÜRÜLMESİ-

Sanık Öcalan, 7 Ağustos 1984’te Almanya’da bir örgüt mensubunun öldürülmesi talimatını verdiği gerekçesiyle hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkarıldığını hatırlatan Mahkeme Başkanı’na şu karşılığı verdi:
”Olof Palme cinayeti dahil, Avrupa’daki bir çok cinayet bana yüklenmek istendi. Bu eylemlerin talimatının benim tarafından verildiğini söyleyen örgütün üst düzey kişileri, bana karşı muhalif olanlardır.”
Okyay, ”Bak bunu iyi dinle… İsveç’in PKK’dan ayrılanlara sığınma hakkı vermemesi üzerine konuşma yapmışsınız ve Olof Palme’nin öldürülmesi emrini vermişsiniz” sözleri üzerine sanık Öcalan şunları söyledi:
”Bu bana yüklenen bir komplodur. Avrupa’da PKK, provokatif biçimde şiddet eylemlerine karıştırıldı. Palme olayında bunun rolü vardı. O dönemde Avrupa sorumlusu Ali Çetiner’dir. İsveç’te yakalandı. İsveç ve Alman polisiyle çalıştığı kanısındayım.”
Başkan’ın, ”PKK’nın yayın organlarında Palme’nin öldürülmesiyle ilgili yazınızın etkisi olmadı mı?” sorusunu ise Öcalan şöyle yanıtladı:
”Hayır. Bu yazıları bana göstersinler. Bu yazıları yazan Hüseyin Yıldırım’dır. Kendisi örgütün dış ilişkiler sorumlusudur. Yazısında, Olof Palme’yi tehdit ediyor ve (başına gelecekleri görür) şeklinde sözler kullanıyor. Böyle bir emri ben vermişsem, bunun yayınlanmasını Hürriyet Gazetesi’nden istedim, ama yayınlamadılar. Palme’yi PKK Rejin Örgütü’nün öldürdüğü yolunda bilgiler aldım. Bu örgütü Kesire Yıldırım ve Hüseyin Yıldırım kurdu, geliştirmek istedi. Genellikle Avrupa’da faaliyet gösteriyor.”

-PKK’NIN YUNANİSTAN İLE TİCARİ İLİŞKİSİ-

Öcalan, bir başka soru üzerine, küçük çocukların kaçırılarak dağlara çıkarılmasını kendisinin engellediğini, ancak buna rağmen kaçırılanlar olsa bile ailelerine geri gönderildiğini iddia etti. Öcalan, ”Genelde, 17-18 yaşındakilerin altındakileri örgüte almıyorduk. Ancak bunun bazı istisnaları olabilir’ şeklinde konuştu.
Okyay’ın, ”Örgüt ağır silahları nereden alıyor?” sorusunu da Öcalan, şöyle cevapladı:
”Bu konuda ticari yöntem devrededir. Teknik konularda temsilcim vardır. Birisi Fethi Demir’dir. Yunanistan’ın ağır silahların alımındaki yardımı daha çok ticari anlamdadır. Örgüt mensuplarının eğitimi Yugoslavya’da yapılıyordu. Ben Yunanistan’a, Suriye’den çıkmadan önce hiç gitmedim. Yunanistan’da gaz eğitimi yapıldığı konusunda bilgim yok.
Gaz eğitiminin Yunanistan’da PKK üyelerine verildiği söylendi. Ayrıca bazı teknik malzemelerin sağlandığını duydum. Ama tekrar ediyorum, Yunanistan’a kesinlikle gitmedim. Yunanistan’daki eğitimler 1990’dan sonra ağırlıklı olarak her konuda yapılmaya başlandı.
Buralarda eğitim görenler kırsala uçaklarla geliyorlardı. Uçaklar bazen Şam, bazen Lübnan, bazen de İran üzerinden geliyordu.”

-İRAN’DA ÖRGÜT HASTANESİ-

”İran’da terör örgütünün eğitim kampı olmadığını” bir soru üzerine söyleyen Öcalan, ancak burada örgütün hastanesinin bulunduğunu kaydetti. Burada teorik bilgiler verildiğini ve bu durumun İran yetkilileri tarafından bilindiğini anlatan Öcalan, İran üzerinden örgüte sevk edilen silahların bir çoğuna bu ülkenin el koyduğunu ifade etti.

-KİLİSELERDEN PARA YARDIMI-

El konulan silahlar arasında füzelerin de bulunduğunu bildiren Öcalan, başka bir soru üzerine, Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nde çok zayıf bir temsilciliklerinin olduğunu, burada askeri eğitim ve kampın bulunmadığını kaydetti.
Öcalan, ”Sadece örgüt üyelerinin geçişleri ve pasaport konusunda yardım ettiklerini, buradan örgüte aktarılan paraların ise, kiliseler aracılığıyla verildiğini” söyledi.
Sanık Abdullah Öcalan, ” Ben yakalandığımda üzerimde bulunan sahte pasaport, Atina’daki temsilcimiz tarafından Güney Kıbrıs Rum kesiminden temin edildi” dedi.

-”İNGİLTERE ÜZERİNDE DURMAK İSTİYORUM. İNGİLTERE KENDİNE GÖRE KÜRT ÜZERİNE DERİN BİR POLİTİKANIN SAHİBİDİR. BU ÜLKE BAZILARINI YANINA ÇEKER, BAZILARINI İSE HARCAR”

İMRALI (A.A)- Terör örgütünün elebaşı sanık Abdullah Öcalan, Karadeniz bölgesinde Türkiye Devrim Partisi, TİKKO, DHKP-C ve Devrimci Halk Partisi ile lojistik destek seviyesinde ilişkileri bulunduğunu söyledi. Öcalan, ASALA örgütü ile 1980’li yıllarda ilişkilerinin olduğunu da bildirdi.
Sanık Öcalan, Mahkeme Başkanı Okyay’ın örgüte silah temini ile ilgili sorusu üzerine, ”Körfez Savaşı’ndan sonra Irak’ta çok sayıda silah satılıyordu. Füze dahil herşeyi almak mümkündü. Kanas suikast silahlarını da buradan aldı” diye konuştu.
Bir başka soru üzerine Öcalan, yakalandıktan sonra kendisini ziyarete gelen kardeşinin ve yakınlarının kendisinden,”cesur olmasını istediklerini” söyledi. Bu sözler üzerine Okyay tepki göstererek, ”Başka kimselerin desteğine ihtiyacın olmasın. Özgürce davran. Özgürce hareket et” dedi.
Abdullah Öcalan da dünkü savunmasında barış ve kardeşlik çağrısında bulunurken içinden geleni söylediğini iddia ederek, ”Bu korkudan değildir” diye konuştu.

-TERÖR ÖRGÜTÜNÜN PARASI-

Mahkeme Başkanı Okyay’ın sorusu üzerine, terör örgütünün elebaşı, örgütün parasının 200 milyon dolar civarında olduğunu söyledi. Örgütün uyuşturucu ticareti yapıp yapmadığı şeklindeki soruyu yanıtlarken de Öcalan şöyle konuştu:

”Uyuşturucu bir insanlık suçudur. Ancak bazı örgüt temsilcilerimiz uyuşturucu kaçakçılarından bağış adı altında para almış olabilirler. Bu Avrupa’da da böyledir. Örgüt içinde uyuşturucu işiyle bilerek uğraşmayı en ağır suç olarak kabul ederiz. Hatta ben sigarayı bile yasakladım. Örgüt üyelerinden yurt dışında uyuşturucu işine yaygın olarak katılanlar olabilir.”

-UYUŞTURUCU-

Okyay’ın Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad’ın kardeşi Rıfat Esad’la görüşüp görüşmediğini sorması üzerine Öcalan, görüşmediğini söyledi.
Yunanistan Kamu Düzeni Bakanlığı tarafından hazırlanan raporda, Rıfat Esad’ın uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı şeklindeki iddianın Yunanistan’ın bir yalanı olduğunu öne süren Öcalan, başka bir soru üzerine, İran’da PKK’nın uyuşturucu imalathanesi bulunmadığını, bu yöndeki ifadelerin doğru olmadığını savundu.
Müdahil avukatlarından Cahit Torun, İstanbul DGM’de yargılanan Hurşit Han’ın uyuşturucu kaçakcılığına yardımcı oldukları için PKK’ya yılda 1.5 trilyon lira verdiğini söylediğini hatırlatması üzerine, sanık Öcalan böyle bir şeyin söz konusu olmadığını iddia etti. Öcalan, ”Yalnız büyük kentlerde PKK’nın adını kullanarak uyuşturucu şebekeleri kurulduğunu biliyorum” dedi.
Öcalan, Hüseyin Baybaşin ile PKK’nın ilişkisi olup olmadığı sorusuna ise Baybaşin ile televizyon kanalında bir görüşmesi olduğunu, bu görüşmede Baybaşin’in 1990 yılından sonra uyuşturucuyla ilişkisi kalmadığını söylediğini kaydetti.
Baybaşin’in Türkiye’de bulunduğu sırada PKK’nın Lice’deki örgüt yapısına bağışları olabileceğini kaydeden Sanık Öcalan, başka bir soru üzerine de, Baybaşin’in MED Tv’nin yüzde 40’ına ortak olduğunu zannetmediğini ve böyle bir bilgisinin bulunmadığını savundu.
Başkan Okyay’ın, ”Bakü-Ceyhan Petrol Boru Hattı’nın geçeceği yerlerde istikrarsızlık yaratmaya yönelik faaliyetlerle ilgili herhangi bir devletten talimat aldınız mı?” sorusuna Öcalan, böyle bir talimat almadığı, bu yönde bir eylem de olmadığı yanıtını verdi.

-KARADENİZ-

Okyay’ın, terör örgütün Karadeniz’e açılma amacını sorması üzerine Öcalan, şöyle konuştu:
”Bu bölgede PKK ile dostluk içinde olan bazı gruplar vardır. Bizim onlarla ilişkimiz lojistik destek seviyesindedir. Bu gruplar Türkiye Devrim Partisi, TİKKO, DHKP-C ve Devrimci Halk Partisi’dir. Bu örgütler bizden destek talebinde bulundular ve bizim örgütümüz bu örgütlere eğitim desteği verdi. Ancak, bu örgütlerle ilişkilerimiz fazla gelişmiş değildir.”

-ASALA VE ERMENİSTAN-

Müdahil avukatlarından Cahit Torun’un ASALA ile PKK’nın bir bağlantısı olup olmadığı yolundaki sorusunu Öcalan şöyle yanıtladı:
”Asala ile 1980’lerde ilişkilerimiz oldu. Bu örgütle bizzat benim de görüşmem oldu. Daha sonra örgütün kendi içindeki anlaşmazlıkları ve bizim örgütümüzle eylem farklılığı nedeniyle ilişkimiz kesildi.” Sanık Öcalan, başka bir soruyu yanıtlarken, Ermenistan’da örgüt temsilcilikleri bulunduğunu ve bu ülkede örgüte maddi desteğin halktan sağlandığını bildirdi. Öcalan, ”Devlet resmi ilişkiye girmiyor, ama bizim faaliyetlerimize de sesini çıkarmıyor. Birçok ülke bu yöntemi uyguluyor” diye konuştu.

-İNGİLTERE-

PKK ile İngiltere ilişkilerinin sorulması üzerine Öcalan, şöyle devam etti:
”Konuşmalarımda İngiltere üzerinde durmak istedim. İngiltere Faysal Dunlayıcı’yı (PKK’nın Avrupa sözcülerinden) parlamentoya davet etti. Daha sonra ise Dunlayıcı İngiltere’de 4 yıl tutuldu. İngiltere kendine göre Kürt üzerine derin bir politikanın sahibidir. Bu 150 yıldan beri yaşanıyor. Bu ülke bazılarını yanına çeker, bazılarını ise harcar. Bize de böyle bir yaklaşım göstermesinden hep endişe duydum.”

-YUNANİSTAN-

Başkan Okyay’ın, Yunanistan’ın, Seyşel Adaları’na gitmesi konusunda para verip vermediği sorusu üzerine, Yunanistan’ın para verdiğini duyduğunu söyledi. Öcalan, ”Yunanistan öncelikle benim için Güney Afrika’dan pasaport temin edecekti. Sonra bir baktım Güney Afrika işi de yok. Bana yalan söylediler” diye konuştu.
Pasok Milletvekili Mihalis Haralanbidis’in PKK’dan ne istediği sorulması üzerine sanık Öcalan, ”1987-1988’de bu kişiyle Bekaa’da bir kez görüştüm. Bana dostluktan bahsetti, ancak bizden bir talebi olmadı. Bu kişi, Bekaa’ya bir gazeteci grubuyla gelmişti” dedi.
Örgütün kuruluşunda hangi ülkelerin yardımda bulunduğu sorusu üzerine Öcalan, başlangıçta Filistin Kurtuluş Örgütü’nden destek aldıklarını söyledi. Öcalan, ”Bizi kamplarında eğittiler. Suriye ise bizimle resmi bir ilişki kurmadı, ancak herhangi bir engellemede de bulunmadı” diye konuştu.
Öcalan, terör örgütünü Suriye ve Yunanistan’ın kullanıp kullanmadığını soran Mahkeme Başkanı’na şu karşılığı verdi:
”Şüphesiz kendi genel politikası içinde PKK’yı kullanmak istedi. Ayrıca biz de değerlendirdik. Karşılıklı olarak birbirimizi kullandık. Bu politik bir durumdur.”
Başka bir soruyu yanıtlayan Öcalan, Yunanistan’ın örgüt mensuplarını bomba eğitimi dahil her türlü konuda eğittiğini, eylem için her türlü malzeme ile Türkiye’ye gönderdiklerini söyledi.
Orman yangınları konusunda herhangi bir emiri kesinlikle vermediğini, turistik bölgelerde eylemler konusunda özel bir emri olmadığını iddia eden sanık Öcalan, ancak örgüt mensuplarının kendi inisiyatifleri dahilinde turistik bölgelerde bazı eylemlerde bulunduklarını söyledi.
Kırıkkale Silah Fabrikası’nın sabote edilmesi konusunda net bir bilgisi olmadığını anlatan Öcalan, bazen Elazığ, bazen de Diyarbakır sorumlularının yaptığının söylendiğini anlattı.

-”PKK’DAN BOŞALAN YERİ İBDA-C VE HİZBULLAH DOLDURMAYA ÇALIŞTI”

İMRALI ADASI (A.A) – Terör örgütü elebaşı sanık Abdullah Öcalan, yurt dışındaki ülkelerde insanlara sığınma hakkı verilmesi, iş temin edilmesi konusunda bazı derneklerin yardımcı olduğunu belirterek, ”PKK, insan ticareti yapmış olabilir” dedi.
Duruşmada bir soru üzerine Öcalan, yurt dışında onlarca dernek bulunduğunu ifade ederek, yurt dışındaki insanlara sığınma hakkı verilmesi, iş temin edilmesi konusunda yardımcı olduğunu, PKK’nın da bu boyutta insan ticareti yapmış olabileceğini bildirdi.
Hollanda’da evler tutarak, eğitim yaptırdıklarını anlatan Öcalan, ”Örgütün siyasi eğitim merkezi olan Hollanda’da, bu faaliyetlerden yetkililerinin de haberi olabilir” diye konuştu.
Öcalan bir soru üzerine, örgütün İsviçre’de MED Tv’ye finans kaynağı sağlamak için bazı kuruluşları olduğunu anlatarak, bu tip kuruluşlar yoluyla İsviçre bankalarına para yatırılmış olabileceğini, kimin adına ve kim tarafından yatırıldığını bilmediğini söyledi.
İHD ve Mazlum-Der ile ilişkileri sorulan Öcalan, bu derneklerin sorumlularıyla herhangi bir ilişkisinin olmadığını ifade etti. Öcalan, ”Sadece askerleri alma konusunda heyet oluşturdular. O zaman, (bu tip faaliyetlerin geliştirilmesinin iyi bir jest olabileceğini) söyledim. Biz, İHD’ye bağış yapmadık, onlar da bize yardımda bulunmadı” diye konuştu.

-YURT DIŞI ÖRGÜTLER-

İRA, Japon Kızılordusu, ETA, Hizbullah, İBDA-C, Kızıl Tugaylar gibi yurtdışı örgütlerle ilişkilerinin bulunmadığını savunan Öcalan, ”İBDA-C ve Hizbullah’ın, PKK’dan boşalan yerleri doldurmaya çalıştığını” ileri sürdü.

Öcalan, diğer bir soru üzerine, Libya’da, 1980’lerde Türk işçilerinin çok yoğun olduğu dönemde, güçlü bir örgütleri bulunduğunu, ancak şimdi sempatizan düzeyinde bir ilişkinin olduğunu anlattı. Öcalan, başka bir soru üzerine de şöyle konuştu:
”Sendikalarla herhangi bir ilişkimiz yok. Parti genel başkanlarından 1993 yılında ateşkes denemesi sırasında, Hatip Dicle ile görüştüm. Görüşme barış sürecine ilişkin. Doğu Perinçek ile sanıyorum 1987’de görüştük. Niyeti, bizim temelimizle ilişki kurup güç toplamaktı. İdeoloji farklılığından ilişki gelişmedi.”
Sanık Öcalan, sözde sürgündeki Kürt Parlamentosu’nun kendisinin talimatıyla kurulduğunu ifade ederek, ”Desteğimiz oldu. Toplantı kararları talimatını biz vermedik” dedi.

-33 ERİN ŞEHİT EDİLMESİ-

Öcalan, diğer bir soruya da, Bingöl’de 33 erin şehit edilmesinin sözde 1993 ateşkes sürecinin bozulmasında önemli bir rol oynadığını iddia ederek, ”Bu askerlerin öldürülmesini tasvip etmemiz mümkün değildir” diye konuştu.

Duruşmada, Diyarbakır DGM tarafından idam cezasına çarptırılan Şemdin Sakık’ın 33 askerin şehit edilmesi ve Olof Palme cinayeti konularında kendisinin talimatı olduğunu söylediğini hatırlatan Öcalan, bunun kesinlikle doğru olmadığını savundu.
Sanık Öcalan, bir başka soru üzerine, Celal Telabani aracılığı ile dönemin Başbakanı Turgut Özal ile görüştüğünü ileri sürdü. Öcalan, ”Özal’ın istemi üzerine tek taraflı ateşkes ilan ettik. Özal, ateşkes haberini aldıktan sonra Talabani’ye, (10 yıldan bu yana ilk defa rahat uyudum) demiş” iddiasında bulundu.

-”SURİYE’DE İKEN YER DEĞİŞTİRMEM KONUSUNDA YALÇIN KÜÇÜK’TEN UYARI GELDİ”

İMRALI (A.A)- Terör örgütü elebaşı sanık Abdullah Öcalan, Refahyol Hükümeti döneminde, kapatılan RP’nin Genel Başkanı Necmettin Erbakan tarafından Suriye’deki temsilcilerine iki mektup geldiğini ileri sürdü. Öcalan, kendisinin Suriye’de bulunduğu sırada yakalanması olasılığına karşı, Prof. Yalçın Küçük tarafından uyarıldığını, ancak bu konuda ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’ın kendisine haber gönderdiği iddialarının kesinlikle doğru olmadığını söyledi.
Sanık Öcalan, Mahkeme Başkanı’nın bir başka sorusunu yanıtlarken, 1996 Nisan ayında Mesut Yılmaz iktidara geldiğinde önce HADEP’ten Recep Doğaner aracığıyla Filistin ile İsrail arasındaki sürece benzer bir ilişki kurulmasını istediğini iddia etti. Öcalan, Yılmaz’ın, ayrıca bilgisi dahilinde yazar Alev Alatlı’nın kendileriyle görüşeceği bilgisinin geldiğini ileri sürdü. O zaman Şam’da bir bombanın patladığını ve ilişkinin gerçekleşmediğini ifade eden Öcalan, Alev Alatlı’nın daha sonra Avrupa’da ”Şahin” diye bir örgüt görevlisiyle görüştüğü yolunda bilgi aldığını kaydetti.

-MEKTUPLAŞMA-

Refahyol Hükümeti döneminde de bir mektuplaşma olduğunu ve Suriye’deki temsilcilerine iki mektup geldiğini ifade eden Öcalan, mektupların kapatılan RP’nin eski genel başkanı Necmettin Erbakan tarafından gönderildiğini bildirdi. Mahkeme Başkanı’nın sorusu üzerine Sanık Öcalan, bu mektubun yanında olmadığını, ancak arşivde bulunduğunu söyledi. Öcalan, ”Aracı olarak gazeteci İlnur Çevik gönderilecekti, ancak bunun yerine mektuplar geldi” dedi.
Daha sonra sanık avukatlarına söz verildi.
Sanık avukatlarından Kemal Bilgiç, Mahkeme Heyetinden Cenevre Sözleşmesi’ne müvekkili Öcalan’ın imza atıp atmadığı sorusunun yöneltilmesini istedi. Mahkeme Heyeti bu isteği yerinde görmeyerek, soruyu yöneltmedi.
Kemal Bilgiç, müvekkili ile hafta içinde duruşmaya ara verildiği sırada görüşme olanağı sağlanmasını istedi. Mahkeme Başkanı, bu talebi ilgililere ileteceğini söyledi.
Avukat Kemal Bilgiç, terör örgütünün sivillere yönelik eylem yapılmaması konusunda karar verip vermediği sorusunun yöneltilmesini istedi. Okyay’ın bu yöndeki sorusu üzerine Öcalan, şunları kaydetti:
”Bizim sivillere yönelik eylem yapılması konusunda karar almamız sözkonusu değil. Biz sivillere yönelik eylemlere karşıyız. Örgüt içinde dörtlü çete vardı. Ben bu çetyi daha önce açıklamıştım. Biz bunlarla çok mücadele ettik. Sivillere yönelik eylemlerin gerçekleşmemesi konusunda çaba harcadık.”

-”YILMAZ’IN HABER VERDİĞİ DOĞRU DEĞİL”-

Müdahil avukatlarından Cahit Torun’un ”Yalçın Küçük, operasyonlar olacağı konusunda size bilgi verdi mi?” sorusunu Okyay sanığa yöneltti. Öcalan da, Prof. Yalçın Küçük ile telefonda görüştüğünü, yakalanmaması için Küçük’ün kendisine yerini değiştirmesi konusunda uyarıda bulunduğunu bildirdi. Sanık Abdullah Öcalan, ”Bu konuda ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’ın bana haber gönderdiği kesinlikle doğru değildir” diye konuştu.
Sanık Öcalan, bir başka soruyu yanıtlarken, Erbakan’ın gönderdiği mektupta ekonomik ve sosyal paket açılmak istenildiği, şiddet ortamının bunu engellediği ve kendilerine ”bunu durdurursanız iyi olur” denildiğini anlattı ve kendisinin de bunu kabul ettiğini söyledi.
Terör örgütü elebaşı Öcalan, Başbağlar köyü katliamı ile ilgili bir soru üzerine, Başbağlar köyü’ndeki katliamdan kendisinin haberinin olmadığını ve bunu tasvip etmediğini savndu. Öcalan, katliamın sorumlusunun doktor Baran olduğunu iddia etti.
Okyay’ın, ”Örgüt mensuplarıyla irtibatınızı nasıl sağlıyorsunuz?” sorusu üzerine Öcalan, telsiz ve telefon görüşmeleriyle sağladıklarını, arasıra da kuryeler kullandıklarını anlattı.
Mahkeme Başkanı Turgut Okyay, sanığın nüfus ve sabıka kaydının, periyodik olarak yapılan sağlık kontrollerine ilişkin raporların ve maktüllerin otopsi tutanaklarının geldiğini söyledi.
Sanık Öcalan da, periyodik olarak doktor kontrolünden geçirildiğini ifade ederek, gelen belgelere bir diyeceğinini olmadığını belirtti.

(Bu sayfalar Anadolu Ajansı’nın internet sitesinden alınmıştır.)
Anadolu Ajansı’nın web adresi http://www.anadoluajansi.gov.tr

Ankahukuk Sitesi kurucusu ve yöneticisi

İçeriğimize yorumda bulunmak ister misiniz?

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

İlginizi Çekebilir

Siteden...

İlgili İçerikler