Perşembe, Mayıs 30, 2024
Ana SayfaÖzel DosyalarÖcalan DavasıAbdullah Öcalan Davası – Duruşma Günü 7 – 23 Haziran 1999

Abdullah Öcalan Davası – Duruşma Günü 7 – 23 Haziran 1999

- Advertisement -

-ABDULLAH ÖCALAN: ”BENİM SAVUNMAM HUKUKİ DEĞİL, SİYASİDİR”

Terör örgütü elebaşı sanık Abdullah Öcalan, bugüne kadar yapılanların sorumluluğunu taşıdığını söyledi. Sanık Öcalan, savunmasının hukuki değil, siyasi olduğunu ifade etti. 

   Sanık Abdullah Öcalan, esas hakkındaki savunmasına başlarken, bu davanın Cumhuriyet döneminin en önemli davalarından biri olduğunu ileri sürerek, ”Bunun adına ister kürt isyanı, isterse terör deyin. Adı ne olursa olsun önemli davadır” diyerek başladı. 

   Bugüne kadar yapılanların sorumluluğunu taşıdığını, ancak bundan sonra toplumsal sorunun çözümlenmesi için birşeyler yapılması gerektiğini, bunu kendisi için istemediğini savunan sanık Öcalan, daha sonra terör örgütü PKK’nın doğuş nedenini kendine göre açıkladı. 

   Bu konuda mahkeme heyetine kısa bir mektup yazdığını, bu mektubun devlet yetkililerine de ulaştırılmasını istediğini söyleyen Öcalan, mevcut durumda terör örgütü PKK’nın ”onurlu rolü” nasıl üstlenmesi gerektiği konusunda yapılması gereken acil şeyler bulunduğunu anlattı. Bazı konularda duygusal olunmaması gerektiğini, bugüne kadar kendisinin doğruları söylediğini ileri süren Öcalan, bu kapsamda Kürtlerin Türklerle ve devletle olan ilişkisinin doğru ele alınması gerektiğini savundu. 

   ”Kürt sorununun” tarihsel gelişimine değinen ve Alparslan’ın 1071’deki Malazgirt Savaşı’nda ve daha sonra Yavuz Sultan Selim döneminde ve Mustafa Kemal Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı döneminde Kürtlerin ve Türklerin birarada hareket ettiğini kaydeden sanık Öcalan, Atatürk’ün kürtlerle birlikte ittifak yaptığını bu yönde açıklamalarının bulunduğunu, cumhuriyet döneminde elde edilen başarıda Kürtlerin bu harekete katılımının da önemli rolü olduğunu söyledi. 

   Kürtlerin o dönemde Kürt Teali Cemiyeti adı altında örgütlediklerini, bunların bir dönem İtilaf Devletleri ile ittifak içinde olduklarını, ancak daha sonra Kuvayı Milliye hareketine katıldıklarını anlatan sanık Öcalan, daha sonra doğu ve batıda bazılarının adına ”kürt isyanı” bazılarının adına da ”halk hareketi” denilen olayların yaşandığını söyledi. 

   Öcalan, savunmasında 1970’lere kadar bu tür isyanların devam ettiğini, ancak Atatürk’ün kürtlere yerel özerkliğe benzer bir yaklaşımının bulunduğunu öne sürdü. Sanık Öcalan, şu görüşleri savundu: 

   ”Bu isyanlar için en küçük bir engel bile yeterlidir. Bunlardan en önemlisi de dil yasağıdır. Bu isyanı tahrik eder. Anayasa Mahkemesi Başkanı, Mahkeme’nin 37. kuruluş yıldönümünde bu dil yasağını dile getirmiştir. 1970’li yıllara kadar dünyanın hangi yerinde olursa olsun bu tür yasaklar isyanı, anarşiyi doğurur bunun toplumsal zeminini yaratır. Kürtlere devletin saldığı ceza, dağa çıkmaları, korkuyla yaşamaları PKK’yı çıkarttı. Çıkış nedeni doğru değerlendirilmeli.” 

   Alparslan, Yavuz Sultan Selim, Sultan Murat ve Atatürk döneminde sağlanan ittifakın cumhuriyet döneminde daha da gelişmesi gerekirken, bunun sağlanamadığını savunan Sanık Öcalan, bunun en temel problem olduğunu, terör örgütü PKK’nın varlığının da bunun göstergesi olduğunu iddia etti. 

   Kosova’da bulunan toplu mezarlara dikkati çeken Öcalan, ”Bizde toplu mezarlar yok. Bizdeki hareketler sınırlıdır. Ancak daha önce ‘kürt’ sözcüğünü kullanmak suç sayılıyordu. Bu 1990’lı yıllardan sonra kaldırıldı” diye konuştu. 

   Öcalan, Avrupa’da insan haklarının ve demokrasinin ön planda olduğu bir çağdaşlaşma döneminin yaşandığını, bunun 1990’lı yıllardan sonra gelişmeye başladığını belirterek, müdahil avukatların esas hakkındaki iddialarını dile getirirken belirttikleri bazı görüşlere yanıt verdi. 

   Hem Kürtçe’nin hem de Türkçe’nin konuşulmasının daha demokratik bir çözüm olduğunu öne süren Öcalan, ”Çözüm yolu Kürtçe’nin özel yaşamda ve yayın dilinde geliştirilmesidir” dedi. 

 -İNGİLTERE’NİN 150 YILLIK POLİTİKASI- 

   Sanık Öcalan, son 200 yıllık isyanlara bakıldığında bunun sadece PKK’ya özgü bir ”isyan” olmadığını da öne sürerek, bu isyanlarda dış etkilerin bulunduğunu, İngiltere’nin bu yönde 150 yıllık politikasının var olduğunu söyledi. Kürtlere dilde sağlanacak serbestlik ile 1920’lerde kurulan birlikteliğin bugün de gerçekleşeceğini kaydeden sanık Öcalan, ”Bu bizi büyük birlik, büyük devlet olmaya götürecektir” diye konuştu. 

   Terör örgütü PKK’nın ”isyanının, son isyan” olması gerektiğini kaydeden sanık Öcalan, ”Bu gerçekten son isyan olmalıdır. Taviz istemeyeceğiz. PKK’nın çatışması ortadan kaldırılmalı 15 yılda yaşananlar ortada. Bundan sonraki çatışma çok daha tehlikelidir” dedi. 

   Terör örgütünün 15 Ağustos 1984’te 60 kişi olduğunu, bugün 10 bin civarında elemanı bulunduğunu iddia eden sanık Öcalan, bu tehlikenin sona erdirilmesi gerektiğini ifade etti. 

   Terör örgütünün devletin bünyesi içine çekilmesi ve 21. yüzyıla daha tehlikeli bir kavganın taşınmaması gerektiğini anlatan Öcalan, şunları kaydetti: 

   ”Bu sürdürülmemeli. Asıl görev budur. Bunu yaşamak için, şahsım için söylemiyorum, Yaşamak istiyorum demedim. Bunu önlemek lazım. Devlete yönelen tehlikenin ortadan kaldırılması gerekir. Tehlike büyüktür. Bir yargılamayla sonuç aldık diyemeyiz. Zaten benim savunmam hukuki değil, siyasidir. Ne pahasına olursa olsun mevcut çatışmayı sürdürmek amacı aşıyor. Elde edeceğin özgürlük için ulaşacağın amaç için kullandığın araç gereksizdir. Bu çatışmanın gereği yok. Bu 1990’ların başında bitmeliydi.” 

   -FENALIK GEÇİRDİ- 

   Sanık Öcalan’ın amacının yaşamak olmadığı yolundaki sözlerine müdahil yakınlarından birisi ayağa kalkarak, protestoda bulundu. Müdahiller, ”yaşamak istiyormuş, yaşamamalı, adalet yerini bulmalıdır” şeklinde sözler sarf ederken, müdahil bir kadın fenalık geçirdi. Fenalık geçiren kadın, doktorun kısa müdahalesinden sonra salon dışına çıkarıldı. 

   Başkan Okyay da salonda bulunanlardan sakin olmalarını, fenalık geçirenlerin dışarı çıkarılmasını istedi. 

 ”KÜRTLERİN SİYASİ VE DEMOKRATİK HAKLARI TÜRKİYE CUMHURİYETSİZ VE ONA RAĞMEN OLMAZ” 

Terör örgütü elebaşı sanık Abdullah Öcalan, terör örgütü PKK’nın, 1970’li yıllardaki ”soğuk savaş” döneminin bir ürünü olduğunu ifade ederek, ”PKK’nın radikal bir programı ve ideolojisi bulunuyor” dedi. Sanık Öcalan, savunmasında, ”Ordu benimle görüştü” demediğini de söyledi. 

   Sanık Abdullah Öcalan, esas hakkındaki savunmasında, terör örgütü PKK’nın, ”1970’li yıllardaki soğuk savaş döneminin bir ürünü olduğunu” söyledi ve soğuk savaş sonrasında, SSCB’nin de dağılmasıyla değişmeyen devletin kalmadığını kaydetti. Öcalan, bu anlamda çok anlamlı değişmelerin yaşandığını, bunlardan en önemlisinin de insan hakları yönünde olduğunu, bu değişimin terör örgütü PKK’da da görüldüğünü ve bunun normal olduğunu öne sürdü. 

   -PKK’NIN PROGRAM VE İDEOLOJİSİ- 

   Terör örgütü PKK’nın, ”radikal bir programı ve ideolojisi” bulunduğunu, kendisinin 1990’lı yıllardan itibaren ayrı bir devletten söz etmediğini iddia eden Öcalan, savunmasında şu görüşlere yer verdi: 

   ”Özgür birlik için yoğun bir şekilde çaba harcadım. 1990’lı yıllardan sonra bu konuda çok yazılarım oldu. ‘Ordu benimle görüştü’ demedim. Dolaylı bir şekilde bize bilgi notları geldi. Bu bilgi notları, ‘PKK’nın Türk Devleti’ne yönelik hareketi doğru değildir. Devletin demokratik atılımlarını PKK zora sokuyor’ şeklindeki bilgi notudur. Bunlar, 1996’dan sonra geldi. Bu yönde adımlar atılmaktadır. Bunlar bize iletildi. Görüşme değil, dolaylı bilgilerdir.” 

   Sanık Öcalan, Cumhuriyet Savcılarının esas hakkındaki görüşlerinde, terör örgütü PKK’nın, ne kadar değiştiğini, sayılarla ortaya koyduklarını, bu konuya da açıklık getirmek istediğini kaydetti. 

   -TÜRKİYE CUMHURİYETSİZ OLMAZ- 

   Kuzey Irak’ta, Türkiye gözetiminde bir Kürt oluşumunun yaşandığını, 40’a yakın il ve ilçede Kürtlerin kendi temsilcilerini yönetime getirdiğini bunun da bir devletleşme olduğunu iddia eden Öcalan, savunmasında şöyle dedi: 

   ”Kürtlerin siyasi ve demokratik hakları Türkiye Cumhuriyetsiz ve ona rağmen olmaz. Demokratik temelde oluşum önemlidir. Aydınlarımızın iki temel yanlışı vardır. Ben, (İsyan dönemi kapatılmalıdır. Çatışma çıkması derinleştirir. Bu bırakılmalıdır) dedim. Otonomi federasyon yaklaşımı Türkiye realitesi ile fazla ileri bir yaklaşım değil. 

   Demokratik gelişmeler, otonomi federasyon aşamasının bir zenginliğini ifade ettiğini söyledim. Zaten Kürt nüfusunun yarıdan fazlası Batı’da yaşamaktadır. Demokratik yaklaşım, en doğru yaklaşımdır. Bu realite somut olarak yaşanmıştır, bunun sonucudur.” 

   -”HİZMETE HAZIRIM”- 

   Sanık Öcalan, PKK’nın, ideolojik ve politik bir yaklaşımının olduğunu kaydederek, savunmasına şöyle devam etti: 

   ”Fırsat doğmuştur. PKK’nın, eski program ve ideolojisi ile olmaz. Yeni biçime girmesi gerekir. Bir çağrıda bulundum. Daha somut olarak çalışmak istiyorum. Bunu ilkgünde ‘hizmete hazırım’ diye belirttim. Eski tavır çözümü çıkmazı derinleştirir. Bu benim eylemlerdeki sorumluluğumu ortadan kaldırmaz. Bunlar talimat düzeyinde olmuştur. Son zamanlarda sivillere yönelik maksadı aşan eylemlerin yanlış olduğunu belirttim. Bunun için iç mücadele verdim. 1987-1988’den 90’ların ortasına kadar, bu eylemlerin yanlış olduğunu,(bu eylemler bizi mahvediyor) dedim. Bunlara karşı savaştım. Meşru savunmaya aşacak eylemler, etnik bir çatışmaya dönüşecek eylemlerin sonucu vahimdir. 

   Çoğu ölenlerde Kürtler. Benim bu konuda çabalarım oldu. Kosava’da Bosna Hersek’te yaşananlar daha yaygın. Bizdeki sınırlıdır. Eylemlerde payıma düşeni inkar etmiyorum. Bundan sonraki husus önemlidir.” 

   -GÜÇ ODAKLARININ KULLANMASI- 

   Sanık Öcalan, daha sonra bugünkü durumun ne olduğu, terör örgütü PKK olayının nasıl halledilebileceği, nasıl ortadan kaldırılabileceğine ilişkin görüşlerini de şöyle açıkladı: 

   ”PKK’nın gücü nedir? PKK gücü, içte ve dışta ağırlıklı olarak altyapısını oluşturmuş, çok tehlikeli bir noktaya ulaşmıştır. Bunu, tehdit aracı olarak değil, bilgi olarak söylüyorum. Ortadoğu ülkelerinde mevzilenmediği ülke yok. Dağılan Sovyetlerden sonra ülkelerde mevzilenmiştir. Bu ülkeler, ister izin versin, ister vermesin, önemli bir altyapıya kavuşmuştur. Kitle tabanı ile eğitim ve maddi donanımı ile PKK’nın bundan sonra ciddi sıkıntı yaşayacağını sanmam. Her türlü mali imkana sahip Avrupa Ülkelerinde de altyapısı güçlüdür. 

   PKK’nın şu andaki elemanları dışında altyapısından her an kendine eleman bulacak ve örgüte katacak bir yapısı vardır. Hatta PKK örgütü adına çıkar bunlar eylem yapar. Bu ciddi bir tehlikedir. Dış politika açısından uzlaşmaz çelişkiler devam ettiği sürece, güç odakları tarafından kullanılacaktır. 

   Bunların en canlı ve çarpıcı örneği benim. Nereden nereye geldiğim ortada. Kürtlerın eskiden dışa açılma imkanları yoktu. Bugün daha güçlü eğitim imkanları var. Geniş politik çelişkiler Ortadoğu, Kafkaslar ve Balkanlar’da da devam etmektedir. Her bir güçlü güç odağı güçlü devlet, bunu kullanmak isteyecektir. 

   Pratikte bu böyledir. Bu sözlerim tehdit olarak düşünülmemelidir. PKK’yı gerek altyapı ve diğer imkanlarıyla tehdit olmaktan çıkarmak gerekir. Kitle, artık kitleselleşmiştir. Oy oranı belli. Bu tehdit içeride ve dışarıda tehlikeli hal alır. Çatışma gelişirse, kitlesel bazda gelişebilir. Maddi kaybın dışında diğerleri de görülmelidir.” 

   -EN BÜYÜK ERDEM- 

   Savunmasında, dış politikada, Avrupa ile bütünleşmede, dünya ile entegrasyonda, en temel sorunun Kürt sorunu olduğunu iddia eden Öcalan, şunları kaydetti: 

   ”Çıkmaz derinleşirse, 15 yılda sınırlı olan bu hareket, daha geniş zamana ve daha büyük kayıp verecek bir altyapıya sahiptir. Ne pahasına olursa olsun, bu sorunda ben olduğum için yine bu sorunu çözmede de var olmam gerektiğini düşünüyorum.

   (Devlet için hizmet ederim) sözü budur. Amaç temel özgürlük ise çatışma niye… Diyeceksiniz ki (bunu yeni mi öğrendin?) Evet yeni öğrendim, şimdi öğrendim… 1990’lardan sonra bunu hep söyledim. Tehlike büyük. Bu tehlike görüldüğü yerde durdurulmalıdır. Bunu hep söyledim. 

   Demokratik cumhuriyetle bütünleşmek, hizmet etmek bir erdemdir bir fazilettir.” 

   Terör örgütü elebaşı sanık Abdullah Öcalan, savunmasında, terörü diriltmemek gerektiğine işaret etti. 

”TÜRK ULUSUNUN BÜYÜKLÜĞÜ REALİTEDİR. BURADA KÜRTLERE DE YER VARDIR”

Terör örgütü elebaşı sanık Abdullah Öcalan, esas hakkındaki savunmasında, ”Biz Türk Milleti ile birlikteyiz, ayrılmayız” dedi. Öcalan, Türk ulusunun büyüklüğünün realite olduğunu belirterek, burada Kürtlere de yer olduğunu söyledi. 

   Sanık Öcalan, esas hakkındaki savunmasında, devletin sorunun çözümüne yönelik adımlar atması durumunda, silahlı çatışmayı bırakmak için güçlerini ortaya koyacaklarını ileri sürdü. Öcalan, şunları kaydetti: 

   ”Dış ülkeler ve mevcut içerideki örgütler, asıl PKK, içte ve dışta demokratik esaslara göre adımlar atılırsa, buradan demokratik katılımla bir güç doğacaktır. Bu hayal gibi gelmesin. Karşıt güç olmaktan çıkıp demokratik devletin siyasi yapısı içinde demokratik yapıya uygun yapının içine getirilebilir. 

   Devletin demokratik yapısı güçlendikçe dış destek azalacaktır ve bu gücü kendi içimizde bütünleşerek kullanmamız gerekir. Bunu niye değerlendirmeyelim. Bunu değerlendirmek lazım. PKK’yı demokratik devlet yapısıyla bütünleştirmek lazım. Halkın kardeş olması, kardeşlik duygularının gelişmesi için elden ne geliyorsa o yapılmalı. Bu daha önemli gelişmelerin, maddi kayıpların önüne geçecektir.

Bütçeden bu konuda yapılan harcamayı biliyorum. Bütün bunlar önlenecektir.” 

   -BÖLÜCÜLÜK İDDİALARI- 

   Bölücülük iddialarına açıklık getirmek istediğini bildiren Abdullah Öcalan, ”Biz Türk milleti ile birlikteyiz, ayrılamayız. Benim de mensubu olduğum bu insanlar ayrılıp bir dağ parçasında tek başına yaşama imkanına sahip değildir. Ne isyan, ne kavga, demokratik kültür temelinde bu iş halledilmeli” diye konuştu. Öcalan, şunları söyledi: 

   ”Demokratik temelde kültürel hakların verilmesi… Ancak, korkuyla değil, demokratik temelde cumhuriyet temelinde bütünleşme denilmeli. 

   Ağalık ve diğer feodal yapılar, bunu geciktirmiştir. Demokratik cumhuriyet temelinde birleşmek ve bütünleşmek en doğru olanıdır. Kültürel hakların dışında hiç bir sorun yok. Türk ulusunun büyüklüğü realitedir. Burada Kürtler’e de yer vardır. Kendisini inkar etmeden birlikte yaşamak en doğru yoldur. Dilini ve kültürel özelliklerini koruyarak cumhuriyetle bütünleşmiş, kardeşlik içinde birlikte yaşaması gerekir. Ayrılık doğru değil. 

   -ÜNİTER DEVLET YAPISI- 

   ABD’de resmi dil İngilizce’dir, ancak herkes kendi dilinde konuşmaktadır. Bu büyük bir tehlike değildir. Bunu söylemekle federal bir yapıdan bahsetmiyorum. Üniter devlet yapısı içinde dil ve kültürel özellikler rahatça geliştirilebilmeli. Fransa buna örnektir. Kültürel adım birlikte yaşamaya götürür. Bir dil yasağı nedir demeyin. Bu çok önemlidir. Kendisini ifade edebilmedir. Sadece Türkiye’de değil, diğer toplumlarda da bu isyana götürebilir. Kültürel temel haklar ölçüsünde demokratik devlet temelinde karşıt olmaktan çıkıp, birliğe dönüşebilir. 15 yılda kaybedilen gücü göz önüne getirin. Gönüllü birliktelik Türkiye’yi Ortadoğu’nun çekim gücü, lider devleti konumuna getirir.” 

   Bunun aksine bir durumun dış güçlerce de kullanılacağını savunan Sanık Öcalan, bugün Kuzey Irak’ta bir oluşum yaşandığını anlattı. Öcalan, ”Kıbrıs’ta Kosova benzeri yöntemler tartışılıyor. Aynı olay Irak için de geçerli. Onlar için de geliştirilebilir. Türkiye bütün Kürtler ile 1920’lerde olduğu gibi dost olmalıdır” dedi. 

   Sanık Abdullah Öcalan, daha sonra şunları kaydetti: 

   ”1514 ve 1920’lerde olduğu gibi güçlü bir Kürt dostluğu politikasına yönelinmeli, PKK’dan başka bütün Kürtler ile güçlü, kardeşlik temelinde birliğe ihtiyaç vardır. PKK hatalarına son vermelidir. Şu denmelidir: (gel kendi devletinde, halkının kardeşliği çok önemli.) Bu söylenmelidir PKK’ya. Bu çağımız için büyük bir fırsat, en temel iç ve dış politik konudur. En temel görevdir. 

   Devletle bütünleşmek kardeşlik içinde yaşamak, tarihi yanlışlıkları ortadan kaldırmak gerekir. 

   Çıkmaz devam eder, çatışma devam ederse ne kaybedilir? Bunlar yalnız benim görüşüm değil. Hukuki açıdan da problemlere işaret edilmiştir.” 

   Sanık Öcalan, savunmasının bu bölümünde, Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın, Mahkeme’nin 37. kuruluş yıldönümünde yaptığı konuşmadan alıntılar yaparak, bu sözlerin çok önemli olduğunu kaydetti. 

   Mahkeme Başkanı M. Turgut Okyay, daha sonra duruşmaya öğle arası verdi. 

   Öğle arasından sonra Sanık Abdullah Öcalan savunmasını saat 14.30’da tamamladı. 

   Okyay, sanık Öcalan’ın yazılı savunmasını alarak dosyaya koydu. 

   Daha sonra savunma avukatlarından Niyazi Bulgan, esas hakkındaki yazılı savunmalarını okumaya başladı. 

SANIK AVUKATLARI TARAFINDAN HAZIRLANAN YAZILI SAVUNMA NİYAZİ BULGAN TARAFINDAN OKUNMAYA BAŞLANDI

Terör örgütü elebaşı sanık Abdullah Öcalan, esas hakkındaki savunmasını tamamladı. Sanık avukatları tarafından hazırlanan yazılı savunma, avukat Niyazi Bulgan tarafından okunmaya başlandı. 

   Sanık Öcalan savunmasında, yargılandığı davanın temelinde iki önemli yaklaşım ve sonuçtan bahsetmek gerektiğini ifade ederek, ”davanın sonunda, bir çıkmazın derinleşmesi gibi bir sonuç mu çıkacak, yoksa yeni bir başlangıcın sonucu mu ortaya çıkacak” dedi. Çatışmaların bu şekilde devam etmesinin, bu çıkmazı derinleştireceğini savunan Öcalan, bazı güçlerin bunun derinleşmesi için uğraşırken, bazılarının ise son bulması için çaba gösterdiğini ileri sürdü. Öcalan, şöyle devam etti: 

   ”Sürekli gelişen isyanlar, çıkmazı derinleştirmiştir. Acaba bunu tersine çevirmek mümkün değil midir? Bunun, kendimi kurtarmamla ilgisi yoktur. Bu isyan, son isyan olması anlayışına yorumlanmalıdır. Bilim adamları, bu sorunun çözümü için bütün güçlerini ortaya koymalıdır. Önemli olan acaba bunu kökünden çözebilir miyiz?” 

   Sanık Öcalan, dünyada en güçlü devletlerin, demokrasileri güçlü devletler olduğunu ifade ederek, SSCB’nin böyle olmadığı için dağıldığını söyledi. 

   -”BUNUN KİME FAYDASI OLUR?”- 

   Özellikle insan hakları ve kültürel boyutlara önem veren devletlerin güçlendiklerini kaydeden Öcalan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ”daha çok açılmaya” ihtiyacı olduğunu iddia etti. 

   Devletin demokratik açılımları fazla geliştirmeyişinin, var olan sorunları en tehlikeli konuma getirdiğini ileri süren Öcalan, terör örgütü PKK için devletin bu imkanları kullanması gerektiğini savundu. Öcalan, ”Bu bir fırsat olmalı. Başka çaremiz var mı? Daha fazla acı çektirirsek, bunun kime faydası olur” şeklindeki görüşlerini dile getirdi. 

   Bir devlet, ister üniter, ister federal olsun, geniş bir açılım yapması durumunda bunun kaybettireceği hiçbir şey bulunmadığını, aksine kazanımların fazla olacağını kaydeden sanık Öcalan, şiddetin önüne bir an önce çıkarak, barış ve kardeşliğin kurulması gerektiğini bildirdi. 

   Öcalan, terör örgütünün de, kendi içinde bu işi çözmesi, buna son vermesi gerektiğine işaret ederek, ”PKK’nın bu olgunluk düzeyine geldiğini, silahları bırakma düzeyine geldiğini” iddia etti. 

   -”ÜZERİMİZE DÜŞEN GÖREVİ YERİNE GETİRİRİZ”- 

   Devletin de bu konuda duyarlı olması gerektiğini söyleyen sanık Öcalan, ”Devlet, beni ve PKK’yı kabul etmesin. Üzerimize bir görev düşerse bu görevi yerine getirir, demokratik düzeye çekeriz” diye konuştu. 

   Öcalan, soruşturma süreçlerinde bu konuda elinden gelen bütün çabayı göstereceğini söylediğini ifade ederek, ”Acaba çok mu geç? Hayır… Çok da geç değil. Kimsenin artık daha fazla acı çekmeye tahammülü yok. Devlet bu darboğazı açmak zorundadır. Eğilim bu yöndedir” dedi. 

   ”Ben bunları boşa söylemiyorum. Bize dört çivi çakıldı. Git Türkiye’de öl. Yüz yıllık problem ortaya çıksın. Bizi ateş topu gibi buraya attılar. Git Orayı yak dediler” diyen sanık Öcalan, 4,5 aydan beri gücünü buna karşı kullandığını iddia etti. 

   Öcalan, savunmasına şöyle devam etti: 

   ”Mahkemeniz, bu konuda ne yapar bilemem, ama ben bu tehlikeyi söylüyorum. Biz, 5 bin kişi fedai yapmışız. Böyle bir şey yoktur. Sağda, solda bunlardan yüzlercesi var. Bu çok büyük bir tehlikedir. Bunun fırsatı varsa neden kullanmıyoruz. Ben bunları dile getirdim, ama pek rağbet görmedi. Ben aylarca da konuşurum. Önemli olan bu sorunun çözülmesidir. 

   -”AYRILMAYI HİÇBİR ZAMAN TAVSİYE ETMEDİM”- 

   Zorla da olsa bir ayrılmayı hiçbir zaman tavsiye etmem. Cumhuriyetin daha güçlenmesinin yollarını gösteriyorum. PKK’nın büyük bir çıkmaz yaşadığı doğrudur. Bunların yüzlercesini öldürmek sonuç vermez. Bugüne kadar birçok acı yaşanmış, bu son olsun. 

   Bu topraklarda kalkışmaların sonunu getirelim. Bu çocuksu mu, hayalcilik midir? Bu tehlike büyüktür. Bu tehlikeyi alevlendirici güçler çoktur. 

   21. yüzyılı, barış ve kardeşlik yüzyılının başlangıcı yapalım. İmralı’daki dava, bunun için bir fırsattır. Bütün gücümle yapmak istediğim, halkı hızla kaynaştırmak, demokratik mekanizmaları güçlendirerek bundan sağlam çıkmaktır. 

   Binlerce kişi ve kuruluş, ben asılırsam ne olur, asılmazsam ne olurun programını yapmışlar. Ortada büyük bir menfaat var. Çıkar sahipleri bu menfaatleri nasıl paylaşacaklar. Bunlar çok önemlidir. 

   Benim mirasıma dayanarak kimse yaşamasın. Benim ne kadar zararım varsa o kadar da faydam olsun. Mesele kendimi kurtarmak değildir. Yapmam gereken işler var. Kürt ve Türklerin kardeşliği demokrasiden geçer. Türkiye’nin İç ve dış sorunları aşacak güçte olmasını diliyorum. 

   -”CUMHURİYETİN ÖZÜNE ASLA KARŞI OLMAM”- 

   Cumhuriyetin özüne asla karşı olamam. Toplumsal olaylarda 5-10 yıl hiç önemli değildir. Yarının anayasasının daha demokratik olacağına inancım kesindir. 125. maddeye göre yargılanıyorum. Bu, bir ceza maddesidir. Ben, şu ya da bu şekilde mahkum olurum. Ama özgürlüğün var olması için uğraşıyorum. 

   Değişim ve dönüşüm geçirdim. Bütün olup bitenlerden sonra bunların dile getirilmesi benim açımdan çok zor. Toplumun hakkında böylesine karar verdiği hiçbir kişi ayakta kalamaz. Ben, bu topraklara ve demokrasiye yapabileceklerim için ayakta durdum. 

   Sonuna kadar samimiyetimle, bu acı tecrübelerin sonuçlarına göre 20. yüzyılın barış ve kardeşlik yüzyılı olması için elimden geleni yapmaya hazır olduğumu belirtmek istiyorum. Saygılarımı sunuyorum.” 

   -SANIK AVUKATLARININ SAVUNMASI- 

   Sanık Öcalan, saat 11.30’da başladığı savunmasını öğleden sonra saat 14.30’da tamamladı. Sanık Öcalan, 23 sayfalık yazılı savunmasını mahkemeye verdi. 

   Daha sonra sanık avukatlarına esas hakkındaki savunmalarını vermek için söz verildi. 

   Sanık avukatlarından Niyazi Bulgan, müvekkili terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın, 21. yüzyılın barış ve kardeşlik yılı olması dileğine kendilerinin de katıldığını ifade ederek, sanık avukatları tarafından ortak hazırlanan savunmasını okumaya başladı. 

   Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli yargılamalarından biri olan bu davada, en doğru hükmü tarihin vereceğine inandıklarını öne süren Bulgan, daha sonra ayrıntılı olarak hukuk, suç ve ceza hukuku konusundaki düşüncelerini açıkladı. 

(Bu sayfalar Anadolu Ajansı‘nın internet sitesinden alınmıştır.)
Anadolu Ajansı’nın web adresi http://www.anadoluajansi.gov.tr

Ankahukuk Sitesi kurucusu ve yöneticisi

İçeriğimize yorumda bulunmak ister misiniz?

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

İlginizi Çekebilir

Siteden...

İlgili İçerikler