İdare Hukuku Bütünleme Sınavı 2009- AÜHF

Image default
Sınav Soruları & Kur-Pratik

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku alanında, 21.07.2009 tarihinde yapılmış bütünleme sınavında sorulmuş sorular ve cevapları. Soru ve cevapları AÜHF’nin internet sitesinden alınmıştır.

ANKARA HUKUK FAKÜLTESİ

İDARE HUKUKU BÜTÜNLEME SINAVI (2/A) (21.07.2009)

SINAV YÖNERGESİ: 1) Sınav süresi 100 dakikadır. 2) Kurşun kalem kullanılmayacaktır. 3) İstenilen sorudan başlanabilir. 4) Anayasa metni dışında mevzuat metni kullanılmayacaktır. 5) Sadece tek bir tam yanıt kağıdı kullanılabilecektir.

Başarılar dilerim.

Prof. Dr. Ali ULUSOY

T.C.

D A N I Ş T A Y

SEKİZİNCİ DAİRE

Esas No : 2009/731

Davacı ve Yürütmenin Durdurulmasını İsteyen :

Vekili : Av.

Karşı Taraf : Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı – Bilkent/ANKARA

Vekili : Av.

Davanın Özeti : … Üniversitesi … İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı olan davacının “Yönetim Görevinden Ayırma”cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Yükseköğretim Kurulu Yüksek Disiplin Kurulu’nun 05.11.2008 gün ve 2008/60 sayılı kararı ili söz konusu kararın dayanağı olan Yüksek Öğretim Kurumları Yönetici Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği’nin “Yönetim Görevinden Ayırma” başlıklı 4. maddesinin (c) bendinin; Anayasanın 124. maddesi, 657 sayılı Yasanın 125. maddesi ve 2547 sayılı Yasanın 53/b maddesine aykırı olduğu, hukuka aykırı olan Yönetmelik maddesi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde de hukuka uyarlık bulunmadığı öne sürülerek iptali ve yürütmesinin durdurulması ile hukuka aykırı işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal ve özlük hakların dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibariyle yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemidir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

Dava, … Üniversitesi … İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı olan davacının “Yönetim Görevinden Ayırma” cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Yükseköğretim Kurulu Yüksek Disiplin Kurulu’nun 05.11.2008 gün ve 2008/60 sayılı kararı ile söz konusu kararın dayanağı olan Yüksek Öğretim Kurumları Yönetici Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği’nin “Yönetim Görevinden Ayırma” başlıklı 4/c maddesinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açılmıştır.

T.C. Anayasasının, “Yönetmelikler” başlıklı 124. maddesinde, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabilecekleri öngörülmüştür.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 27/2 maddesinde;” Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler kuralı “getirilmiştir.

2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53/b maddesinde, öğretim elemanları, memur ve diğer personelin disiplin işlemlerinin, disiplin amirlerinin yetkilerinin, devlet memurlarına uygulanan usul ve esaslara göre yükseköğretim kurulunca düzenleneceği belirtilmiş, yine aynı Yasanın 65/a-9 maddesinde de, öğretim elemanları, memur ve diğer personel ile öğrencilerin disiplin işlemleri, disiplin amirlerinin yetkileri ve disiplin kurullarının teşkili ve çalışması ile ilgili kararların yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir.

Anılan Yasanın Ek 1 Maddesinde; (Ek madde: 14/04/1982 – 2653/6 md.) “Üniversite rektörleri, fakülte dekanları, enstitü ve yüksekokul müdürleri ile bunların yardımcıları ve bölüm başkanları, gerektiğinde bu Kanunda belirtilen süreleri dolmadan tayinlerindeki usule uygun olarak görevlerinden alınabilirler.” kuralına yer verilmiştir.

2547 sayılı Yasanın verdiği yetkiye dayanılarak yürürlüğe konulan Yüksek Öğretim Kurumları Yönetici Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği’nin Tanımlar Başlıklı 3. maddesinde;” Üniversite yöneticisi; Rektör, Dekan, Enstitü Müdürü, Yüksekokul müdürü ile Bölüm, Anabilim Dalı ve Anasanat Dalı Başkanını ifade eder” kuralı getirilmiştir.

Anılan Yönetmeliğin Disiplin Suçları ve Cezaları başlıklı 4. maddesinde;

” Disiplin cezaları şunlardır:

a – Uyarma: Görevde ve davranışta daha dikkatli olunması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir,

b – Kınama: Görevde ve davranışta kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir,

c – Yönetim görevinden ayırma: Rektörlük, dekanlık, enstitü müdürlüğü, yüksekokul müdürlüğü, bölüm başkanlığı, anabilim dalı başkanlığı, anasanat dalı başkanlığı, bilim dalı başkanlığı veya sanat dalı başkanlığı görevinden ayırmaktır,

d – Aylıktan kesme: Brüt aylıkları 1/10-1/8 arasında kesinti yapılmasıdır,

e – Kademe ilerlemesinin durdurulması: Bulunulan kademedeki ilerlemenin fiilin ağırlık derecesine göre 1-3 yıl durdurulmasıdır,

f – Görevinden çekilmiş sayma: Görevde ilişkinin istekle olmuşcasına kesilmesidir,

g – Üniversite öğretim mesleğinden veya kamu görevinden çıkarma: Üniversite öğretim mesleğinden veya kamu görevinden bir daha alınmamak üzere çıkarılmasıdır. Meslekten çıkarma cezasına çarptırılanlar ile kamu görevinden çıkarılma cezası alan öğretim elemanları akademik unvanlarını kullanamazlar.” kuralı na yer verilmiştir.

Söz konusu Yönetmeliğin 7. maddesinde ; Yönetim görevinden ayırma cezasını gerektiren fiil ve haller sayılmıştır.

Aynı Yönetmeliğin “İyi Halin Değerlendirilmesi” başlıklı 16. maddesinde de, geçmiş hizmetleri sırasında çalışmaları olumlu olan ve iyi veya çok iyi derecede sicil alan yönetici ve öğretim elemanları ile memurlar ve diğer personel için verilecek cezalarda bir derece hafif olanın uygulanabileceği kuralı yer almış, Disiplin Cezası Vermeye Yetkili Amir ve Kurullar başlıklı 33. maddesinde; Uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarının disiplin amirleri tarafından, görevinden çekilmiş sayma ve yönetim görevinden ayırma cezalarının, Disiplin Kurulu kararı alındıktan sonra atamaya yetkili amirler tarafından, dekanlar için disiplin amirinin teklifi üzerine Yüksek Disiplin Kurulu kararı ile verileceği kurala bağlanmıştır.

Disiplin hukukunda benzer düzenlemelere yer veren 657 sayılı Devlet Memurları Yasasının 125. maddesinde, devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller sayılmış, disiplin cezaları; uyarma, kınama, aylıktan kesme kademe ilerlemesinin durdurulması, devlet memurluğundan çıkarma cezası olarak sıralanmış olup, yönetim görevinden ayırma cezası disiplin suçları arasında sayılmamıştır.

Ancak, anılan 657 sayılı Yasanın 132. maddesinde, kendilerine disiplin cezası olarak aylıktan kesme ve kademe ilerlemesini durdurma cezası verilenlerin, maddede sayılan yöneticilik görevlerine atanamayacakları, belirtilmiştir.

Yüksek Öğretim Kurumları Yönetici Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinin 4. maddesinde, disiplin cezaları, ağırlıkları itibariyle en hafiften, en ağıra kadar, ayrı bentler halinde sıralanmış olup, bu sıralamada, yönetim görevinden ayırma cezası, kınama cezasında sonra, aylıktan kesme cezasından önce yer almış olmasına karşın, aylıktan kesme cezasının disiplin amirleri tarafından, yönetim görevinden ayırma cezasının, Disiplin Kurulu kararı alındıktan sonra atamaya yetkili amirler tarafından, dekanlar için disiplin amirinin teklifi üzerine Yüksek Disiplin Kurulu kararı ile verileceği kurala bağlanmıştır.

Aylıktan kesme cezası verilmesini gerektiren bir eylemin işlenmiş olması hallerinde disiplin kurulları, kimi zaman, ilgilinin geçmiş hizmetleri sırasındaki olumlu çalışmaları ile geçmiş sicillerinin iyi veya çok iyi olması durumlarını gözönüne alarak bir alt cezanın uygulanması yönünde kararlar almaktadırlar.

Yönetim görevinden ayırma cezası, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin 4. maddesinde cezalar sıralamasında aylıktan kesme cezasından daha hafif bir ceza olarak sayılmış ise de; disiplin cezasını vermeye yetkili olan kişi ve kurulun farklılığı ile cezanın niteliği, kişiler üzerindeki etkisi ve doğurduğu hukuki sonuçlar itibariyle bu cezanın aylıktan kesme cezasından daha ağır bir ceza olduğu açıktır. Öte yandan, bu ceza sadece Yüksek Öğretim Kurumları Yönetici Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinin 3. maddesinde belirtilen yöneticiler hakkında uygulanabilecektir.

Esasen bazı koşulların oluşması ve gerekli olması durumunda yönetici konumunda olan öğretim elemanlarının, bu görevden alınmalarına olanak sağlayan 2547 sayılı Yasanın EK 1. maddesi de bulunmaktadır.

Yönetim görevinden ayırma cezası ile 2547 sayılı Yasanın EK 1. maddesine göre idari olarak yönetim görevinden ayırma işlemleri, nitelikleri ve doğurdukları sonuçlar itibarıyla birbirinden farklıdır. Bu durum, söz konusu işlemler nedeniyle yapılacak tazminat istemli başvurular bakımından, farklı hukuki değerlendirmeler yapılmasını gerekli kılmaktadır. Örneğin; yönetim görevinden ayırma cezası Af Yasası kapsamında bulunduğundan, davacının bu işlem nedeniyle geçmişe yönelik parasal hak talep etmesi olanaklı değildir.

Bu durumda, “yönetim görevinden ayırma” durumunun, bir disiplin cezası olarak, üniversite personeline ilişkin disiplin cezaları arasında yer almaması gerektiğinden, Yüksek Öğretim Kurumları Yönetici Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği’nin “Yönetim Görevinden Ayırma” başlıklı 4. maddesinin (c) bendinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Davanın, disiplin cezasına ilişkin kısmına gelince ;

Dosyanın incelenmesinden, davacının, Rektörlükçe bildirilen yazı ve yerleşik uygulamaya aykırı olarak Yönetim Kurulunun karar alması için gerekli işlemleri yapmadığı, kasıtlı ve keyfi hareket ettiği, bu haliyle Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinin 8/a maddesine aykırı davrandığından bahisle aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacının daha önce disiplin cezası almaması ve geçmiş hizmetlerinin olumlu olması nedeniyle anılan Yönetmeliğin 16. maddesi uyarınca iyi hali değerlendirilerek bir alt ceza olan “yönetim görevinden ayırma” cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmaktadır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, hukuka uygun bulunmayan Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinin 4. maddesinin (c) bendi uyarınca verilen dava konusu disiplin cezasında da hukuka uyarlık görülmemekte olup, hukuka aykırı olarak tesis edilen işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal ve özlük haklarının, kesintinin yapıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiği açıktır.

Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı Yasanın 27. maddesindeki koşullar gerçekleşmiş olduğundan, dava konusu Yüksek Öğretim Kurumları Yönetici Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği’nin “Yönetim Görevinden Ayırma” başlıklı 4/c maddesinin ve buna bağlı olarak tesis edilmiş olan dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulması isteminin kabulüne, davacının mahrum kaldığı parasal ve özlük haklarının davacıya iadesine 12.05.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.

SORULAR

1) 2547 sayılı Kanunun Ek 1. maddesinde sözü edilen “tayinlerindeki usule uygun olarak görevlerinden alınabilirler” ifadesi hangi idare hukuku ilkesine işaret etmektedir? Bu ilkeyi tanımlayınız. (10 p)

2) Önceki soruda öngörülen görevden alma işlemini idari işlem türleri açısından sınıflandırınız. (10 p)

3) Bir önceki soruda sözü edilen işlem idari ceza olarak kabul edilebilir mi? Tartışınız. (20 p)

4) Aynı Kanunun içeriği yukarıda belirtilen 65/a-9 maddesi Anayasaya uygun mudur? Neden? (10 p)

5) Anılan Kanunun yine içeriği yukarıda belirtilen 53/b hükmünün hangi anayasal ilke ile çeliştiği ciddi şekilde tartışılabilir? Neden? (10 p)

6) Davada sözü edilen Disiplin Yönetmeliğinin 4/c hükmünün hukuka aykırı olduğuna dair Danıştay’ın kararına katılıyor musunuz? Neden? Danıştay burada idari işlemin hangi unsuru yönünden hukuka aykırılık tespit etmiştir? (20 p)

7) Davada sözü edilen ve dekan hakkında verilen yönetim görevinden ayırma cezası ilgili rektör tarafından verilseydi, bu ceza bu açıdan hukuka aykırı olur muydu? Yanıtınız olumlu ise idari işlemin hangi unsuru yönünden hukuka aykırılık sözkonusu olurdu? Neden? (10 p)

Davada sözü edilen dekan “kamu görevlisi” midir? Neden? Görev yaptığı üniversite vakıf üniversitesi olsa idi vereceğiniz yanıt değişir miydi? Neden? (10 p)

21.07.2009 İdare Hukuku Bütünleme Sınavı Cevap Anahtarı

1) 2547 sayılı Kanunun Ek 1. Maddesinde sözü edilen “tayinlerdeki usule uygun olarak görevlerinden alınabilirler” ifadesi; “Usulde Paralellik İlkesi”ne işaret etmektedir (3 puan). “Usulde Paralellik İlkesi” bir işlemin yapıldığı usule uygun olarak geri alınabilmesi veya kaldırılabilmesi anlamına gelmektedir (7 puan).

2) Görevden alma işlemi; bireysel işlem (sadece ilgilisinin hukuksal durumu üzerinde hüküm ve sonuç doğuran işlemdir) (3 puan), şart işlem (ilgilisini belli bir hukuksal statüye sokan veya belli bir hukuksal statüden çıkaran işlem) (3 puan), sarih işlem (açık bir irade beyanı ile yapılan işlemdir) (2 puan), yükümlendirici işlemdir (ilgilisine belli bir davranışta bulunmak ya da bulunmamak biçiminde yüküm yükleyen işlemdir) (2 puan).

3) 2. Soruda adı geçen görevden alma işlemi yükümlendirici bir işlem olmakla birlikte bir idari ceza işlemi değildir. Her ne kadar idari ceza işlemlerinin tümü yükümlendirici işlem niteliğindeyse de tüm yükümlendirici işlemlerin idari ceza işlemi olduğu söylenemez. Bir idari cezadan bahsedebilmek için, ortada bir düzenlemeyi ihlal eden bir davranışın ve bu davranış karşılığında uygulanan bir yaptırımın olması gerekir. Buradaki görevden alma işleminde ise, ne bir düzenlemenin ihlali ne de ihlal karşılığında uygulanmış olan bir yaptırım söz konusudur. Ayrıca idari ceza söz konusu olduğunda Anayasa’da suç ve cezalar açısından öngörülmüş olan ilkelerin uygulanması gündeme gelmekteyken diğer yükümlendirici işlemler açısından bu ilkeler uygulama alanı bulmamaktadır. Soruda sorulan görevden alma işlemi, hizmet gerekleri dolayısıyla görevlendirme işleminin kaldırılması niteliğindedir (20 puan).

4) 2547 sayılı Kanunun 65/a-9 maddesi, Anayasa’da öngörülmüş olan idarenin kanuniliği ilkesi açısından hukuka aykırıdır. İdarenin kanuniliği ilkesi gereğince, idareye tanınacak olan düzenleme yetkisinin çerçevesi kanunla çizilmelidir. Söz konusu düzenlemede ise idareye kanunla çerçevesi çizilmemiş bir düzenleme yetkisi verilmektedir. İdarenin düzenleme yetkisi genel bir yetki olmakla birlikte, Anayasa’ya göre, kamu görevlilerinin özlük işleri, disiplin cezaları gibi bir takım konular kanunla düzenlenmek durumundadır. Kanunun sözü edilen maddesi ise bu konuyu kanunla düzenlemek yerine idarenin düzenleme alanına bıraktığından Anayasaya aykırıdır (10 puan).

5) 2547 sayılı Kanunun 53/b hükmünün, Anayasanın 7. maddesinde düzenlenen “yasama yetkisinin devredilemezliği” ilkesiyle çeliştiği ciddi şekilde tartışılabilir (5 puan). Çünkü, disiplin işlemleri ve disiplin cezası yetkisinin esas olarak kanunla düzenlenmesi gerekmekte olup; bu yetkinin, anılan Kanun hükmü ile YÖK’e bırakılmasının, yasama yetkisinin devredilemezliği ilkesiyle bağdaşmadığı rahatlıkla ileri sürülebilir (5 puan).

6) Disiplin Yönetmeliğinin 4/c hükmünün hukuka aykırı olduğuna ilişkin Danıştay kararı, sonucu itibariyle doğru olmakla birlikte; kararın gerekçesine katılmak mümkün değildir (5 puan). Zira, hukuka aykırılığın sebebi, bir yönetmelikte idari ceza öngörülmüş olmasıdır. Öte yandan, hizmet gereklerinin zorunlu kıldığı hallerde, -Ek 1. madde olmasa dahi- görevden alma zaten mümkün olduğundan; bu durumun, 2547 sayılı Kanunun Ek 1. maddesi ile bağlantılandırılmasına gerek yoktur. (5 puan)

(Yönetim görevinden ayırma cezasının niteliği, etkisi ve doğurduğu hukuksal sonuçlar itibarıyla, aslında aylıktan kesme cezasından daha ağır bir ceza olmasına rağmen, Disiplin Yönetmeliğinin 4/c hükmünde yer alan disiplin cezaları sıralamasında aylıktan kesme cezasından hafif bir ceza olarak düzenlenmiş olması nedeniyle hukuka aykırılık bulunduğunu belirterek, Danıştay kararına katıldığını yazanlar da tam puan -10 puan- alacaktır.)

Danıştay burada işlemin doğurduğu hukuki sonucu hukuka aykırı bulmuş (5 puan); yani, idari işlemin konu unsuru yönünden hukuka aykırılık tespit etmiştir (5 puan).

7) Bu durumda, kişi yönünden yetkisizlik gündeme geleceğinden (5 puan); idari işlemin yetki unsuru yönünden hukuka aykırılık söz konusu olurdu (5 puan).
– Davada sözü edilen dekan, Anayasanın 128. maddesi uyarınca bir kamu görevlisidir. Zira, bir kamu tüzel kişisi olan üniversitenin, genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü olduğu bir kamu hizmetinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri yerine getirmektedir. (5 puan)

– Dekanın bir vakıf üniversitesinde görev yaptığı varsayılsa da, yanıt değişmeyecektir. Çünkü, vakıf üniversiteleri de kamu tüzel kişiliğine sahiptirler ve bir kamu hizmeti faaliyeti yürütmektedirler. (5 puan)

(Her ne kadar vakıf üniversiteleri kamu tüzel kişiliğini haiz olsalar da, öğretim üyelerinin iş/hizmet akdi ile çalışmaları sebebiyle, vakıf üniversitesi ile öğretim üyesi arasında bir özel hukuk sözleşmesi bulunduğundan, vakıf üniversitesinde görev yapan dekanın kamu görevlisi olarak kabul edilemeyeceğini yazanlar da tam puan -5 puan- alacaktır.)

Bu içeriğimiz ile ilgili düşünceniz?