Image default
Sınav Soruları & Kur-Pratik

Borçlar Hukuku Özel Final Sınavı – 22.05.2010 – AÜHF

Borçlar Hukuku Özel Final Sınavı – 22.05.2010 – AÜHF

SORU I: Ankara’daki arsası üzerinde tamamlandıktan sonra kiraya vermek üzere bir iş merkezi yaptırmak isteyen Göksel, projelerin hazırlanması için çeşitli mimarlarla görüşmüştür. İstanbul’da faaliyette bulunan mimar İsmail, söz konusu projeyi, 400.000 TL’na hazırlayabileceğini belirtmiştir. Göksel, daha önce aldığı tekliflerle kıyasladığında bu teklifi son derece elverişli bulmuştur.

Gerçekten de Göksel’in görüştüğü mimarlar arasında İsmail’in verdiği teklife en yakın teklif, mimar Berke tarafından verilen 500.000 TL’lık tekliftir. Göksel, ayrıntıları görüşmek üzere birkaç kez Ankara’dan İstanbul’a gitmiş ve toplam 3.000 TL tutarında seyahat harcaması yapmıştır. Taraflar arasındaki görüşmeler, 01 Mart 2009 tarihinde sözleşmenin yapılması ile sonuçlanmıştır. Taraflar arasında yapılan sözleşmeye göre, İsmail projeyi 01 Temmuz 2009 tarihinde teslim edecek, Göksel ise iş bedeli olan 400. 000 TL’yi peşin olarak ödeyecektir. Ayrıca sözleşmede, projenin zamanında teslim edilmemesi durumunda Göksel’in İsmail’den herhangi bir talepte bulunamayacağı kararlaştırılmıştır. Göksel, sözleşme gereği ödemesi gereken 400.000 TL’yi ödeyerek, hayallerini süsleyen iş merkezinin projesine ilişkin sözleşmeyi yapmış olmasının verdiği mutlulukla Ankara’ya dönmüştür.

01 Temmuz 2009 tarihine gelindiğinde İsmail projeyi teslim etmemiştir. Göksel, birkaç gün gecikmenin normal olduğunu düşünerek bir hafta beklemiş; ancak İsmail’den bir haber çıkmaması üzerine onun bürosunu aramıştır. İsmail telefonda, bu sıralar bürosunun çok rağbet gördüğünü, hattâ en son Atatürk Kültür Merkezinin yenilenmesi işini aldıklarını, bu işten büyük gelir beklediğini, bu nedenle iş merkezine ilişkin projeyi en erken 01 Şubat 2010 tarihinde teslim edebileceğini belirtmiştir. Göksel inşaata 2009 yazında başlamak istediğinden, başka mimarlarla görüşmüş; ancak inşaat sektöründe yaşanan canlanma nedeniyle fiyatların aşırı ölçüde arttığını tespit etmiştir. Söz konusu proje için verilen en ucuz teklif 800.000 TL olmuştur. Ayrıca yeni bir mimarla hemen anlaşsa dahi iş merkezinin tamamlanması en az 4 ay gecikecektir. Göksel’in bu sebeple uğrayacağı toplam kira kaybı yaklaşık 100. 000 TL tutarındadır.

1) Göksel, ödediği 400.000 TL’yi geri isteyebilir mi? Bunun için gerekli şartların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğini de inceleyerek gerekçeli olarak açıklayınız. (15 p.).

Göksel’in ödediği 400.000 TL’nın geri verilmesini isteyebilmesi için borçlu temerrüdü sebebiyle sözleşmeden dönme hakkını kullanması gerekir. Tam ve doğru bir cevap için borçlu temerrüdünün şartlarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesi ve iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde borçlu temerrüdü halinde alacaklıya tanınan haklardan ve bu hakların kullanılabilmesi için yerine getirilmesi gereken formalitelerden genel olarak bahsedilmesi gerekmektedir.

Bu noktada iki hususa özel olarak değinilmesi gerekir: İlk olarak, sözleşmede borcun ifası için “belirli bir vade” (kesin vade değil!) kararlaştırıldığı için İsmail ihtara gerek olmadan temerrüde düşmüştür.

İkinci olarak sözleşmeden dönme hakkının kullanılabilmesi için Göksel’in İsmail’e ek süre vermesine gerek bulunmamaktadır. Çünkü İsmail, Göksel’e iş merkezine ilişkin projeyi en erken 01 Şubat 2010 tarihinde teslim edebileceğini söylemiştir. Dolayısıyla ek süre tayin edilmesi anlamsız olacaktır. BK.m.107 hükmünde borçlunun hal ve davranışlarından ek süre tayininin anlamsız olacağının anlaşılması halinde ek süre tayinine gerek bulunmadığı düzenlenmiştir.

2) İade talebinin hukuki sebebini bu konuda doktrinde ileri sürülen görüşleri de aktararak açıklayınız. (10 p.)

Alacaklının sözleşmeden dönmesi halinde iadenin hukuki temeline ilişkin olarak doktrinde şu görüşler ileri sürülmektedir.

Klasik dönme görüşüne göre, dönme hakkının kullanılması ile birlikte sözleşme geçmişe etkili olarak ortadan kalkar ve daha önce yerine getirilmiş edimlerin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi gerekir.

Kanuni borç ilişkisi teorisini savunan yazarlara göre ise, iade borcu kanundan doğar ve BK. m. 125 hükmü uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. İadenin kapsamı bakımından sebepsiz zenginleşme hükümleri kıyasen uygulanır.

Klasik dönme teorisini sebebe bağlılık ilkesi ışığında yeniden yorumlayan ayni etkili dönme teorisine göre ise, dönme hakkının kullanılması ile hukuki sebep ortadan kalktığı için maddi edimlerin iadesi ilk planda istihkak davası ile talep edilecektir. İstihkak davasının mümkün olmadığı durumlarda iade sebepsiz zenginleşme hükümlerine tabi olacaktır.

Dönüşüm teorisine göre, dönme hakkının kullanılması ile birlikte sözleşme sona ermeyip sadece içerik değiştirdiğinden, tasfiye sözleşme hukuku kurallarına göre gerçekleşecektir. Dolayısıyla iade talepleri bakımından da 10 yıllık sözleşmesel zamanaşımı süresi uygulanacaktır.

3) Taraflar arasındaki sözleşmede yer alan ve projenin zamanında teslim edilmemesi durumunda Göksel’in İsmail’den herhangi bir talepte bulunamayacağına ilişkin hüküm geçerli midir? Gerekçeli olarak açıklayınız. (10 p.).

Borçlunun kasıtlı hukuka aykırı bir davranışından veya ağır ihmalinden doğacak zarardan sorumlu olmayacağı hususunda alacaklı ile zararın doğmasından önce yapmış olduğu sorumsuzluk anlaşması geçersizdir. Buna karşılık, borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılmış bir sorumsuzluk anlaşması ilke olarak geçerlidir. BK.m. 99/II hükmünde belirtilen istisnai durumlarda, hakim takdir hakkını kullanarak hafif kusur halinde dahi sorumsuzluk anlaşmasını geçersiz kılabilir.

BK.m.99/I hükmüne aykırı olarak bir sorumsuzluk veya sorumluluğu sınırlandıran bir anlaşma yapılması halinde, batıl olan, taraflar arasındaki sözleşmenin tamamı değil, sadece bu sözleşmede yer alan ve yukarıda belirtilen anlamda sorumluluğu kaldıran veya sınırlandıran kayıtlardır. Böyle durumlarda, sadece bu tür kayıtlar geçersiz olup, sözleşmenin geriye kalan hükümleri geçerliliğini muhafaza eder. Burada kanundan doğan objektif bir kısmi butlan hali söz konusudur. Bu nedenle borçlunun BK.m.20/II hükmü anlamında sorumsuzluk anlaşmasının batıl olacağını bilseydi sözleşmeyi hiç yapmayacağı yönündeki farazi iradesi burada göz önünde bulundurulmaz.

İhtilaf konusu somut olayda taraflar arasındaki sözleşmede yer alan ve projenin zamanında teslim edilmemesi durumunda Göksel’in İsmail’den herhangi bir talepte bulunamayacağına ilişkin hüküm sadece hafif ihmal bakımından hüküm ifade edecektir. Burada değiştirilmiş kısmi butlan esasının bir uygulaması olduğundan söz etmiştim.

Ancak olayda hafif kusur söz konusu olmadığından İsmail’in sorumluluğu ortadan kalkmayacaktır.

4) Somut olayda Göksel İsmail’den, satım bedelinin iadesine ilave olarak, hangi tür zararlarının tazminini talep edebilir? Gerekçeli olarak açıklayınız. (20 p.).

Cevap iki bölümden oluşmaktadır ve her bir bölüm 10 not ile değerlendirilecektir.

Göksel satım bedelinin iadesini talep edebilmesi için sözleşmeden dönme hakkını kullanacaktır. Satım bedelinin iadesine ilave olarak, yani dönme hakkının kullanılması ile birlikte tazmini talep edilebilecek zarar menfi zarardır. Menfi zarar alacaklının sözleşmeyi yaptığı için uğradığı, yapmasaydı uğramayacağı zarardır. Somut olayda, menfi zararlar şunlardır:

-Göksel’in sözleşmenin kurulması için yapmak zorunda kaldığı seyahat masrafları (3000 TL);

-Başka bir sözleşme yapma fırsatının kaçırılması nedeniyle uğradığı zararlar. Somut olayda Göksel, İsmail ile sözleşme yaptığı için Berke’nin 500.000 TL tutarındaki teklifini reddetmiştir; ama şimdi aynı proje için 800.000 TL ödemesi gerekecektir. Her iki rakam arasındaki fark olan 300.000 TL’yi Göksel menfi zarar olarak talep edebilir.

Sorunun ikinci bölümünde Göksel’in projenin gecikmesi nedeniyle uğradığı 100.000 TL tutarındaki kira kaybının sözleşmeden dönme hakkının kullanılması durumunda istenip istenemeyeceğinin tartışılması gerekmektedir. Bu zarar müspet zarar niteliği taşımaktadır. Müspet zarar, alacaklının sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle uğradığı, sözleşme ifa edilmiş olsaydı uğramayacağı zarardır. Sözleşmeden dönme hakkının kullanılması durumunda müspet zararın tazmini talep edilemez.

SORU II: Ünlü şarkıcı Gülendam, “life style” danışmanı Selin’in önerisi üzerine ünlü modacı Nazlı’ya bir kürk manto diktirmeye karar verir. Gülendam’ın meşguliyeti nedeniyle sipariş verme işini Selin üstlenir. Selin bir taksiye binerek Nazlı’nın atölyesine gider. Ancak Nazlı, bir defile nedeniyle yurt dışında olduğundan, Selin’i Nazlı’nın yeni işe başlayan yardımcısı Ceren karşılar. Selin Gülendam adına siparişi verir. Mantonun bedeli 15.000 TL olarak tespit edilmiştir. Ceren Gülendam’ın ölçüsünü alması gerektiğini bildirdiğinde, Selin, buna gerek olmadığını, zira daha önce de bu moda evinde değişik kıyafetler diktirdiklerini, dolayısıyla Gülendam’ın ölçülerinin müşteri dosyasında yer aldığını söyler ve daha sonra atölyeden ayrılır.

Selin’in atölyeyi terk etmesinden sonra Ceren müşteri dosyasını aramaya koyulur. Ancak Gülendam’ın adını tam olarak hatırlayamaz ve benzer isme sahip 34 beden bir müşterinin bilgilerini Gülendam’ın sipariş formuna yazar; oysa Gülendam’ın beden ölçüsü gerçekte 42’dir.

Nazlı kısa bir süre sonra yurt dışından döner. İş yerini büyütmenin zamanının geldiğini düşünen Nazlı, Ahmet’e ait binayı satın almaya karar verir. Nazlı Ahmet’e satım bedelinin bir kısmını peşin öder; geri kalan kısım için modaevinin müşterilerinden olan doğan ve ileride doğacak alacaklarını temlik eder. Nazlı söz konusu müşterilerin bir listesini Ahmet’e verir.

Bu arada Gülendam’ın sipariş verdiği kürk manto hazırlanmıştır. Manto 15. 000 TL tutarındaki faturayla birlikte Gülendam’a gönderilir. Faturada ayrıca alacağın Ahmet’e devredildiği ve manto bedelinin Ahmet’in hesabına yatırılmasına ilişkin bir not yer almaktadır.

Büyük bir heyecanla kendisine gönderilen paketi açan Gülendam, 34 beden kürk mantoyu görünce büyük bir hayal kırıklığına uğrar; ardından sinirlenerek mantoyu tekrar paketletip geri gönderir. Ertesi gün de Selin’in işine son verir.

1) Nazlı, Ceren’in hatasından dolayı Gülendam’a karşı sorumlu tutulabilir mi? Bunun için gerekli şartları da belirterek gerekçeli olarak açıklayınız. (15 p.).

İfa Yardımcılarından sorumluluk bahsine ilişkin olarak notlarınızda yer alan bilgilerin ana hatları ile, özet olarak aktarılması gerekmektedir. Dolayısıyla “BK.m.100 hükmü uyarınca sorumludur” veya “ifa yardımcılarından sorumluluk söz konusudur” şeklindeki tek cümlelik cevapların not değeri bulunmamaktadır. Sorumluluğun şartlarının kısaca açıklanması gerekmektedir.

2) Olayda ne tür bir temlik işlemi söz konusudur? Bu türden temlikin geçerli olabilmesi için doktrin ve içtihatlarda hangi şartların mevcudiyeti aranmaktadır? (15 p.).

Olaydan da açıkça anlaşıldığı üzere burada gelecekteki alacakların temliki ve toptan temlik söz konusudur.

Gelecekteki alacakların temliki durumunda temlik anında Miktar ve borçlu belli değildir. Bu nedenle böyle bir temlikin geçerli olup olmadığı sorunu ortaya çıkar. Federal mahkeme temlik anında belirlenebilir olmasını yeterli görmekte.

Buna karşılık doktrinde aksi görüşler ileri sürülmektedir. Belirlenebilirlik unsurunun yeterli olmadığı, alacağın belirlenmiş olması gerektiği belirtilmektedir. Bu görüş taraftarlarına göre, alacağın miktarı ve borçlu belirli değil ise sadece borçlandırıcı işlem geçerli sayılmalı, yani devredenin, devralana karşı ileride doğacak alacağı devretme borcu altına girdiği kabul edilmelidir; alacaklar doğunca da alacaklı bunları ayrıca temlik etmelidir.

3) Gülendam Ahmet’e 15.000 TL’nı ödemekten kaçınabilir mi? Neden? Ahmet’in, sorunun Gülendam ile Nazlı arasındaki ilişkiden kaynaklanan bir sorun olduğu; bu nedenle de kendisini ilgilendirmeyeceği şeklinde bir iddiada bulunması durumu değiştirir mi? (Not: Gülendam ile Nazlı arasındaki sözleşme bir eser sözleşmesidir. Eser sözleşmelerinde kendisine ayıplı mal teslim edilen sipariş verenin sözleşmeden dönme hakkı mevcuttur). (15 p.).

BK.m.167 hükmüne göre, borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunma imkânlarını, devralana karşı da ileri sürebilir.

Borçlu sadece temliki öğrendiği anda tam olarak doğmuş savunma imkânlarını değil ayrıca daha sonra ortaya çıksa bile temelleri temliki öğrendiği anda mevcut olan itiraz ve defileri de ileri sürebilir.

İhtilaf konusu somut olayda Gülendam sözleşmeden dönüğü takdirde satım bedelini ödeme borcundan kurtulur ve bu durumu yeni alacaklıya karşı da ileri sürebilir. Gerçi dönme hakkı temlik işleminden sonra kullanılmış olacaktır; ancak dönmenin temeli, temliki öğrendiği anda mevcuttur.

SORU I: (M), (N) ile yaptığı sözleşmeyle antika bir Çin vazosunun 10.000 YTL karşılığında kendisine devri hususunda anlaşmıştır. Ancak söz konusu vazo, sözleşmenin kurulmasından önce (N)’nin yardımcısının dikkatsizliği sonucu yere düşmüş ve tamamen tahrip olmuştur. Bu durumdan habersiz olan (M), vazonun teslimine ilişkin alacağını ivazlı olarak (Z)’ye devretmiştir. Bu olay ile ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

a) (M) ile (N) arasındaki satım sözleşmesi geçerli midir?

b) (M) ile (Z) arasındaki temlik işlemi geçerli midir?

c) (M) ile (Z) arasında yapılan alacağın temliki işleminin geçerliliği bir şekle tabi midir?

d) (M) (Z)’ya karşı alacağın mevcudiyetinden sorumludur? Sorumluluğun kapsamını açıklayınız.

SORU II: Otomobil ithalatçısı (K), 2004 yılı Mart ayında otomobil tamircisi (B)’ye 100 000 YTL tutarındaki bir otomobili satıp teslim etmiştir. Bir süre sonra parasal açıdan sıkıntıya düşen (K), (B)’den olan 100 000 YTL tutarındaki alacağını 1 Mayıs 2004’de (X) bankasına satarak devretmiş, ancak temlik işlemi (B)’ye bildirilmemiştir. (B) 50 000 YTL’nı (K)’ya banka havalesi ile göndermiştir. (X) Bankası 15 Mayıs 2005’de (B)’den 100 000 YTL tutarındaki alacağın ödenmesini istemiştir. (B), söz konusu paranın yarısını daha önce (K)’ya ödediğini, geriye kalan 50 000 YTL tutarındaki borcu bakımından ise, (K)’ya ait çok sayıda otomobili tamir etmesinden doğan ve tamamı 1999 Nisan ayında muaccel olan aynı tutardaki karşı alacağı ile takas ettiğini (X)’e bildirmiştir. Bu olay ile ilgi olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

a) (K) tarafından (X)’e yapılan temlik ifa yerine temlik mi, yoksa ifa amacıyla yapılan temlik midir?.

b) (B) (K)’ya yaptığı 50 000 YTL tutarındaki ödeme oranında borcundan kurtulmuş mudur? Bunun için gerekli olan şartları belirterek, bu şartların somut olayda mevcut olup olmadığını tartışınız.

c) (B) tarafından (X)’e karşı takas beyanında bulunması mümkün müdür?.

d) (B)’nin sahip olduğu alacağın takas beyanında bulunduğu zamanaşımına uğramış olması takas hakkını kullanmasına engel teşkil eder mi?

e) (B)’nin takas beyanı hangi andan itibaren hüküm ve sonuç doğurur?

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR!

Bu içeriğimiz ile ilgili düşünceniz?