Pazar, Mart 3, 2024
Ana SayfaBelgelikFransa Yasama Meclisi'nin Asaleti Kaldıran Kararı (19 Haziran 1790)

Fransa Yasama Meclisi’nin Asaleti Kaldıran Kararı (19 Haziran 1790)

- Advertisement -

Fransız Ulusal Seçmenler Meclisi ve 1791 yılında onun yerini alan Yasama Meclisi, eski rejimin kurumlarını ya kaldıran ya da düzenleyen birçok karar çıkardı. Bu meclisler, ayrıca, güçlü çıkar gruplarının baskısı altında olup çeşitli yazılı taleplerine muhataptılar. Aşağıdaki iki belge, Millet Meclisi’nin aristokrasi ve monarşiyle ilişkili yasama kararlarını göstermektedir. Paris “bölgelerinden” veya semtlerinden gelen bir başvuru olan üçüncü metin ise, elan, Jakobenler ve diğer tescilli cumhuriyetçiler tarafından kontrol edilen başkentin yönetiminin meclis üzerindeki baskısını örnekler.

Asaleti Kaldıran Karar (19 Haziran 1790)

Fransız Yasama Meclisi

1. Babadan oğla geçen asillik sonsuza kadar kaldırılmıştır; sonuç olarak prens, dük, kont, marki, vikont, lord, baron, şövalye, beyefendi, soylu delikanlı unvanları ve diğer benzer unvanların hepsi ne kimse tarafından alınmalıdır ne de birine verilmelidir.

2. Bir yurttaş sadece kendi ailesinin gerçek ismini alabilir; kimse özel üniforma giyemez veya başkalarına giydiremez, ayrıca hanedan arması taşıyamaz. Tanrı’yı onurlandırmak amacının dışında tapınaklarda tütsü yakılmayacaktır ve kim olursa olsun, başkaları için yakılması teklif edilmeyecektir.

3. Monseigneur ve messeigneur unvanları ve aynı şekilde hazret, yücelik, önem ve erdem vs. unvanları hiçbir kuruma veya kişiye verilmeyecektir. Fakat yine de mevcut karar bahanesiyle yurttaşların tapınaklarda bulunan anıtlara, yönetmeliklere, unvanlara ve aile veya mülkiyetle ilgili işaretlere, ayrıca herhangi bir kamuya açık veya özel alanlardaki dekorasyona saldırmalarına izin verilmeyecektir. Taşıma araçları üzerindeki özel üniformalar ve armalarla ilgili hükümlerin uygulanması gerçekleştirilmeyecek, Paris’te yaşayan yurttaşlar için 14 Temmuz tarihinden önce ve kırsal alanda yaşayanlar için üç aydan önce kimse tarafından talep edilmeyecektir.

4. Mevcut kararın hükümleri hiçbir yabancıyı kapsamamaktadır; yabancılar, Fransa’da özel üniformalarını ve hanedan armalarını kullanmaya devam edebilirler.

Krala İlişkin Karar (16 Temmuz 1791)

Fransız Yasama Meclisi
Bu bildiri, Kral XVI. Louis’nin 20 Haziran tarihinde Paris’e kaçmak ve Kuzeydoğu Fransa’da bulunan kral taraftarı birliklere katılmak üzere yapmaya çalıştığı ve başarısız “Varennes uçuşundan” yaklaşık bir ay sonra oylanmıştır.

1. Kral, anayasa üzerine yemin ettikten sonra yeminini geri alırsa yönetimden çekildiği varsayılacaktır.

2. Kral silahlı güçlerini ulusa karşı kullanmak için ordunun başına geçerse veya generallerine bu tür bir projeyi gerçekleştirmeleri emrini verirse veya son olarak, onun adına gerçekleştirilebilecek bu tür bir eyleme karşı resmi bir yasayla karşı durmazsa yönetimden çekildiği varsayılacaktır.

3. Yönetimden çekilen veya çekildiği varsayılan bir kral normal bir vatandaş olacak ve yönetimden çekilmesinin ardından bütün suçları için alışılagelmiş şekillere uygun olarak suçlanabilecektir.

4. Kraliyet işlevlerinin ve kralın elindeki yürütme işlevlerinin yerine getirilmesini askıya alan ve geçen ayın 25’inde çıkarılan kararın geçerliliği anayasa tamamlanıp bütün anayasa krala sunulduğu ana kadar devam edecektir.

Paris Bölgelerinin Başvurusu (3 Ağustos 1792)

Fransız Yasama Meclisi

Jakoben şehir düzeninin radikalleri tarafından hazırlanan aşağıdaki manifesto, Tuileries Sarayı’na yapılan saldırıdan ve XVI. Louis’nin fiili olarak tahttan indirilmesinden sadece bir hafta önce gerçekleşmiştir. Jakoben, (Fransızcada, “Jacobin”) 1789-1794 Fransız Devrimi sürecinde siyasilerin toplandığı “Jakoben Kulübü”nün üyesidir. Kulüp adını bir Dominikan manastırından dönme genel merkezinin adresinden alır: Rue St. Jacques. O günlerde “devrimci” anlamında kullanılan Jakoben kelimesi, günümüz Fransa’sında merkezi yönetim taraftarı anlamındadır.

Kanun Yapıcılar,

Anavatan tehlikede olduğunda, o vatanın evlatları onu savunmalıdır ve anavatanımız hiçbir zaman bu kadar büyük bir tehdit altında olmamıştır. Paris komünü bizi size gönderdi; kanunların tapınağına muazzam bir şehrin görüşlerini iletmeye geldik. Ulusun temsilcilerine saygı duyan, cesur vatanseverliklerine güveni sonsuz olan bu görüş, kamu güvenliğinden umudunu kesmemiştir, ancak Fransa’nın dertlerine çare bulmak için sorunlara kaynağından saldırılması ve hiç zaman kaybedilmemesi gerektiğine inanmaktadır. Yürütmenin başındaki kişiyi, bizim aracılığımızla ve üzülerek, size ihbar etmektedir.19 Halk ona kızgın olma hakkına elbette sahiptir, ne ki, öfkenin dili cesur insanlara yakışmaz. XVI. Louis’nin dayatmasıyla acı bir dil kullanmayacağımız gibi, yüreksizlikten kaynaklanan saygı da göstermeyeceğiz. Cömert insanlara yakışmakla birlikte, kralların yalan yere yemin etmelerini cesaretlendiren uzatmalı hoşgörüye kulak verme zamanı bitmiştir ve devletin kurtarılması söz konusu olduğunda en saygın tutkular sessiz kalmalıdırlar.

Size, XVI. Louis’nin devrimin ilk günlerinden itibaren takındığı tüm tavırları, Paris şehri hakkındaki kanlı planlarını, soylulara ve din adamlarına gösterdiği teveccühü, halk toplulukları karşısında sergilediği tiksintiyi, saray uşaklarının taciz ettikleri, silahlı adamların kuşattığı, kraliyet şehrinin ortalık yerinde dolanan ve tenis kortundan başka barınacak yer bulamayan Ulusal Kurucu Meclisi yeniden anlatmayacağız. Size, defalarca bozulan yeminleri, defalarca yenilenen ve yurttaşların kölelik alışkanlığının neredeyse kör ettiği gözlerini açan o hain kaçış anına kadar protestolarına defalarca ters düşen hareketlerini yeniden anlatmayacağız. Halkın affedip üstünü örttüğü her şeyi bir kenara bırakacağız, ancak affetmek tamamen unutmak değildir. Dahası, unutmaya çalışmak da boşunadır, çünkü bu suçlar tarihin sayfalarını kirletmeye devam edecekler ve gelecek nesiller onları hatırlayacaklardır.

Ancak kanun yapıcılar, ulusun XVI. Louis’ye yaptığı iyilikleri ve prensin nankörlüğünü hızla hatırlatmak görevimizdir. Ulusun egemenliğini yeniden ele geçirdiği anda, kendisini tahtından edecek ne kadar çok sebebimiz vardı! Acımasız ve yok edici bir hanedanlıktan artakalan anılar, itimat edilen bir krala karşı yirmi zorba, babadan oğla artarak fıtri despotlukla el ele giden sefalet, XVI. Louis ve iki selefinin yerle bir ettikleri kamu maliyesi, ulusal onurumuzu yerle bir eden utanç verici anlaşmalar, Fransa’nın ezeli dış düşmanlarının müttefikimiz ve efendilerimiz olmaları: XVI. Louis’ye anayasal saltanat hakkı sağlayan şeyler bunlar! Kişiliğine sahip çıkan ulus, temkinli olmaktansa cömert olmayı tercih etti; köleleştirilmiş toprakların despotu, özgür bir halkın kralı haline geldi; Coblentz’de hüküm sürmek üzere Fransa’dan kaçmayı denedikten sonra, belki de halkın isteğinin aksine -bu husus halkla istişare edilmeliydi- tahta iade edildi.

Bu büyük iyiliği, sayısız iyilikler izledi. Kurucu Meclisi’nin son günlerinde krallık yetkisini güçlendirmek amacıyla insanların haklarının zayıflatıldığını, ilk kamu görevlisinin babadan oğla intikal eden temsilci haline geldiğini, tahtının ihtişamını sağlamak üzere bir askeri kurumun oluşturulduğunu ve kendisine sınırlarını kendisinden başka kimsenin belirleyemeyeceği sivil bir listenin desteklediği yasal yetkileri tevdi ettik.

Ve yapılan iyiliklerin hızla milletin aleyhine döndüğünü gördük. Özgürlüğün sürdürülmesi için XVI. Louis’ye delege edilen güç, özgürlüğü yıkmak için silahlanmaya durdu. İmparatorluğun içine şöyle bir bakalım. XVI. Louis’nin yaslarını tuttuğu bakanlar, halkın nefretinin dayanılmaz gücüyle görevden alınan ahlaksızlardır. Kralı ve ulusu anavatanı saran tehlikeye karşı uyaran onların halefleri, kendilerini yurttaş olarak takdim ettikleri için XVI. Louis tarafından kabul görmemektedirler. Kraliyetin dokunulmazlığı ve bakanlığın her gün sürekli değişiyor olması, yürütme erkinin görevlilerine sorumluluklarını unutturmaktadır. Yasadışı ilişkiler yürüten Muhafızlar sözde lağvedilmişlerdir, oysa hâlâ mevcutturlar, bunlara XVI. Louis tarafından hâlâ ödeme yapılmaktadır ve bela tohumları ekip iç savaşı körüklemektedir. Ürkek vicdanlar üzerindeki etkilerini kötüye kullanan cazgır din adamları, çocukları babalarına karşı silahlandırmakta ve özgürlük topraklarından kölelik bayrakları altında savaşacak yeni askerler oluşturmaktadırlar. Bu halk düşmanları, halka sığınarak korunmaktadırlar ve XVI. Louis onlar için gizli plan yapma hakkını muhafaza etmektedir. Birleştirilmiş bakanlıkların yöneticileri, kendilerini Millet Meclisi ile kral arasında arabulucu olarak göstermeye cüret etmektedir. İmparatorluğun ortasında, bir tür dağıtılmış “senato” oluşturmuşlardır; hatta bazıları yasama yetkisini gasp etmektedir ve büyük bir cahilliğin sonucu olarak bir taraftan cumhuriyetçilere hararetle karşı çıkarken, diğer taraftan da Fransa’yı federal bir cumhuriyet haline getirmeyi ister gibi görünmektedirler. Dahili ayrılıkları kral adına körüklemektedirler ve kral, Fransa’nın bir ucundan diğer ucuna kadar diğer yöneticilerin büyük çoğunluğu tarafından tanınmayan, bu iki yüz ahmak suçluyu öfkeyle tekzip etmemektedir.

Dışarıda silahlı düşmanlar topraklarımızı tehdit etmektedir. İki despot, Fransa ulusuna karşı küstah olduğu kadar da saçma bir manifesto yayımlamaktadır. Kral’ın kardeşleri, akrabaları ve bağlantıları tarafından yönlendirilen Fransız baba katilleri, baba toprağının ciğerini parçalamaya hazırlanmaktadır. Sınırlarımızdaki düşmanlar bizim savaşçılarımıza karşı cellatları çoktan yerleştirmeye başlamıştır. Ulusal bağımsızlığımıza böylesi saygısızlıkla tecavüz, XVI. Louis’nin intikamını almak içindir; melun Avusturya hanedanının zulüm tarihine yeni bir bölüm eklemesi XVI. Louis’nin intikamını almak içindir; zorbaların Caligula’nın isteğini yeniden canlandırarak, Fransız yurttaşlarının tümünü tek bir hamlede yok etmek istemeleri, XVI. Louis’nin intikamını almak içindir!

Bir bakanın pohpohlayan vaatleri savaş ilanına sebep oldu ve biz bu savaşı natamam ve her türlü donanımdan yoksun ordularla başlattık.

Belçika’nın bize güveni boşunadır; sapkın emirler askerlerimizin şevkini kırdı; adil ülkeler arasına attığımız ilk adımlarımız büyük bir yangınla damgalandı ve kundakçı, hâlâ Fransız kamplarının arasındadır! Birliklerimizi güçlendirmek amacıyla Kurucu Meclisi’nin çıkardığı bütün kararlar, gereklerinin yapılması reddedildiği veya haince geciktirildiği için lağvedilmiştir. Eşitlik ordularını aristokratlar komuta eder, generallerimiz düşmanla yüz yüzeyken görevlerini bırakır gider, silahlı kuvvetlerin tartışmalarına izin verir, yasal olarak ifade edilemeyecek düşüncelerini ve korumakla yükümlü oldukları özgür insanlara iftira atan görüşlerini kanun yapıcılara sunarlarken, düşman hızlı adımlarla ilerlemektedir.

Yürütme erkinin başı, karşı devrim zincirinin ilk halkasıdır. Son zamanlarda açıkladığı Pillnitz komplolarında parmağı varmış gibi görülmektedir. İsmi her gün ulusun ismiyle çatışmaktadır; ismi, halk ve hâkimler arasında, ayrıca askerler ve generaller arasında anlaşmazlığın işaretidir. Çıkarlarını ulusun çıkarlarından ayırmıştır. Öyleyse, onun yaptığını biz de yapalım, çıkarlarımızı ayıralım. Yurtiçinde veya yurtdışındaki düşmanların karşılarına resmen çıkması şöyle dursun, davranışları resmen ve sürgit anayasaya itaatsizlik teşkil etmektedir. Böyle bir kralımız olduğu sürece özgürlük kendini güçlendiremez, oysa biz özgür kalmaya kararlıyız. Hoşgörünüze sığınarak, anavatana yönelen tehlike devam ettiği sürece XVI. Louis’nin tahttan uzaklaştırılmasını istediğimizi belirtmek isterdik, ancak böylesi bir başvurunun anayasada yeri yoktur. XVI. Louis’nin sürgit sığındığı anayasaya bu defa da biz sığınarak, tahttan indirilmesini istiyoruz.

Ulusun mevcut hanedanlığa güven duyup duymayacağı oldukça şüpheli bir durum olduğundan, bu büyük önlemi takiben, Kurucu Meclisi tarafından ama kendi kurumunun dışından anayasaya uygun olarak özgür kişilerin açık oyuyla seçilmiş münferiden ve müştereken sorumlu bakanların, bizim ve sizin hâkimimiz halkın iradesinin devlet güvenliği izin verir vermez, Ulusal Sözleşme ile yasal olarak ilan edilmesini beklerken, yürütme görevini geçici bir süre için devralmasını istemekteyiz. Bu sure zarfında, bırakın düşmanlarımız kim olursa olsunlar, sınırlarımıza yayılsınlar; bırakın, korkaklar ve yalancı şahitler özgürlük topraklarını terk etsinler; bırakın, 300.000 köle üstümüze gelsin; karşılarında zafer için olduğu kadar ölüm için de hazır bekleyen; eşitlik için, karıları, çocukları, yaşlı insanları ve baba ocakları için savaşan on milyonlarca özgür insan bulacaklardır. Bırakın, hepimiz asker olalım ve anavatan için ölme onuruna sahip olmak gerekliyse, son nefesimizi vermeden önce, bırakın, her birimiz son anımızı bir kölenin ya da bir zorbanın ölümüyle şanlı kılalım.

Kaynak: Batıya Yön Veren Metinler – Cilt 3 – İlke Eğitim ve Sağlık Vakfı

İçeriğimize yorumda bulunmak ister misiniz?

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

İlginizi Çekebilir

Siteden...

İlgili İçerikler