Salı, Nisan 23, 2024
Ana SayfaBelgelikAbdullah Öcalan Davası İddianamesi Tam Metni -3

Abdullah Öcalan Davası İddianamesi Tam Metni -3

- Advertisement -

(<< İDDİANAMENİN ÖNCEKİ BÖLÜMÜ)

36) BARIŞ TRENİ, BARIŞ ŞENLİKLERİ

Terör Örgütü PKK 1997 yılı içerisinde yurtiçinde ve yurtdışında sözde barış etkinlikleri organize etmeye çalışmıştır.

Bu faaliyetlerden en önemlisi, sözde Barış Terini organizasyonu olmuştur. Önce İtalya-Türkiye arasında olması gereken barış treni projesi sonradan “Brüksel-Diyarbakır” hattı olarak değiştirilmiştir. Organizasyonun daha etkili olabilmesi için Diyarbakır’a yarış gününün 1 Eylül 1997 (Dünya Barış Günü) olması kararlaştırılmıştır.

Ancak barış treni organizasyonundan istediği neticeyi alamayan örgüt, bu defa Avrupa’nın çeşitli merkezilerinde yürüyüşler, toplantılar tertipleyerek amacına ulaşmak istemiştir.

Bu amaçla, 06.09.1997 tarihinde Köln’de “V. Kürdistan Zafer Paneli”, 16.09.1997 tarihinde Köln’de “Barış Yürüyüşü”, 19.09.1997 tarihinde Selanik’te “Kürt Halkı için Barış ve Dayanışma Festivali” adı altında çeşitli gösteriler tertiplemiştir.

37) 1997 YILI SINIR ÖTESİ VE SİLAHLI FAALİYETLER

1997 yılında yurtiçinde silahlı ve kitlesel faaliyetlerde başarılı olamayan PKK, tekrar K.lrak’a önem vererek bu bölgeyi sıçrama tahtası olarak kullanma çabaları içine girmiştir.

1997 yılına “Fetih Yılı, Zafer Yılı, Final Yılı” sloganlarıyla girilmiş ve kış döneminde K.Irak’tan ve Suriye’den ve yurtiçinden kadro ve eğitim takviyesi yapılmış olmasına rağmen terör örgütü PKK Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgemizde sürdürdüğü silahlı faaliyetlerinde başarılı olamamış ve gerileme içinde olmuştur.

1997 yılında PKK, yurtiçi silahlı faaliyetlerini 4 saha ve 12 eyalet tanzim ederek sürdürmüştür. Yıl sonu itibariyle yurtdışında 2400-2600, yurtiçinde ise 2100-2300 örgüt mensubunun olduğu tespit edilmiştir. Bu çabalarına rağmen terör örgütü yıl içinde girdiği çatışmalarda önemli ölçüde kadro ve eleman kaybına uğramıştır.

38) KUZEY VE BATIYA AÇILIM FAALİYETLERİ

PKK terör örgütünün kurulması ile birlikte batıdaki yerleşim birimlerine yönelik ve Kürt orijinli vatandaşlarımızı esas alan faaliyetleri başlamıştır. Ancak, batının kırsal kesimindeki faaliyetlerinin 1996 yılı itibariyle stratejik ve taktik değişikliklere bağlı olarak başladığı görülmüştür

Kırsal alanda PKK faaliyetlerinin dayandığı uç noktalar durumundaki Kars, Erzincan, Erzurum, Tunceli, Kahramanmaraş. Gaziantep gibi alanlar batılı bölgelerine açılımda dayanak noktası durumunda olmuşlardır.

Terör örgütü Karadeniz Bölgemizde cılız da olsa, “Pontusçuluk, Lazcılık, Gürcücülük” faaliyetleri geliştirmeye çalışırken, bir yandan da Aleviliğin yaygınlık arz ettiği İç Anadolu Bölgesini mezhep çatışmalarının alanı haline getirmek istemiştir. Ayrıca, Akdeniz Bölgemizde rnetropollerde bulunan Kürt ve Arap nüfus üzerinde bölücü çalışmalar yapmıştır.

Karadeniz Bölgesinde 1997 yılı başı itibariyle bir takım eylemlerin başlatılması, özellikle Tokat -Amasya Bölgesinde PKK-DHKP/C örgütlerinin müşterek üslenme faaliyetleri, örgütün Karadeniz’e açılım planlarının 1996 yılında keşif, 1997 yılında ise üslenme ve eylem aşamasına geldiğini göstermiştir. Öte yandan 1996 yılında Akdeniz Bölgesinde eylemlerini hızlandıran örgüt mensupları üslendikleri Nurhak Dağlarından ve Toroslar üzerinden daha batıya açılmanın planlarını yapmışlardır. Örgütün Toros-Akdeniz Bölgesi olarak isimlendirdiği bu bölge Hatay gibi ilimizden başlayarak Muğla il hududuna kadar uzanmaktadır. PKK bu bölgeyi sözde ikinci bir Botan yapmayı düşünmüştür. Örgütün batıya açılım için üslenmeye çalıştığı Nurhak Dağlarıyla Toros Dağlarının kesiştiği nokta, Adana, İçel. İskenderun, Hatay, Gaziantep ve Adıyaman illerimizde bulunan ve büyük bir potansiyel teşkil eden Kürt orijinli vatandaşlarımızı kontrol altında bulundurmaya elverişli stratejik bir noktadır.

39) PKK’NIN 1998 YILI HEDEF VE FAALİYETLERİ

PKK terör örgütü 1998 yılı itibariyle çeşitli eylem ve örgütlenme hedeflerini belirlemiştir. Bu hedeflerin en önemlisi Kürdistan Ulusal Kongresinin toplanması olmuştur. Ayrıca. K.Irak’ta etkili bir güç haline gelinmesi. yurtiçinde etkili eylemler gerçekleştirilirken legal alandaki imkanların en üst seviyeye çıkarılması hedeflenmiştir.

PKK terör örgütü. 1997 ve 1998 bahar aylarıyla birlikte üç ayrı koldan Karadeniz’e açılım yapmak istemiştir. Tunceli-Erzincan üzerinden Giresun ve Gümüşhane, Sivas üzerinden Tokat ve Ordu bölgelerine küçük gruplarla açılını sağlanabilmiştir. 1998 yılı içerisinde Bingöl üzerinden hareket eden 6’şar kişilik iki grup Erzurum-Bayburt kırsalı üzerinden Trabzon-Çaykara ve Rize-İkizdere ilçelerine ulaşmışlarsa da bu gruplar imha olmuştur. Bu dönemde Toroslara açılmaya büyük önem vermiş ve bazı bölgelerde örgüt militanları üslenebilmiştir.

Örgütün silahlı faaliyetlerini bu alanlara kaydırmak amacıyla Hatay, Gaziantep, Kahramanmaraş, Malatya, Sivas, Tokat ve Ordu ile Karadeniz’in Artvin, Tokat ve Kastamonu hattını da açılımı koordine etme planları güncelliğini sürdürmektedir.

Örgütün Karadeniz’e açılım planında TKP-ML/TİKKO ve TDP örgütleriyle kurmuş olduğu ittifak, Sivas – Ordu -Tokat Bölgelerinde gerçekleştirilen eylemlerle işler hale getirilmek istenmiştir. Abdullah ÖCALAN’ın gündemde tutmaya çalıştığı “Türkiyelileşme” kavramına anılan alanlardaki faaliyetlerle hayatiyet kazandırılmaya çalışılmıştır.

Türkiyelileşme kavramı örgüt tarafından;

-Mevcut silahlı güçlerin ülkemizin her yerinde faaliyete geçirilmesi,

-Diğer sol grupların PKK’ya, sol ideolojik temel üzerinde kanalize edilmesi,

-Silahlı faaliyet için yeterli potansiyeli bulunmayan sol grupların PKK’nın kontrolünde bu faaliyetlere hazırlanmaları,

Şeklinde kullanılmaktadır.

Bölge halkına yönelik propaganda faaliyetlerinde ise Kürtçü bir örgüt olarak değil, bütün Türkiye halklarının kurtuluşuna yönelik gerilla faaliyeti olduğu söylemleri kullanılmıştır.

Örgütün teorik anlamda en üst karar organı olan ve periyodik olarak dört yılda bir toplanan kongrelerden PKK VI. Kongresi hazırlıkları K.Irak’ta yapılan toplantılarda sürdürülmüştür.

15-25 Mart 1998 tarihleri arasında ise Abdullah ÖCALAN sorumluluğunda PKK V. Konferansı Suriye’de gerçekleştirilmiştir.

01.06.1998 tarihinde ise Avrupa alanında PKK, TKP-ML, TKP/KIVILCIM, TKP-ML/KONFERANS, MLKP,  DEV-SOL, DHP ve TDP örgütleri arasında “Devrimci Birleşik Güçler Platformu” adı altında bir protokol imzalanmış olup halen geçerliliğini muhafaza etmektedir.

Örgüt, 1998-1999 kış dönemini lojistik ve barınma için altyapı oluşturulması, operasyonlarda yıpranan kadroların dinlendirilmesi ve eğitimi bahar ve güz ayları için öngörülen faaliyetlerin planlanması, örgüt içi sorgulama ve yargılama. kitleyle kopan bağların yeniden kurulması için yeni kanallar açılması gibi hazırlık faaliyetleriyle geçirmiştir.

1998-1999 kış dönemine girilirken, geçmiş döneme göre faaliyetlerinde belirgin bir gerileme görülmüştür. Örgütün eleman sayısı yurtiçinde 2250-2500, yurtdışında ise 3000-3500 olarak tespit edilmiştir. Eylem gücü zaafa uğrayan örgütü muhafaza edebilmek için 1999 yılı “İktidarlaşma ve Devletleşme” Yılı olacak gibi söylemlere yer verilmiştir.

40) VI. KONGRESİ VE ALINAN KARARLAR

PKK terör örgütü VI. Kongresini 1999 Ocak-Şubat döneminde K.Irak-İran sınırında Kandil Dağları bölgesinde toplamıştır. Kongre sonrasında aşağıdaki bildiri yayınlanmıştır. Bu bildiri 05.03.1999 tarihli Özgür Politika isimli dergide yayınlanmıştır.

Bu bildiride aynen:

Zafer Kongresi Uluslararası Komploya Yanıttır.

Emperyalizmin, siyonizmin ve Türk sömürgeciliğinin el ele vererek parti önderimize yönelttikleri alçakça komplonun adım adım geliştirilip, uluslararası korsanlık eylemine dönüştürüldüğü, partimizin ve halkımızın ise böyle vahşi bir saldırganlığa karşı ise her şeyini ortaya koyarak direndiği bir ortamda 300’ü aşkın delegenin bütün mücadele sorunlarını gündemleştirdiği, kapsamlı bir biçimde tartıştığı ve ayrıntılı çözümler üretip karar altına aldığı, tarihi bir çalışma olarak başarıyla tamamlanmıştır.

VI. Kongrenin gerçekleştiği ortam partimiz ve halkımız için, parti önderliğimize yönelik komplo çerçevesinde, düşman saldırılarının vahşi boyutlara ulaştığı. oldukça zorlu ve acılı ama aynı zamanda büyük bilinç, öfke ve intikam ruhuyla dolu bir süreç olmuştur. ABD emperyalizmi, İsrail siyonizmi ve Türk faşizminin tüm uluslararası gerici güçleriyle, Kürt ihanetini de kullanarak gerçekleştirdiği 9 Ekim 1998 komplosu, hiçbir uluslararası hukuk kuralına, ahlak kuralına ve insanlık ölçülerine bağlı kalmaksızın sürdürülmüş, parti önderliğimizin yüksek öngörülü ve kararlı mücadelesine rağmen 15 Şubat 1999 günü korsanlık eylemiyle yeni bir aşamaya ulaşmıştır.

Parti önderimizin oldukça ölçülü olan mücadele çizgisi ve Kürt sorununa siyasi çözüm bulma arayış ve çabasının böyle alçakça bir yöntemle karşılaşması, tarihin oldukça derinlikli bir olayı olarak karşı karşıya olduğumuz düşman gerçeğini, Kürt halkının haklarının karşısındaki dünya gerçeğini. ABD entrikacılığı ile Avrupa iki yüzlülüğünü açıkça ortaya koymuştur.

ÖCALAN Yeniden Genel Başkan

VI. Kongremiz Başkan Abdullah ÖCALAN yoldaşı oybirliği ile yeniden alkışlar arasında Genel Başkanlığa seçmiştir. Ayrıca yeterli sayı ve nitelikte bir merkez yönetimi seçerek çalışmalarını tamamlamıştır. Yeni merkez komitemiz, tüm parti, cephe ve ordu güçlerimizi, tüm parçalardaki yurtsever halkımızı ve bütün dostlarımızı daha fazla birlik ve bütünlük içinde olmaya Başkan APO’nun çizgisinde daha aktif ve kararlı mücadele etmeye çağırır.

Türk Egemenleri Uyarıyoruz

Türk egemenlere gelince, Başkan APO’yu da tarih boyunca katlettikleri Kürt liderlerine benzetirlerse fena halde yanılırlar. Askeri, sivil tüm T.C. yöneticilerini son kez uyarıyoruz. Önderliğimize yönelik mevcut uygulamalar derhal durdurulmalı ve halkımızın temsilcisi olarak muhatap alınmalıdır. Mevcut uygulamalar devam ederse bunu yapanlar da bizden benzer uygulamaları göreceklerdir. Bu dünyada ya yanyana yaşam olacak ya da bize yaşam hakkı vermek istemeyenlere, biz de yaşam hakkı vermeyeceğiz.

Başından beri parti önderliğimize karşı bu alçakça komployu başlatıp planlayıp yürüten ABD ve İsrail, halkımızın düşmanlığını kazanmıştır. Yaptıklarının karşılığını gelişen devrimci hamlemizde bulacaklardır. Yine bu insanlık dışı komploya ortak ve alet olan tüm güçler yaptıklarını telafi etmedikleri müddetçe hak ettikleri zarara uğrayacaklardır.

Gerilla Vazgeçilmez Yaşam Güvencemizdir

Partileşmeyle birlikte özellikle gerilla üzerinde yoğunlaşan VI. Kongremiz savaşı ve ordulaşmayı geliştirmeyen, askerleşmeyi zayıflatan, gerillayı marjinalleştiren, kendini nihai zafere kilitlemeyen koşullara uygun yaratıcı bir taktik anlayışa ulaşmayan, gerilla tarzıyla çelişen, her türlü yaşam, savaş ve komuta tarzını eleştirerek mahkum etmiştir. “Gerilla vazgeçilmez yaşam güvencemizdir ve her şeyimiz gerilla ordumuzundur” şiarlarından hareketle ARGK’nin devamlı büyütülmesini askeri eğitim ve gerillanın nitelik bakımından geliştirilmesini, savaş tarzında kesin bir düzeltmeyi yaşayarak, yaratıcı bir taktik uygulama içinde olunmasını ve bu temelde önümüzdeki kongrede gerçek bir gerilla savaşının yürütülmesini gerekli ve mümkün görmüştür. Özellikle partimize yönelen komploya karşı gerillanın gerçek bir APO’cu fedai ruhuyla savaşarak başarıdan başarıya koşmasını, her türlü düşman varlığını hedefleyerek, APO’cu vuruş tarzıyla yönelmesini. savaşı güneye ve Türkiye’ye yayarak düşmanı tir tir titreten bir savaşla sömürgeci sistemi felç edip askeri zafer yolunu açmasını zorunlu görerek ARGK’nin tüm komutan ve savaşçılarını, ertelenemez tarihi görevimizi başarmaya çağırmıştır.

Parti VI ncı Kongresi, ilişki ve ittifak siyasetimiz doğrultusunda bir diplomatik faaliyet yürütmeyi, bu çalışmalarındaki hata ve yetersizlikleri de mutlaka aşmayı, başta Ortadoğu’nun ilerici güçleri olmak üzere dünyadaki tüm sosyalist ve demokratik çevrelerle ilişki ve ittifak içinde olmayı gerekli görmüştür. Özellikle Ortadoğu halkları, yeni dünya düzeni çerçevesinde, kapsamlı bir emperyalist ve Siyonist saldırıyla karşı karşıyadır. Başkan APO’ya yönelik komplo Ortadoğu gerçeğine yönelik bir komplodur. Başkan APO’ya yönelen saldırı Ortadoğu halklarına yöneltilmiş saldırıdır. Bugün bu gerçek daha net ortaya çıkmış bir durumdadır. Bu nedenle bu azgın ve tehlikeli saldırganlığa karşı Ortadoğu halklarının ve tüm ilerici yurtsever gençlerin birlik ve direniş içinde olmaları zorunludur. Böyle bir mücadeleyi daha da geliştirme kararlılığında olan partimiz Ortadoğu’nun tüm halk güçlerini ve tüm kardeş Müslümanları birlik ve ortak bir mücadele içinde olmaya çağırmaktadır.

Tüm Parti Militanları ve ARGK Savaşçıları

VI. Kongremizin kapsamlı değerlendirme ve kararları temelinde, zaferi hedefleyen yeni bir sürece girmiş bulunuyoruz. Başkan APO, en son Kongreye sunmuş olduğu raporunda bu yeni dönemin kapsamlı görevlerini ve görevleri nasıl bir tarz ve tempoyla başaracağımızı ortaya koymuş, görevlerimizin zaferi içerdiğini ve bunların APO’cu fedai ruhuyla başarılacağını açıkça göstermiş ve hepimizi bu temelde görev başına çağırmıştır. Başkan APO, baştan beri yürüttüğü çalışmalarıyla kendisini kapsamlı bir devrimci çizgi haline getirmiştir. Önderlik çizgisini çoktan beri netleştirmiş, hepimizi bu çizgi temelinde yaşamaya ve savaşmaya, bu çizginin koruyucusu ve uygulayıcısı olmaya çağırmıştır. Şimdi bu çizginin gerekleri. Başkan APO’nun yolumuzu aydınlatan tüm değerlendirme ve talimatları, hepimiz için her zaman ve her koşul altında yerine getirilmesi gereken bir emir ve talimat durumundadır. Bu temelde tüm kadro ve savaşçıların sağlam birer devrimci çizgi haline gelmeleri, APO’cu çizginin sağlam birer savunucusu ve uygulayıcısı olmaları, bütün görevlerin üzerine APO’cu fedai ruhuyla yürümeleri, parti birliğini ve bütünlüğünü her zaman ve her yerde geliştirmeleri, partili olmanın zorunlu gereğidir. İç ve dış düşmanlarımız bizi bu yoldan saptırmak için parti birliğini ve örgütlülüğünü bozmak için Başkan APO’nun devrimci önder kişiliğini zedelemek için her türlü oyuna başvuracak, her türlü çabayı harcayacaktır. Partimizin tüm kadro ve savaşçıları, düşman gerçeğinin derin bilincinde olarak her türlü düşman oyununa karşı uyanık davranmalı, özellikle parti önderliğimiz adına düşman tarafından yapılabilecek yazılı ve sözlü açıklamaların önderliğimizi ve bizi bağlamayacağını ve bunların düşmana ait olacağını kesin bilmelidir. Bu temelde düşman oyunlarını boşa çıkararak parti birliğimizi ve mücadelemizi geliştirmelidir. Bütün bunlar temelde tüm parti militanlarını ARGK’nin tüm komutan ve savaşçılarını her türlü düşman oyununa karşı uyanık olmaya, sağlam çizgi devrimcileri olarak önderlik çizgisinin başarılı savunucusu ve uygulayıcısı haline gelmeye, parti birlik ve bütünlüğümüzü her şeyin üstünde tutarak tamamen fedaileşmeye, dönemin devrimci görevlileri üzerine kahraman şehitlerimizin komutası altında APO’cu fedai ruhuyla yürümeye, ulusal kurtuluş için gelişen haklı mücadelemize başarıyla öncülük ederek, zaferi mutlaka yakalamaya, her zaman ve her yerde Başkan APO’ya layık fedailer olmaya çalışacağız.

Güney Kürdistan

VI. Kongremiz ulusal bütünlük çerçevesinde Kürdistan’ın bütün parçalarındaki özgün durumları değerlendirmiş, bu noktada özellikle Güney Kürdistan üzerinde durmuştur.

Bu alanı hem K.Irak’taki gelişmeler ve hem de yürüttüğümüz devrimci çalışma ve savaş açısından yaklaşan kongremiz, alandaki istikrarsız ortam ve değişim ihtimaline dikkat çekerek, örgütlenmeyi ve devrimin geliştirilmesini gerekli görmüştür.

Bu temelde parti çizgimizi alanın koşullarında hayata geçirmek üzere, alandaki tüm faaliyetleri “PKK başarır” adı altında yürütmeye karar vermiştir. İki yıldır bu alanda yürüttüğümüz savaşın sonuçlarını da değerlendiren kongremiz, bir yandan bu mücadelede belli düzeltme ve değişiklikler yapmayı gerekli görürken, diğer yandan buradaki işbirlikçi ve hain güçleri parti önderliğimize yönelen alçakça komplodaki önemli rollerine dikkat çekmiştir. İşbirlikçiliğe ve ihanete karşı doğru tutumunu aktif bir şekilde sürdürürken, ulusal çerçeveye giren güçleri de, ulusal birlik içinde toplamak için çalışmanın önemini de vurgulamıştır.

YAJK

VI. Ulusal Kongremizin üzerinde yoğun olarak çalıştığı bir konu da ulusal kadın hareketi olmuştur. Özellikle parti önderliğimizin yoğun çabaları temelinde önemli bir gelişme düzeyine ulaşan ve mücadelede etkin rol oynayan bu hareketi bir aşama daha ilerletmenin, örgütlülüğünü geliştirmenin sorunları tartışılmış ve önemli sonuçlara ulaşılmıştır. Parti ideolojimizin bu alan özgünlüğünde partileştirilmesinin ve kadın kesiminin büyük devrimci potansiyelinin örgüt ve eyleme dökülmesinin önümüzdeki dönem görevlerinin başarılmasında büyük bir yer tutacağı sonucuna varılmıştır.

Anadolu Halk Kurtuluş Ordusu (AHKO) Kuruldu

VI. Kongremiz Türkiye devrimi ve demokrasisinin geliştirilmesi üzerinde de her zamankinden fazla durmuştur. Ulusal kurtuluş hareketimizin ulaştığı bu aşamada Türkiye devrim ve demokrasisi mücadelesini daha fazla geliştirmek, sömürgeciliği kendi içinde zorlamak artık kesin bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu temelde Türkiye’deki somut durumu değerlendiren kongremiz, bir yandan sömürgeciliğe ve faşizme karşı mücadele eden tüm güçleri her bakımdan destekler ve ulusal güç birliğini antifaşist mücadele cephesini oluşturmaya çalışırken, diğer yandan Türkiye halklarının örgütlülüğü ve eylemliliği için her türlü çalışmayı bizzat yapmayı basta Karadeniz ve Akdeniz olmak üzere gerillayı Türkiye’nin içlerine kadar yaymayı bu doğrultuda gelişen Anadolu Halk Kurtuluş Ordusunu sürekli güçlendirmeyi gerekli görmüştür. Özellikle son komplo temelinde T.C. kesin bir katliam ve soykırıma yönelirken böyle bir çalışma büyük önem taşımaktadır. Bu temelde partimiz Türkiye’nin tüm devrimci ve demokratik güçlerini, tüm emekçi Türkiye halklarını, parti önderliğimize ve halkımıza yönelik komplolara karşı olmaya ve görevlerine sahip çıkmaya çağırmaktadır. Türkiye’deki halkı unutmamalı ki, Kürdistan’da ve dünyada Türkiye ve Türk halkı gerçeğine en yakın, en dost kişilik Başkan APO’dur. Başkan APO, Kürdistan için çalıştığı kadar, Türkiye emekçi halkı için de çalışmıştır. Ama, ne yazık ki, bu gün bu halkın en azından sessiz bakışları altında katledilmek istenmektedir. Türkiye emekçileri böyle tarihsel bir kara lekenin alınlarına sürülmesine müsaade etmemeli, kendileri için tarihteki peygamberlere benzer bir rol üstlenmiş olan ve kurtuluşu müjdelemeye çalışan bu kişiliğe kulak kabartmayı bilmelidir.

Başkan APO yaşam anlayışıyla evrenselleşmiştir.

Başkan APO’nun günümüz sosyalizmini ve insanlığın gerçek temsilcisi olduğu gerçeğini vurgulayan kongremiz, bu çerçevede parti önderliğimizin yaptığı çalışmaların sosyalist ve devrimci harekete önemli bir teorik ve pratik katkı yaptığını emperyalist ve kapitalist sisteme karşı yeni bir sosyalist yaşam ve mücadele sistemi oluşturarak tüm dünyayı etkiler duruma ulaştığını ve böylece Başkan APO’nun devrimci sosyalist düşünce ve yaşam anlayışını evrenselleştirdiğini tespit etmiştir. Bu nedenle Başkan APO’ya yapılan saldırının uluslararası boyut taşıması ve hemen hemen tüm dünyayı içine almış olması bir tesadüf değildir. Başkan APO’ya yapılan komplo ve saldırı gerçekten dünya emekçilerine ve halkına yöneltilmiş bir saldırıdır. Bugün bu gerçeği tüm insanlık daha iyi anlamaya ve bu çerçevede yiğit evladına ve önderine sahip çıkmaya başlamıştır. Sosyalist kişiliğin önder temsilcisi olan Başkan APO, onun gereklerini her koşul altında ve yaşamın her alanında sonuna kadar militanca
yerine getirecektir. Başkan APO’nun ruhu ve düşüncesiyle donatılmış olan partimiz de bu doğrultuda yürümeye, dünya sosyalist ve devrimci hareketinin sağlam bir parçası olmaya devam edecektir. Bu temelde partimiz dünyanın tüm sosyalist, devrimci ve demokratik güçlerini ana dil, insanca yaşam ve insan haklarından yana olan tüm çevrelerini emperyalizme, faşizme ve geriliciliğe karşı ortak mücadele etmeye, bu temelde yürütülen mücadeleyi daha fazla birleştirmeye ve bu mücadelenin önder militanı olan Başkan APO’ya sahip çıkmaya çağırır.

Yeniden Yapılanma

Kongre sürecine girerken, parti önderliğimizin geliştirdiği partimizin yenilenmesi ve yeniden yapılanması yaklaşımı çerçevesinde parti sorunlarımızı gündemleştirip tartışan VI. Kongremiz, sömürgeciliğin ve feodal komprador sınıfın partimiz içindeki yansıması olan işbirlikçi çete çizgisiyle, bu çizgiye zemin teşkil eden her türlü orta sınıf eğilimini ve ruh halini kapsamlı bir biçimde değerlendirip mahkum etmiştir. Partileşmeyi, merkezileşmeyi ve örgüt olmayı zayıf bırakan her türlü bireyi tutucu. tepkici. tasfiyeci unsuru açığa çıkarıp eleştirerek, önderlik çizgisinde doğru örgüt ve yönetim olmanın yolunu göstermiştir. Partiyle bütünleşememenin katılım tarzından kaynaklandığını. kendini eğitmemeye, değiştirip dönüştürmemeye dayandığını ortaya koyan VI. Kongremiz, her türlü parti dışılığı aşmak için tüm kadroları önderlik çizgisine doğru bir tarzda yeniden katılmaya ve önderlik çizgisinde sarsılmaz bir birlik oluşturmaya çağırmıştır.

Komplo, Partimiz ve Halkımızı Fedai Bir Güç Haline Getirmiştir

Parti önderliğimizi imha ederek, komployu sonuca götürmek isteyen uluslararası düşman cephesinin kendisince büyük bir zafer kazandığını iddia etmesinin aksine, vahşi komplo, partimizi ve halkımızı bütünüyle fedai güç haline getirmiştir. Ulusal önder Başkan APO’nun şahsında partimizin ve halkımızın varlığını ve geleceğini yok etmeyi amaçlayan bu insanlık dışı saldırganlığı bütün yönleriyle değerlendirirken VI. Kongremiz hiçbir kural tanımayan ve tam bir uluslararası terörizm örneği olan bu alçakça komploya karşı partisel. kitlesel. tarihi ve örgütsel her alanda büyük bir zafer hamlesi yürütmek kararlılığına ulaşmıştır. Devrimimizin bütün gücü seferber edilerek her türlü mücadele yöntemiyle yürütülen bu devrimci hamlemiz, gerilla halk eylemliliğini en üst düzeyde birleştirerek düşmanlarımızı kahreden, dostlarımıza ise devamlı umut ve sevinç veren bir sonucu ortaya çıkaracaktır. Bu nedenle halkımızın celladı ve soykırımcı T.C.’nin sahte zafer çığlıkları ve yalana dayalı propagandaları boşunadır. Türkiye’yi satma karşılığında ABD ve İsrail’in yaptıklarına dayanan bu sahte zafer umutları partimizin ve halkımızın öfke seli karşısında yok olup gidecektir.

VI. kongre çalışmalarımız bir zafer çalışmasıdır. Kongre kararlarımız zafer yaratacak kadar sağlam ve kapsamlıdır. Partimiz kendi yönetimi etrafında tam bir birlik ve bütünlük içindedir. Çalışmalarını tam bir seferberlik ruhuyla, APO’nun fedai ruhuyla yürütmektedir. Düşman, Başkan APO’ya yönelttiği komployla umutlarımızı kırmak ve bizi ezmek istiyor. Biz de APO’cu ruhuyla gerçekleştirdiğimiz VI. Kongremizin yeşerttiği zafer umutlarıyla dolmuş olarak düşmanı ezmeye yürüyoruz. Düşmanın Başkan APO’ya yönelttiği vahşi saldırıya karşı devrimci hamlemiz her alanda büyüyor. Dört parça tüm halkımız ayakta ve dostlarımızın çabaları bizimle, düşman oyunlarını bozarak Başkan APO’yu ve Kürdistan’ın özgür kılana kadar bu devrimci hamlemiz sürecek. Herkes kendini buna göre ayarlasın ve yürüsün. Gün mücadele günü, onur günü, şeref günü, direnme günü, geleceğini yaratma günü. Herkes her gününü buna göre anlamlı kılsın. Ruhuyla, beyniyle, elleriyle gücü neye yetiyorsa onunla düşmana vursun. Bizi bu dünyada yaşatmak istemeyen düşmana biz de bu dünyayı zindan edelim. Onun her parçasına her yerde vuralım. Partimizin önderliğinde gerillamızın vuruşları altında halkımızın her ferdi böyle yaparsa dünyayı düşmana zehir edip zaferi kazanacağımız kesindir. Bu temelde, Kuzey Kürdistan’daki Türkiye metropollerindeki tüm halkımızı T C. sistemini çökertmek üzere bir halk ayaklanması düzeyinde her türlü yöntemle mücadele etmeye, Kürdistan’ın diğer parçalarındaki ve yurtdışındaki halkımızı kitlesel eylemliliği sürekli geliştirerek Başkan APO’ya ve Kuzey Kürdistan’daki mücadelemize destek vermeye, yiğit Kürt gençliğini ise her alanda bu mücadelenin kahramanca militanlığını yapmaya ve gerilla ordumuz ARGK saflarına katılmaya çağırıyoruz.

Kürdistan Halkımızın Serhildan Dalgasını Selamlıyoruz.

Parti önderliğimize yönelen uluslararası komplo karşısında yıkılmaz bir kale gibi büyük direnişe kalkan halkımızın yeni Serhildan dalgalarını selamlayan kongremiz ne pahasına olursa olsun, bu Serhildanları kesintisiz sürdürerek gerillayla birleştirip düşmanı yenecek bir düzeye yükseltmeyi tarihi önemde görmüştür.

Bununla birlikte ulusal kurtuluş mücadelemizin geldiği düzeyin bir gereği olarak parti önderliğimiz tarafından başlatılıp yürütülmüş olan devletleşme yolundaki ulusal kurtuluş mücadelemizi aksatmadan geliştirmenin, ulusal meclis ve ulusal kongre çalışmalarını ilerleterek ulusal birliği en üst düzeyde yaratmanın öneminin altını çizmiştir.

Bu temelde ruhunu düşmana satmış olan bir avuç hain dışındaki tüm ulusal yurtsever güçleri, Kürdistan’ın tüm parti, örgüt ve çevrelerini düşman komplosu çerçevesindeki soykırımcı amacını ve yaşadığımız dönemin yakıcılığını görerek her türlü ayrılığı ve küçük hesabı bir yana bırakıp, gerçek yurtseverlere yakışır bir tutumla ulusal birlik ve devletleşme çabalarına aktif olarak katılmaya çağırmıştır. Tüm bu güçleri “PKK dağıldı, bitti, bölündü” gibi düşman propagandaları karşısında aldanmamaları, bu konuda yanlış hesap yapmamaları. yani PKK mirasına konmak, PKK’ya karşı düşmanla uzlaşmak gibi umutsuz bir yola sapmamaları karşısında kesin olarak uyarmıştır…

Denilmektedir.

Bu bildiri metninde yer verilenler PKK’nın ve örgüt ileri gelenlerinin örgüt içindeki konumlarını sergilemektedir. 

41) ABDULLAH ÖCALAN’IN KAÇIŞ SERÜVENİ

Türkiye’nin Suriye’ye karşı uyguladığı kriz yönetimi baskısı üzerine terör örgütünün başı olan Abdullah ÖCALAN, 9 Ekim 1998 günü Abdullah SARIKURT adına düzenlenmiş sahte pasaportla ve havayoluyla Atina’ya geçmiştir. Yanında PKK Yunanistan sorumlusu Rozerin (K) Ayfer KAYA olduğu halde Yunanistan
yetkilileriyle görüşen Abdullah ÖCALAN, aynı gün Moskova yakınlarında bir yere gelmiştir. Burada Jerinovski’nin partisinden milletvekili olan Mitrapano’nun tahsis ettiği evde 33 gün süreyle barınmıştır.

Rus Hükümeti’nin sıkıştırması üzerine yine aynı pasaport ile 12 aralık 1998 günü Roma’ya gelmiştir. Roma’ya gelişinde İtalyan milletvekili Mantovani ile ERNK Roma Temsilcisi Ahmet YAMAN hazır bulunmuşlardır.

16 Ocak 1999 günü İtalyan Hükümeti’nin de isteği ile yanında Ahmet YAMAN olduğu halde Rusya’ya gelmiştir. Rus Hükümeti’nin baskısı sonucu, 29 Ocak 1999 günü Rusya’dan Atina’ya geçmiştir.

Yunanistan yetkilileriyle görüştükten sonra 31 Ocak 1999-1 Şubat 1999 tarihleri günü ve gecesi evvela uçakla Belarus-Minsk havaalanına gelmiş, aynı gün Atina’ya geri dönmüştür. Yine aynı gün Korfu Adası’na götürülüp getirilmiştir.

2 Şubat 1999 günü Atina’dan Kenya’nm başkenti Nairobi’ye getirilmiş ve Yunanistan Büyükelçiliği’ne yerleştirilmiştir. 15 Şubat 1999 günü Nairobi’de Türk güvenlik kuvvetlerinin operasyonu sonucu yakalanmış ve Türkiye’ye getirilerek İmralı Adası’nda gözetim altına alınmıştır.

42) HADEP-PKK İLİŞKİSİ

1994 yılında güvenlik kuvvetlerinin gerçekleştirdiği operasyonlarda halk tabanını gittikçe kaybeden PKK terör örgütü, operasyonları durdurmak amacıyla legal kuruluşları hareket geçirerek. özellikle dış çevrelerde “operasyonların halka karşı gerçekleştirildiği” propagandasını yapmak istemiştir. Legal kuruluşların en etkilisi olanların başında siyasi partilerin geldiği şüphesizdir. Bu nedenle DEP’in kapatılmasından hemen sonra HADEP (Halkın Demokrasi Partisi) adı altında bir siyasi parti kurulmuştur.

Abdullah ÖCALAN’ın talimatları doğrultusunda HADEP’in ERNK (Kürdistan Ulusal Kurtuluş Cephesi)’nin faaliyetlerini üstlenmesi kararlaştırılmıştır. Bu tarihten sonra şehir faaliyetleri ERNK’nin yerine HADEP bünyesinde oluşturulan “Halkla İlgilenme Komiteleri, Tutuklu Aileleri ile İlgilenme Komiteleri, Gençlik Komisyonları, Kadın Komisyonları’ kanalıyla yürütülmüştür. Böylece HADEP kurulduğu tarihten itibaren PKK’nın illegal olarak sürdürdüğü cephe faaliyetlerini sürdürmüş ve tamamen ERNK’nin rolünü üstlenmiştir.

HADEP bünyesinde oluşturulan komisyonlar toplumun çeşitli kesiminden vatandaşları PKK yanlısı düşüncelere kanalize ettiği gibi HADEP il, ilçe ve belde teşkilatlarında sürdürülen faaliyetlerle PKK’nın kırsal kesimine çok sayıda eleman gönderilmiş ve örgüte lojistik destek sağlanmıştır.

PKK terör örgütü, “Kürt kültürel kimliğinin tanınması” amacına yönelik olarak başlattığı süreçte HADEP’e PKK’yı aklama ve PKK’ya yasal zemin hazırlama görevini yüklemiştir.

HADEP mensupları; demokratik kitle kuruluşları, marksist-leninist solun yanı sıra sözde demokratik ve aydın çevreler nezdinde sürdürdükleri girişimlerde Kürt kültürel kimliğinin tanınması şartıyla sözde barışın sağlanabileceğini beyan etmişler ve kendilerine yüklenen misyon gereği bu beyanlarında ısrarlı ve kararlı olmuşlardır. HADEP bu tarzda ve üslupla 1995 Aralık Genel Seçimlerine girmiştir. PKK’nın yüklediği göreve uygun olarak önce medya ve sözde demokratik çevrelerin en geniş desteğini sağlamak amacıyla kendilerine bir “Türkiye Partisi” imajı uydurmaya çalışmıştır.

Bu maksatla da, geniş bir ittifak anlayışına girişmiştir. Yaptığı çalışmalar sonucu marksist-leninist ağırlıklı SİP (Sosyalist İktidar Partisi), BSP (Birleşik Sol Parti) bölücü P8K yanlısı DDP (Demokratik Değişim Partisi) gibi legal partilerle “Emek, Barış Özgürlük Bloku” adı altında bir ittifak gerçekleştirmişlerdir. Bölücü ve yasadışı KAWA, YEKBUN, RIZGARI gibi örgütlerin de desteğini almıştır. HADEP bu ittifakı oluştururken kamuoyunda isim yapmış bölücü, marksist-leninist kişilerle sözde demokratik aydın ve ilericileri de bir araya getirmek istemiş, başarı da elde etmiştir.

Diğer taraftan kamuoyunun desteğini sağlamak amacıyla propaganda faaliyetlerinde “barış ve kardeşliğin tesis edileceği ve sözde ateşkesin sağlanacağı” temalarına büyük ağırlık vermiştir. Nitekim, HADEP seçim bildirgesinde ve propaganda çalışmalarında “Kürt sorununun barışçıl yöntemlerle, eşitlik ve özgürlük temelinde demokratik çözümünü ve birlikteliğini savunur” şeklinde ifadelerle amaçlarının bir an evvel barışın sağlanması olduğunu sık sık vurgulamıştır.

Böylece bir ay süren seçim çalışmaları sonucunda “HADEP’in güçlenmesi ve sözde Kürt sorununda ön plana çıkması halinde PKK terörünün fonksiyonel olmaktan çıkarılıp, geriletilebileceği” gibi bir imaj oluşmuş ve bu imaj bir kısım medya ve sözde aydın tarafından kamuoyuna empoze edilmeye çalışılmıştır.

Böyle bir imajın oluşması, PKK’nın HADEP’e yüklediği misyon ile çakışmış ve PKK’nın dönem taktiğine hizmet etmiştir. Nitekim, PKK terör örgütü “Devlet Kürt sorununun çözümünde bizimle pazarlık yapmıyorsa, legal zeminden ayrılmayan ve yasalara saygılı olan HADEP ile yapsın” tarzındaki düşünceleri zihinlerde uyandıracak beyanlarda bulunmuştur.

Diğer taraftan Abdullah ÖCALAN seçimlerde HADEP’i zor durumda bırakmamak için 20 Aralık 1995 tarihinde sözde ikinci bir ateşkes ilan etmiştir.

23.06.1996 tarihinde yapılan II. HADEP Olağan Genel Kurulu’nda Türk bayrağını indirerek yerine PKK terör örgütünün başı olan Abdullah ÖCALAN’ın posteri ve PKK’yı simgeleyen bez parçasının asılması olayı yaşanmıştır. Bu olay üzerine HADEP üst düzey yetkilileri gözaltına alınarak tutuklanmışlar, Ankara 1 No’lu DGM’nde yapılan yargılanmaları sonucu çeşitli cezalara çarptırılmışlardır. Ancak bu karar Yargıtay’ca bozulmuştur.

HADEP yöneticileri ve PKK terör örgütünün üst düzey elemanları HADEP’in kapatılması ihtimaline binaen DEHAP’ı kurmuşlardır. HADEP’in kapatılmasına kesin gözüyle bakarak üst düzey PKK yöneticileri bütün kadroların DEHAP’a geçmesi ve faaliyetlerinin DEHAP içinde yürütülmesi yönünde talimatlar verilmiştir. Ancak Yargıtay’ın, HADEP yöneticilerinin mahkumiyetlerine dair kararı bozması üzerine örgüt tekrar faaliyetlerinin HADEP bünyesinde yürütülmesine karar vermiştir. Bunun üzerine il kongreleri yapılmıştır. İl kongrelerine, il yönetimlerine PKK’nın güdümünde olan şahısların getirilmesine özen gösterilmiştir.

1997 yılı sonları ve 1998 yılı başlarında HADEP teşkilatlarında yapılan uygulamalarda hakkında Diyarbakır DGM’since verilmiş toplatma kararları bulunan ve PKK propagandasını içeren takvimlerle örgütsel doküman ve yayınlar ele geçmiştir.

1998 Şubat ayında Genel başkan Murat BOZLAK ile bazı merkez yöneticileri tutuklanmışlardır. Açılan dava Ankara 2 Nolu DGM’de devam etmektedir. 1 Kasım 1998 yılında yapılan 3. Genel Kurul Toplantısında Genel Başkanlığa yeniden Murat BOZLAIK seçilmiştir.

Soruşturma geçiren çok sayıda HADEP ve PKK mensubu ifadelerinde HADEP il ve ilçe teşkilatlarında özellikle Kürt orijinli vatandaşlarımızı PKK’ya kazandırma, PKK’nın kırsal kesimine silahlı mücadele yürütecek eleman gönderme ve lojistik destek sağlama çalışmalarının yapıldığını ortaya kovmuşlardır.

HADEP il ve ilçe teşkilat binalarında muhtelif tarihlerde yapılan uygulamalarda ele geçen muhtelif örgütsel doküman bu ifadeleri doğrulamakta ve HADEP-PKK ilişkisini açıkça ortaya koymaktadır.

9 Ekim 1998 tarihinden sonra terör örgütünün başının Surive’den çıkarılması ile başlayan süreçte HADEP, Abdullah ÖCALAN’ı desteklemek amacıyla büyük bir kampanya başlatmıştır. Bu meyanda HADEP Genel Başkanı Murat BOZLAK 15.11.1998 tarihli basın açıklamasında:

‘Resmi ideolojinin tek dil, tek kimlik, tek kültür biçiminde şekillenen anlayışının dar kalıpları çerçevesinde kalınarak, bugüne değin Kürt sorununun barışçıl, demokratik çözümü konusunda beklenen adımların atılamaması nedeniyle insanlarımız büyük acılar, üzüntüler yaşadılar. İnsan hakları ihlalleri durmak bilmedi, demokratikleşme sağlanamadı, ciddi boyutta ekonomik çöküntü yaşandı, çeteleşme hızla yayıldı.

Bu tablo, bir avuç rantçının dışındaki bütün insanlarımızı etkilemiş, içte ve dışta karşı karşıya kalınan bütün olumsuzlukların kaynağı olmuştur.

Başta İtalya olmak üzere Avrupa ülkelerinin, Kürt sorununun demokratik barışçıl çözümü konusunda dostane istemleri yanlış değerlendirilmiş ve hep geri çevrilmiştir.

PKK Genel Başkanı Abdullah ÖCALAN’ın İtalya’ya gidişi ile birlikte yeni ve önemli bir gelişme meydana gelmiştir.

Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümü konusundaki istemini devamlı dile getiren İtalya’nın barışa hizmet etmeyecek, yeni acı ve üzüntülere sebebiyet verecek bir karara imza atması beklenmemelidir”

denilmektedir.

HADEP Kadıköy ilçe örgütünün 17.11.1998 tarihli basın açıklamasında;

“Cumhuriyetin 75 inci yılı Kürt halkı açısından sadece zulüm demektir, vahşet demektir. Resmi ideolojiye bağlı olarak geliştirilen inkar politikaları ve soykırıma varan şiddet uygulamaları sonucunda insanlık 75 yıl boyunca büyük bir tedirginlik yaşamış ve halen daha yaşamaktadır… ABD, İsrail, Türkiye ittifakı bölge halkını savaşa sürüklemeye çalışmıştır. Kürt halkına ve önderliğine karşı uluslararası komplo bu bağlamda gelişmiştir. Son olarak, PKK Genel Başkanı Abdullah ÖCALAN’ın İtalya’ya gitmesi Kürt sorununun siyasi çözümü açısından yeni bir sürecin başlangıcı olmuştur. Kürt sorununda 75 yıllık devlet politikası bu gün iflas etmiştir. Şiddet politikalarının çözüm olmadığı artık kabul edilmeli, sorunun çözümü demokratik siyasi çözümde aranmalıdır. İtalya’nın verdiği karar burada önem taşımaktadır. HADEP olarak beklediğimiz, İtalyan Hükümeti’nin vereceği kararın barışa ve çözüme katkı sunmasıdır” denilmiştir.

Ayrıca HADEP’in:

-Ankara İl ve Çankaya İlçe Teşkilatının ”kamuoyuna” başlıklı,

-İstanbul İl örgütünün 18.11.1998 ve 23.11.1998 tarihli,

-Van İl teşkilatlarının “kamuoyuna” başlıklı,

-Parti Meclis üyesi Abdullah AKIN ile Merkez Kadın Komisyonu imzalı,

-Genel Merkezinin 06.12. 1998 tarihli ve “kamuoyuna” başlıklı,

Basına yapılan açıklamaları ile dosya içinde yer alan diğer basın açıklamalarının tamamı aynı mahiyettedir. Ayrıca HADEP Genel Başkanı Murat BOZLAK’ın basın açıklaması da örgütün başı Abdullah ÖCALAN’a destek verilmek amacıyla kaleme alınmışlardır.

Nihayet terör örgütünün başı Abdullah ÖCALAN, 22.02.1999 tarihli Savcılık ifadesinde bu konuda şunları söylemektedir:

“…HEP ile SHP’nin ittifak yaparak seçimlere girmelerini fikren destekledim. Bildiğiniz gibi SHP, Cumhuriyet halk Partisi’nin mirasının almıştır. SHP en köklü partilerden biridir. Kürt sorununu bu parti çözebilir diye düşündüm. Esasen SHP’nin de Kürt sorunu ile ilgili hazırladığı rapor vardır. Bu sebeple SHP ile HEP’in ittifak yapmalarını istedim. İttifak ortamının hazırlanması için çaba sarfettim. Dolayısıyla gösterilen HEP kökenli milletvekili adaylarının bir kısmını tanımamakla birlikte adayların seçiminde etkili oldum. Seçilenlerin adaylıklarını onayladım. Seçimlerden evvel Zübeyir AYDAR, Ahmet TURK, Hatip DİCLE, Leyla ZANA, Sedat YURTTAŞ, Sırrı SAKIK ile görüştüm. Yüz yüze görüştüklerim arasında Zübeyir AYDAR, Ahmet TÜRK, Leyla ZANA, Sedat YURTTAŞ vardır. Diğer milletvekilleriyle telefonla görüştüm. Görüşmeler, Suriye ve Lübnan’daki evimde olmuştur.

Birinci Büyük Millet Meclisi açıldığı zaman Kürt milletvekilleri de meclise kendi kıyafetleri ile gelmişlerdi ve kendi dilleriyle konuşuyorlardı. Esasen bunların çoğu Türkçe’yi bilmiyordu. Ben o zaman seçilen milletvekillerine meclise kendi kıyafetlerinizle geleceksiniz, mecliste Kürtçe konuşabilirsiniz, yani Kürt olduğunuzu belirtebilirsiniz şeklinde talimat verdim.

…23.06. 1996 tarihinde yapıları HADEP Kurultayında Türk Bayrağının indirilmesi olayı tamamen HADEP’in bir gafıdır. Olaydan birkaç gün sonra MED-TV’de yaptığım konuşmada bu olayın yanlış olduğunu ortaya koydum.

HADEP bünyesinde yurtiçinde oluşturulan Gençlik ve Kadın Komisyonlarında yapılan eğitim çalışmalarıyla Romanya ve Moldovya gibi ülkelerde yapılan eğitim çalışmaları tamamen benim perspektifime ve görüşlerime uygun olarak yapılan çalışmalardır. Ben kendilerine “buraya PKK ideolojisini taşıyamazsınız, siyasal ve yasal gerçeklere uygun bir eğitim yaparak bilinçlenmeyi sağlayacaksınız” diyordum.

Romanya ve Moldovya gibi ülkelerde yapılan eğitim çalışmalarında yetişen müdahaleci grupların HADEP faaliyetlerinde ve icraatında söz sahibi olduğu doğrudur. Yurtdışındaki ve özellikle Romanya’daki eğitim çalışmalarını Mehmet Hoca (K) Cevat SOYSAL benimle telefonla irtibat kurarak görüş ve talimatlarımı alırdı.

HADEP il ve ilçe teşkilatlarında, gerek yurtdışındaki kamplara, gerekse kırsal alana eleman gönderme faaliyetlerinin yapıldığı doğrudur. Ancak ben kendilerine, bu işin yasal parti olmaları nedeniyle, kendilerine zarar vereceğini, faaliyetlerinin yanlış olduğunu belirtiyordum. HADEP’in kuruluşu sırasında Avrupa teşkilatımız vasıtasıyla para yardımı yaptık. Zannederim bu yardım 200 bin Mark civarında idi.

Halen cezaevinde tutuklu olarak bulunan Sabri OK’un HADEP’lilere talimat verdiği doğrudur. Üst düzey kararları da vermektedir. Ancak benim demek istediğim şudur. Ben esasen bir siyasi kanal arayışı içindeyim. Fakat HADEP’linin yasal gerçekler karşısında kendini PKK militanı gibi görmesi ve göstermesi doğru değildir.

18 Nisan 1999 tarihinde yapılacak Milletvekili Genel Seçimleri dolayısıyla benden CHP veya DTP ile ittifak yapılıp yapılmayacağı konusunda Avrupa’daki görevlimiz Şahin (K) Ferhat Abdi ŞAHİN vasıtasıyla görüş soruldu. Ben de, her iki parti için yapılacak ittifak için olumlu görüş belirttim.

Şeklindeki sözleri konuya açıklık getirmektedir.

Görüldüğü gibi yüzlerce örgüt ve HADEP mensubunun ifadeleri, HADEP il ve ilçe teşkilatlarında yapılan aramalarda ele geçen doküman, HADEP üst düzey yetkililerinin beyanları, Abdullah ÖCALAN’ın Suriye’den çıkarılmasından sonra destek amacıyla HADEP tarafından organize edilen eylemler, Abdullah ÖCALAN’ın ifadesi birbirlerini doğrulmakta olup, HADEP’in, PKK terör örgütünün legal görünüşlü uzantısı, ERNK yerine yurtiçinde faaliyet gösteren ve ERNK’nın fonksiyonlarını ifa eden bir kuruluş olduğunu ve PKK terör örgütünün asker alma daireleri gibi çalıştığını ispatlamaktadır.

43) MED/TV- PKK İLİŞKİSİ

Terör örgütü PKK’nın III. Konferansı’nda (5-15 Mart 1994) almış olduğu kararlar doğrultusunda, Kürt orijinli bir İngiliz vatandaşı tarafından İngiltere’de kurulmuş, 30.03.1995 tarihinde yayına başlamıştır.

Terör örgütünün başı Abdullah ÖCALAN, 1995 tarihinde örgüt mensuplarına verdiği talimatta;

MED -TV yayınlarında Türkiye aleyhinde propaganda malzemesi yapabilmek amacıyla, kırsal kesimde bulunan örgüt mensuplarının ellerindeki dokümanları derlemelerini, ayrıca bilgi, belge ve doküman temin ederek örgütün Avrupa alanına aktarmalarını istemiştir.

MED-TV’ye yayın lisansı Mart 1995 tarihinde İngiltere Bağımsız Televizyon Komisyonu ITC (Independent Television Commision) tarafından verilmiştir. MED-TV yanları ilk kez İngiltere’den Starbird adlı bir yayın kuruluşunun yer istasyonundan merkezi Paris’te bulunan Eutelsat uydusu aracılığı ile yapılmaya başlanmıştır.

Starbird adlı kuruluşun, MED-TV yayını konusunda Fransız Telecom Şirketi ile bir yıllık sözleşme yaptığı, bu iş için daha önce Fransız Telecom’a tahsis edilen Eutelsat uydusunun 37 nci transponderin PKK güdümünde faaliyet gösteren Belçika LBO Şirketi tarafından kiralandığı ve (l-F2 10 derece doğu) kanalını kullandığı öğrenilmiştir.

LBO isimli Belçika Şirketi MED-TV yayınları konusunda. Fransız Telecom İdaresi ile yaptığı bir yıllık transponder kiralamasına ilişkin sözleşmeyi 31 Mart 1996 tarihinde feshetmesi üzerine, MED-TV yayın saatleri süresince, Fransız Eutelsat uydusunda bulunan söz konusu transponderi. Portekiz Televizyon İdaresi kiralamış ve PKK’nın paravan kuruluşu durumundaki LBO şirketi Portekiz Televizyon İdaresi ile anlaşmış ve MED-TV yayınları aynı frekans üzerinden yayın yapma imkanına kavuşmuştur.

MED-TV’nin birçok programları Brüksel’de Little Bil One (LBO) adlı şirketin Denderleuw Kasabasındaki stüdyolarından izinsiz olarak yapılmaya başlanmıştır. Yapılan bu programlar Belçika’lı VTY isimli bir şirket aracılığıyla şifreli olarak Alman Koperikus uydusundan Belçika’dan Londra’ya aktarılmıştır.

Ağustos 1996 tarihinden itibaren Intelsat, Eutelsat ve Eutelsat-II, Hotbird-4 uydusundan Polonya ve Slovakya gibi şirketlerin transponderleri ile bahse konu yayınlar sürdürülmektedir.

Kurulduğu tarihten itibaren MED-TV’nin düzenlediği panel, haberler, söyleşi, Kürsiya Gel (Halk Kürsüsü) gibi programlarda PKK terör örgütünün propagandası yapılmış, başta Abdullah ÖCALAN olmak üzere birçok üst düzey örgüt mensubu ile telefonla canlı bağlantı kurulmuştur.

MED-TV’nin Finansmanı

MED-TV’nin ticari olarak temsiline dönük olarak 27.04.1995 tarihinde Brüksel’de Roj adlı bir şirket kurulmuştur.

Kürt Vakfı: 10.01.1997 tarihinde MED-TV’ye gelir sağlamak amacıyla örgüt mensupları tarafından Kürt Vakfı adıyla İngiltere’de bir banka hesabı açtırılmış ve bu vakfa bağış yapılması için örgüt yayın organlarında propaganda içerikli yazılar yazılmıştır.

Dayanışma Vakfı: Örgütün yasadışı yollardan elde ettiği ve aklamakta güçlük çektiği paralar için MED-TV’ye yardım adı altında karapara aklama operasyonu başlattığı, bunun için İsveç merkez olmak üzere İsveç Posta nezdindeki hesaba MED-TV’ye dayanışma adı altında karapara aktarılmıştır.

Temmuz 1998 tarihinde MED-TV’nin yayın politikası ve yönetim biçimi örgüt üst yönetimi tarafından beğenilmemiş, bu alanda faaliyet gösteren örgüt mensupları örgütün elebaşısı Abdullah ÖCALAN tarafından sorguya tabi tutularak, MED-TV yönetiminin yeniden oluşturulması yoluna gidilmiştir. Buna göre yeni yönetimde yer alan örgüt mensuplarının çoğunluğu Avrupa alanından örgüte katılan kimselerden oluşmuştur. Keza, TV Stüdyosunda yer alan bayan görevlileri tamamen PKK’nın sözde kadın ordulaşması olarak kurduğu YAJK (Kürdistan Özgür Kadınlar Birliği) mensuplarından seçmiştir.

Terör örgütü PKK’nın başı Abdullah ÖCALAN Roma’da yakalanmasından sonra bu ülkede siyasi statü kazanabilmesi için propaganda faaliyetleri yoğunlaştırılmıştır. Bu amaçla PKK örgütünün görsel yayın organı olan MED–TV’de. İtalya’da örgüt mensuplarının yaptıkları gösterileri naklen vermiş. yurtiçinde gerçekleştirilen cezaevi eylemleriyle HADEP yöneticilerinin beyanlarını ve kitlesel gösterileri abartılı olarak aktarmıştır. PKK örgütünün kırsal kesiminde bulunan örgüt mensuplarıyla canlı telefon bağlantıları kurarak örgüte yardım eden kişilerin demoralize olmalarını önlemek istemiştir. Abdullah ÖCALAN’ın İtalya’ya gelmesinden itibaren MED-TV, Avrupa kamuoyunu etkilemek amacıyla propagandaya başlamış, özellikle sözde Kürt olduklarından dolayı Türkiye’de kötü muameleye maruz bırakılan kişilerle röportajlar yapmıştır.

Abdullah ÖCALAN’ın Kenya’da yakalanıp Türkiye’ye getirilmesinden sonra MED-TV yayınlarını aralıksız 24 saate çıkarmıştır. PKK mensup ve yandaşlarını eylemlere yönelten kışkırtıcı yayınlara ağırlık vermiştir. Her akşam düzenlenen panel programlarında Abdullah ÖCALAN’a destek amacıyla kamuoyu oluşturulmaya çalışılmıştır. Ayrıca üst düzey örgüt mensuplarının da, MED-TV aracılığıyla örgüt mensuplarını kitlesel şiddet eylemlerine yöneltme çalışmaları devam etmiştir.

Abdullah ÖCALAN’ın yakalanmasından sonra 17.02.1999 tarihinde Almanya’da PKK yandaşlarınca gerçekleştirilen gösteriler MED-TV’de canlı olarak yayınlanmış ve bu yayın sırasında MED-TV programcıları, göstericileri, Abdullah ÖCALAN’ı ve PKK örgütünü destekleyen konuşmalar ve yorumlara yer verilmiştir.

MED-TV’de yayınlanan 02.03.1996 tarihli Halk Meclisi Programında PKK merkez komitesi üyesi Osman ÖCALAN ile canlı telefon bağlantısı kurulmuştur. Osman ÖCALAN bu telefon bağlantısında şunları söylemiştir:

 ”…Şu anda kurtuluş savaşımızı, bir Halk ayaklanması, ikincisi yetkinleşen, pekleşen, sağlamlaşan gerilla ve bunun yanı sıra da özellikle Kürdistan gençliğinin, Kürdistan’in belli başlı kesimlerinde ve Türkiye’nin metropollerinde gerçekleştirdiği intikam eylemleriyle fedailik savaş süreci başlamıştır. Yani fedailik olayı yeni bir olaydır. Bu temelde hem halkımız hem de gerilla güçlerimiz fedailik eylemini devreye sokacaklardır. Klasik gerilla savaşı fedailik ve halk ayaklanması üçlüsü temelinde Kürdistan devriminin yeni aşamaya girdiğini, Türk Devleti’nin büyük bir bozgunla karşı karşıya olduğunu söyleyebilirim.

Kuzey Kürdistan’da ve Türkiye’de halkımızın her türlü eylem biçimini yapmaya hakkı vardır. Türk Devleti kuralsız bir savaş yürütüyor. Doğal olarak buna meşru müdafaa hakkıyla cevap vermemiz gerekiyor. Bu açıdan halkımıza. Özellikle gençliğimize, özellikle belirteceğimiz şudur: Yani Kürdistan’da ve Türkiye’de her türlü direniş hakkını kullanabilir, her türlü savaş biçimini kullanabilir. Bu hakkı kimse elinden almaz, meşrudur. Çünkü düşmanımız kuralsız bir savaş yürütmektedir Özellikle gençlerimiz “APO İntikam Şahinleri” örgütünde olduğu gibi birçok intikam örgütünü kurabilir ve mücadelesini yükseltebilir. Onlar bunun bilinci içerisindedirler. Beklentimiz yeri göğü sarsan eylemleri daha da boyutlandırmaktır.”

MED-TV hakkındaki bu bilgi ve dosya içinde bulunan MED-TV programlarında yapılan konuşmaların çözümleri ve yukarıya alınan Osman ÖCALAN’ın konuşmaları bu TV’nin tamamen PKK terör örgütünün kuruluş olduğunu, örgütün talimatları doğrultusunda yayın yaptığını ve halen de bu yayınını örgütün amaçları doğrultusunda daha da yükseltip şiddetlendirerek devam ettiğini göstermektedir.

44) SİLAHLI ÇETE PKK’NIN UYUŞTURUCU TİCARETİYLE İLİŞKİSİ

İnsan hayatına değer vermeyen silahlı çete PKK uyuşturucu ticareti de yapmaktadır. Sanık Abdullah ÖCALAN, örgütünün doğrudan uyuşturucu ticareti yaptığını inkar etmiş;

”…Bizim örgütümüzün uyuşturucu madde ticaretiyle iştigali yoktur. Başlangıçta da ifade ettim; bizim Zağros bölgesi dediğimiz, Van ve Hakkari bölgesinin normal ticareti uyuşturucu ticaretidir. Oradaki bölge sorumlularımız buradaki uyuşturucu ticaretinden pay almışlardır. Bunun dışında örgütümüz uyuşturucu ticaretiyle iştigal etmez” beyanında bulunmuştur. (Kls: 1/Dizi:43-78/Cumhuriyet Savcılığı Sorgu Zaptı Sayfa 21-22)

Abdullah ÖCALAN’ın beyanından da silahlı çete PKK’nın uyuşturucu ticareti yapan çete ve kişilerle sıkı ilişki içinde olduğu anlaşılır. Uyuşturucu ticaretinden kazandığı paralardan PKk’ya pay veren uyuşturucu tacirlerinin
uyuşturucunun naklinde ve pazarlanmasında PKK elemanlarından yardım gördüğü muhakkaktır.

“1984-1993 yılları arasında yıkıcı ve bölücü örgütlerle ilişki içerisinde bulundukları tespit edilen 503 Türk uyruklu şahıs uyuşturucu madde kaçakçılığı olaylarına karıştıkları gerekçesiyle yakalanmışlar ve haklarında tahkikat yapılmıştır.

Haklarında tahkikat yapılan 503 şahıstan 188’i serbest bırakılırken geriye kalan 315 şahıs Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde tutuklanmıştır.

Farklı ülkelerin polis raporlarına göre toplamın %94,6’sı olan 298 şahıs ya terör örgütü PKK mensubu ya da örgütle yakın ilişki içinde bulunan kişilerdir. (Paris Enstitüsü tarafından hazırlanan Terörizm ve Politik Şiddet’ başlıklı rapor) (Kls:39)

06.05.1998 günü silahlı çete PKK’dan kaçarak 2’nci Jandarma Sınır Tabur Komutanlığına teslim Fettah DURSUN 25.05.1998 günü zabıtaya verdiği, Van devlet Güvenlik Mahkemesinde yapılan yargılamasının 27.08.1998 günlü oturumunda da doğruluğunu teyit ettiği ifadesinde; PKK örgütü elemanı Mehmet Ali METE’nin örgütün uyuşturucusunu satmakla görevli olduğunu, 1994 ve 1995 yılı içerisinde Mehmet Ali METE’nin değişik tarihlerde Yüksekova İlçesi Yediveren Köyü Pağeng bölgesine çağırdığı, Ferzinde ATASOY, Emirhan YAZGAN, Tahir BASKIN isimli uyuşturucu kaçakçılığı ile iştigal eden şahıslara satması için örgüte ait eroini verdiğini, bu şahısların örgütün eroinini satıp, parasını ödedikleri beyanında bulunmuştur. (Kls:39)

Abdullah OCALAN da;

“…Ben başından beri uyuşturucu ticaretine karşı çıktım. 1990’lı yıllarda İran’da Makü bölge sorumlusuyla yaptığım konuşmada, ‘Bu uyuşturucu ticaretini bırakın, PKK’nın siyasi yönünü bitirir’ dedim” sözleriyle PKK elemanlarının uyuşturucu ticareti yaptığını dolaylı olarak da olsa ikrar etmiştir. (Kls: 1/Abdullah ÖCALAN’ın sorgu zaptı, sayfa 22)

PKK (Partiya Karkeren Kürdistan-Kürdistan İşçi Partisi) hakkındaki bilgiler aşağıda dizi numaraları verilen dökümanlarda bulunmaktadır:

a) PKK Kuruluş Bildirgesi, (Kls:3/Dizi: 10)
b) PKK Programı, (Kls:3/Dizi:9)
c) PKK Program ve Tüzüğü, (Kls:3/Dizi:8)
ç) PKK V. Kongre Kararları, (Kls:3/Dizi:6)
d) Şubat 1996 Tarihli ve Haziran 1997 Tarihli Serxwebun Dergileri, (Kls:3/Dizi: 5)
e) Abdullah ÖCALAN’ın 1 99C’ yılında örgüt mensuplarına verdiği talimatları içerir konuşmalar, (Kls :3/Dizi: 15)
f) Abdullah ÖCALAN’ın ifadeleriyle PKK tarihi, (Kls:3/Dizi: 11)
g) Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan 3 cilt halinde “PKK”
isimli kitap, (Kls:5/Dizi: 11-12-13-14)
h) Abdullah ÖCALAN tarafından yazılmış olan “Ayaklanma Taktiği  Üzerine Tezler ve Görevlerimiz” isimli kitap, (Kls:5/Dizi:7—8)
ı)”Kendi ifadeleriyle Abdullah ÖCALAN” isimli broşür, (Kls:5/Dizi:5-6)
i) PKK 1998 Yurtiçi Silahlı Faaliyetler isimli broşür, (Kls:5/Dizil-2)
j) Serxwebun Dergisi (1982 Ocak Birinci Ulusal Konferans Kararları), (Kls:4/Dizi: 183)
k) PKK 1. Ulusal Konferans Kararları, (1(ls:4/Dizi: 180)
1) PKK IV. Kongre Kararları. (Kls:4/Dizi; 179)
m) VI. Ulusal Kongre Sürecine Dair Talimat Ve Perspektifler, (Kls:4/Dizi: 178)
n) PKK II. Ulusal Konferans Kararlan (Serxwebun Temmuz 1990), (Kls:4/Dizi: 177)
o) PKK III. Konferans Kararları (örgütsel doküman), (Kls:4/Dizi:78- 169)
ö) PKK IV. Ulusal Konferansından Değerlendirmeler ve Kararlar (Serxwebun Haziran 1996. Sayı 174), (Kls:4/Dizi:77)
p) V. Ulusal Konferans Kararlan (1998 Nisan, Mayıs, Haziran aylarına ait 196, 197, 198 sayılı Serxwebun Dergileri), (Kls:4/Dizi:34-73)
r) IV. Ulusal Kongre Kararları (Şubat. Mart, Nisan, Mayıs ayların ait 110. 11 1, 112, 1 13 sayılı Serxwebun Dergileri), (Kls:4/Dizi:26-33)
s) VI. Kongre Kararlarına ait örgüt açıklamaları, (Kls:4/Dizi: 11-25)
ş) 07.03.1999 tarihli telsiz görüşmeleri, (Kls:4/Dizi: 1-10)
t) 05.03.1999 tarihli Özgür Politika Gazetesi (PKK Vİ. Zafer Kongresini Yaptı başlığıyla kongre bildirisi yayınlanmıştır), (Kls:4/Dizi: 11-14)
u) Kürdistan Devriminin Yolu-Manifesto. (Kls:4/Dizi: 184)
ü) Abdullah ÖCAlAN’ın Roma’da yakalanması sonrası HADEP tarafından verilen destek (Kls:7)
v) HADEP-PKK ilişkisini gösterir ifade suretleri (Kls:7/Dizi: 1-44)
y) HADEP-PKK ilişki dosyası (Kls:7)
z) HADEP-PKK ilişkisini gösterir belge ve dökümanlar (Kls: 7/Dizi: 1- 12)
aa) HADEP-PKK ilişkisini gösterir ifadeler (KJs:6/Dizi: 1-110)
bb) MED-TV Dosyası (Kls:8)

(>>İDDİANAMENİN SONRAKİ SAYFASI)

Ankahukuk Sitesi kurucusu ve yöneticisi

İçeriğimize yorumda bulunmak ister misiniz?

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

İlginizi Çekebilir

Siteden...

İlgili İçerikler